BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN
2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi 55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...
mehmet şevki eygi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mehmet şevki eygi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Şubat 2017
CUMA MESAJLARI
Cumanız mübarek olsun, Cenab-ı Hak size ve hepimize sıhhat afiyet selamet, selim akıl, doğru fikir versin.
Cuma namazına gidiyor musunuz? Gidiyorsanız Allah ibadetinizi kabul etsin.
Gitmiyorsanız, inşaallah önümüzdeki haftadan itibaren gitmeye başlayın.
Sadece cuma namazı kılmak ile kulluk vazifenizi yapmış olmazsınız. İslamın beş şartından ikincisi günde beş vakit namaz kılmaktır. Bu konuyu çok ciddî şekilde düşünmenizi ve günlük namazları kılmaya başlamanızı tavsiye ederim.
Dosdoğru kılınan namazın kişiyi ahlaksızlıktan, azgınlıktan koruyacağı Kur’anda beyan edilmiştir.
Namaz için camiye girerken, kapıda cep telefonunuzu kapatmayı unutmayın. Sessize almak değil, kapatmak. Camide telefonla meşgul olmak, mesaj okumak, mesaj yazmak çok ayıp ve günahtır, affedilmez bir hafiflik ve görgüsüzlüktür. Siz sevgili din kardeşim sakın cep telefonu manyağı olmayınız, bu size yakışmaz.
Camide sakın yanınızdaki arkadaşınızla veya herhangi biri ile konuşmayınız. Sevgili Peygamberimiz (Salat ve selam olsun ona) bunu yasaklamıştır.
Cuma günü, maddî imkanınız varsa gerçek fakirlere (profesyonel dilencilere değil) Allah rızası için yardım yapınız. Mesela yoksul birine yemek yediriniz, miskin bir Müslüman bulup ona harçlık veriniz.
Bugün (diğer günlerde de) sakın öfkelenmeyin, sinirlenmeyin, kızmayın. Öfke baldan tatlıdır ama bazen insanı katil bile yapar. Sakin ve sabırlı olun.
Bilhassa cuma günleri yakın komşularınıza daha fazla güler yüzlü olun, aranızda samimiyet varsa imkanınız derecesinde onlara ikramda bulunun.
Her gün, hassaten cuma günü başkalarının analarına, kızlarına, eşlerine, bacılarına kötü gözle bakmayın, göz zinası yapmayın. Bu size yakışmaz.
Dilinizi gıybetten, yalandan, iftiradan, laf taşımaktan, fitne ve fesat çıkartacak sözlerden koruyun.
Gevezelikten, zevzeklikten, laf ebeliği yapmaktan uzak durun, az ve öz konuşun, her söylediğiniz doğru olmalı, her doğruyu söylemenin doğru olmadığını da iyi bilin.
Otomobil kullanırken zaruret (zorunluluk) olmadıkça korna çalmayınız, ses kirliliği yapmayınız.
Hemen bu cuma nefs-i emmârenizle savaşmaya başlayın. O sizin, içinizdeki kendi şeytanınızla birlikte en büyük düşmanınızdır. Sakın onun isteklerini yerine getirmeyin.
Fazla kilolarınız varsa, bu cuma islamî perhize başlayın. Size yetecek, ayakta tutacak kadar yiyin. Prensibiniz şu olsun: Yemek için yaşamayın, yaşamak için yiyin.
Cumayı fırsat bilin, günahlarınızdan tevbe ederek Allahtan af dileyin.
Cuma günü duaların kabul edildiği bir saat vardır. Dua edin, iyilikler dileyin.
Osmanlıca bilmiyorsanız bu cuma bin yıllık yazımızı öğrenmeye başlamaya ne dersiniz?
Başta anneniz babanız olmak üzere sevdiklerinizi arayıp hal ve hatırlarını sorunuz, gönüllerini alınız.
Size ebedî mutluluk kazandıracak faydalı bir kitaptan birkaç sayfa okuyup aydınlanmaya ne dersiniz? Bunu alışkanlık haline getirin ve bu cumadan itibaren her gün en az yarım saat faydalı kitap okuyun. İmam Gazalî’ninİHYÂ’sı sizde varsa ondan okumaya başlayın. Baştan başlamak gerekmez, fihristine bakın, ilginizi çeken bir faslı okuyun. Roman okur gibi paldır küldür okumayın, dikkatle öğrenerek okuyun. Okuduğunuz bilgileri hayata uygulayın.
İlmihalinizi iyi bilmiyorsanız bu cumadan itibaren öğrenmeye başlayın. Allahın on dört sıfatını ve ezberlenmesi gereken diğer bilgileri ezberleyin.
Sizden zor bir şey isteyeceğim: Bugün tenha bir yere çekilip Türkiye’nin, İslam dünyasının, insanlığın haline üzülüp biraz ağlayabilir misiniz? Ağlayamazsanız ağlar gibi yapınız.
Mü’min kardeşlerinizi ötekileştirmekten vaz geçin. En günahkarmü’minde bile sevebileceğiniz, tutabileceğiniz bir cevher vardır: İman…
Cumanız tekrar mübarek olsun. Selam ve hürmetler ederim.
14 Mart 2014
Müslümanın 45 Hasleti
1.
MÜSLÜMAN ıslah (iyileştirmek, düzeltmek) için çalışır, ifsad (bozmak) için
çalışmaz.
2.
Müslüman fitne fesat çıkartmaz.
3.
Müslüman askerî veya sivil darbe yapmaz, darbeleri ve darbecileri desteklemez.
4.
Müslüman terörist değildir.
5.
Müslüman büyüklerine saygı gösterir, küçüklerine şefkatli ve merhametli olur.
6.
Müslüman haram yemez, haram gelir elde etmez, kirli ve kara para zengini olmaz.
7.
Müslüman haramlardan kaçtığı gibi şüphelilerden de uzak durur.
8.
Müslüman rüşvet almaz ve vermez.
9.
Müslüman adaletsizlik ve insafsızlık yapmaz.
10.
Müslüman haram rant yemez.
11.
Müslüman riba yemez, ribaya bulaşmaz, riba katipliği ve memurluğu, riba
muhasebeciliği yapmaz.
12.
Müslüman gazeteler, dergiler ve tv’ler riba kurumlarının ilan ve reklamlarını
basmaz.
13.
Müslüman kafirleri, münafıkları dost ve velî edinmez.
14.
Müslüman mesken ve dekorasyon konusunda israf etmez. İsraf haramdır.
15.
Müslüman otomobil konusunda israf etmez.
16.
Müslüman lüks evin, lüks otonun, lüks giyim kuşamın, lüks hayat tarzının
fazilet değil, redaet olduğunu iyi bilir.
17.
Müslüman, Allahın kendisine lütf etmiş olduğu nimetlerin bir kısmını ihtiyaç
sahiplerine tasadduk ve infak eder.
18.
Müslüman zekatını Kur’ana, Sünnete, Şeriata, fıkha uygun şekilde hak eden
gerçek şahıslara verir, tüzel kişilere (Cemaat, tarikat, dernek, vakıf vs)
vermez.
19.
Müslüman itikadını tashih eder, doğru inançlı olur.
20.
Müslüman beş vakit namazı dosdoğru kılar.
21.
Müslüman, iyi veya kötü bütün mü’minleri kardeş bilir. İyi Müslüman iyi kardeş,
kötü Müslüman, kötü olmasına rağmen yine kardeş.
22.
Müslüman kendisini kurtaracak, kendisine yetecek derecede ilmihalini ve İslam
ahlakını öğrenir, ezberler ve hayata uygular.
23.
Müslüman parçayı (cemaat, tarikat, hizip, fırka, grup…) bütünle (Ümmet)
özdeşleştirmez, parça ile bütünü eşit görmez, hele parçayı bütünden büyük
görmek akılsızlığını hiç yapmaz.
24.
Müslüman o kimsedir ki, İslam dünyasının en uzak yerindeki bir kardeşinin
ayağına diken batsa, acısını yüreğinde hisseder.
25.
Müslüman, kendi günah, ayıp, kusurlarına üzülüp ağlamaktan, başkalarınınkileri
göremez.
26.
Müslüman, şayet başkalarının günah ve ayıplarını ez-kaza öğrenirse onları ifşa
etmez, tam aksine gizler.
27.
Müslüman dünya hizmetlerini, dünya imarını yapar ama ahirete dönüktür.
28.
Müslüman Allah için sever, Allah için buğz eder.
29.
Müslüman sokakta, çarşı pazarda, kaldırımda, nakil vasıtalarında açıkta yemez
içmez, kimseyi imrendirmez.
30.
Müslüman meşreb, cemaat, tarikat, grup, parça holiganlığı, militanlığı,
fanatizmi yapmaz.
31.
Müslüman babasını, kardeşini, dostunu kayırmak için yalancı şahitlik yapmaz.
32.
Müslüman İslam Şeriatinin kabul etmediği, küfür olarak gördüğü bâtıl yeminleri
etmez.
33.
Müslüman aklı, kültürü, imkanları derecesinde ya doğrudan doğruya, ya dolaylı
olarak, yapanları destekleyerek emr-i mâruf ve nehy-i münker yapar.
34.
Müslüman riyasete, vazifeye talip olmaz. Matlub (istenen) olursa, ehliyeti
yoksa yine kabul etmez.
35.
Müslüman kendi günah ve hatalarına, İslam aleminin feci’ durumuna, insanlığın
haline, dünyanın kötülüklerle dolu olmasına, âhir zaman alametlerine bakar ve
ya göz yaşı dökerek, yahut kalbinden ağlar.
36.
Müslüman, zamandan ve mekandan münezzeh olan Allahü Teala hazretlerine
dönüktür.
37.
Müslümanın seyyidi, sultanı, reisi, âmiri, imamı, değişmez başkanı Resul-i
Kibriya aleyhi ekmelüttahaya Efendimiz (Salat ve selam olsun ona)
hazretleridir.
38.
Müslümanın dünya ve hukuk nizamı Şeriat-i Garra-i Ahmediyyedir.
39.
Müslümanın yüreğinde hüsn-i hâtime korkusu ve endişesi vardır.
40.
Müslüman kıldığı namazlar, tuttuğu oruçlar ve diğer ibadetler dolayısı ile
‘ucba ve gurura kapılmaz, aksine istiğfar eder. Çünkü Allaha layık kulluk
edememektedir.
41.
Müslüman Allahın, Resulünün, İslamın, imanın, Kur’anın, Sünnetin, Şeriatin,
fıkhın, İslam ahlakının düşmanı olan Kezzablara, Deccallara, Süfyanlara
düşmandır. Onlara zerrece muhabbet etmez, onları zerrece desteklemez.
42.
Müslüman bütün insanlığı Resulullahın ümmeti kabul eder. Müslümanlar Ümmet-i
İcabet’tir, gayr-i müslimler Ümmet-i Davet’tir.
43.
Müslüman yeryüzünde Allahın şahididir.
44.
Müslüman şarlatanlık ve soytarılık yapmaz.
45.
Müslümanın güzel ahlakına, iyi ahvaline, faziletlerine, güvenilir bir insan olduğuna,
adaletine, doğruluk ve dürüstlüğüne düşmanları ve karşıtları bile şahitlik
eder.
25 Aralık 2013
BU SAVAŞ BİZİ YIKAR
BU ülke halkının çoğunluğunu oluşturan biz Müslümanlar ne zaman adam olacağız, doğru dürüst Müslüman olacağız?
Şu son asırda, cennetmekan Sultan Abdülhamid Han efendimizin tahtından indirilmesinden sonra başımıza gelmeyen kalmadı, yine akıllanmadık, uslanmadık, derlenip toplanmadık, birleşip tek bir Ümmet olmadık.
Cumhuriyetin ilanından sonra başımıza büyük felaketler geldi,
27 Mayıs 1960 darbesiyle yerlere yıkıldık,
Ardından 12 Mart 1971 darbesi,
Onun ardından 12 Eylül darbesi,
Daha sonra 28 Şubat darbesi…
Bunca darbe yedik, bunca zulme ve hakarete uğradık, bunca sıkıntılar çektik ama hâlâ akıllanmadık, derlenip toparlanmadık.
Biraz gün yüzü gördük, biraz hürriyete kavuştuk, derlenip toparlanacağımıza şimdi de iktidar cemaat savaşları veriyoruz.
Zulüm, baskı, sıkıntı çektiğimiz zamanlar ağlar sızlanırız; düze çıktığımız zaman yan gelir yatarız, tedbir almayız.
Yapacağımız ilk işlerden biri tek bir Ümmet teşkilatı kurmak ve başımıza râşid bir İmam seçmek değil midir? İşte bunu yapmayız. Ümmet olmadığımız, birleşmediğimiz için başımız beladan, musibetten kurtulmaz.
Kur’an birleşin, sakın ayrılmayın parçalanmayın der, biz aldırmayız.
Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) birlik olun der, yine aldırmayız.
Akıl ve bilgelik bir ve beraber olun der, tınmayız.
Kendi yakın tarihimizden ibret almıyoruz.
Suriyeden ibret almıyoruz.
Mısırdan ibret almıyoruz.
Birliğe, beraberliğe, Ümmete, İmamete cami hoparlörleri, şadırvan muslukları, lüks umreler kadar önem vermiyoruz.
Birbirinden kopuk, her biri kendi başına buyruk cemaatlerimizin, tarikatlarımızın, hizip ve fırkalarımızın, dernek ve vakıflarımızın, çeşit çeşit İslamcılıklarımızın sayısı bini geçti.
Ümmet birliği bakımından tam bir fetret devri yaşıyoruz.
Kafirler ve münafıklar bize bölünün, parçalanın, birbirinizle çekişip tepişin dediler. Biz âmenna öyle yapalım cevabını verdik.
Şu manzaraya bakın: Müslümanlardan oluşan bir iktidarla, dinî bir cemaat kıyasıya savaşıyor.
Bu savaşın galibi olur mu?
Ne kadar dinsiz, densiz, ahlaksız varsa Müslümanların bu savaşı karşısında zil takıp oynuyor.
Allah ve Resulü bize, sakın kafirleri dost ve velî edinmeyiniz diyor, bizim bir kısmımınız tam tersini yapıyor.
Tehditler, beddualar, lanetler uçuşuyor.
Bir anlaşmazlık olduğunda Müslümanların bu konuda Allahın Kitabını, Resulün Sünnetini, Şeriatı, Hikmeti hakem kılmaları gerekmez mi?
Çok açık yazacağım:
Biz kendi yakın tarihimizden ders almazsak… Suriye faciasından ders almazsak… Mısırdan ders almazsak… Filistinden ders almazsak ve derlenip toparlanmazsak; akıbetimiz onların sonu gibi olur.
Birtakım beyinsizlerin hırsları yüzünden ülkemiz bir iç savaşa doğru sürüklenmektedir.
Bunca tefrika, keşmekeş, kaos, anarşi içinde hâlâ kuvvetli bir Ümmetleşme cereyanı ve teşebbüsü yok.
Hâlâ birleşip başımıza râşid ve muttaki bir reis seçip de ona biat ve itaat edemiyoruz.
Hâlâ bir sürü islamî dükalıklara, kontluklara, prensliklere, baronluklara, beyliklere bölünmüş vaziyetteyiz. En gevşek şekliyle olsun bir federasyon veya konfederasyon kurmaya yanaşmıyoruz.
Mübarek Ramazanlarda papazlarla iftar yemeği yiyenler, öteki meşreblere mensup sâlih Müslümanlarla bir araya gelemiyor.
Yakın tarihimiz, bunca askerî darbe, Filistinde Suriyede Mısırda İrakta Afganistanda olup bitenler bizi uyarmadıysa, bundan sonra uyanmamız pek zor olur.
Düşmanlarımız kına yakmış sevinçlerinden oynuyor, biz birbirimizle savaşıyoruz.
Yazık yazık çok yazık!
MİLLİ GAZETE AİLENİZİN GAZETESİ
Şu son asırda, cennetmekan Sultan Abdülhamid Han efendimizin tahtından indirilmesinden sonra başımıza gelmeyen kalmadı, yine akıllanmadık, uslanmadık, derlenip toplanmadık, birleşip tek bir Ümmet olmadık.
Cumhuriyetin ilanından sonra başımıza büyük felaketler geldi,
27 Mayıs 1960 darbesiyle yerlere yıkıldık,
Ardından 12 Mart 1971 darbesi,
Onun ardından 12 Eylül darbesi,
Daha sonra 28 Şubat darbesi…
Bunca darbe yedik, bunca zulme ve hakarete uğradık, bunca sıkıntılar çektik ama hâlâ akıllanmadık, derlenip toparlanmadık.
Biraz gün yüzü gördük, biraz hürriyete kavuştuk, derlenip toparlanacağımıza şimdi de iktidar cemaat savaşları veriyoruz.
Zulüm, baskı, sıkıntı çektiğimiz zamanlar ağlar sızlanırız; düze çıktığımız zaman yan gelir yatarız, tedbir almayız.
Yapacağımız ilk işlerden biri tek bir Ümmet teşkilatı kurmak ve başımıza râşid bir İmam seçmek değil midir? İşte bunu yapmayız. Ümmet olmadığımız, birleşmediğimiz için başımız beladan, musibetten kurtulmaz.
Kur’an birleşin, sakın ayrılmayın parçalanmayın der, biz aldırmayız.
Resulullah Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) birlik olun der, yine aldırmayız.
Akıl ve bilgelik bir ve beraber olun der, tınmayız.
Kendi yakın tarihimizden ibret almıyoruz.
Suriyeden ibret almıyoruz.
Mısırdan ibret almıyoruz.
Birliğe, beraberliğe, Ümmete, İmamete cami hoparlörleri, şadırvan muslukları, lüks umreler kadar önem vermiyoruz.
Birbirinden kopuk, her biri kendi başına buyruk cemaatlerimizin, tarikatlarımızın, hizip ve fırkalarımızın, dernek ve vakıflarımızın, çeşit çeşit İslamcılıklarımızın sayısı bini geçti.
Ümmet birliği bakımından tam bir fetret devri yaşıyoruz.
Kafirler ve münafıklar bize bölünün, parçalanın, birbirinizle çekişip tepişin dediler. Biz âmenna öyle yapalım cevabını verdik.
Şu manzaraya bakın: Müslümanlardan oluşan bir iktidarla, dinî bir cemaat kıyasıya savaşıyor.
Bu savaşın galibi olur mu?
Ne kadar dinsiz, densiz, ahlaksız varsa Müslümanların bu savaşı karşısında zil takıp oynuyor.
Allah ve Resulü bize, sakın kafirleri dost ve velî edinmeyiniz diyor, bizim bir kısmımınız tam tersini yapıyor.
Tehditler, beddualar, lanetler uçuşuyor.
Bir anlaşmazlık olduğunda Müslümanların bu konuda Allahın Kitabını, Resulün Sünnetini, Şeriatı, Hikmeti hakem kılmaları gerekmez mi?
Çok açık yazacağım:
Biz kendi yakın tarihimizden ders almazsak… Suriye faciasından ders almazsak… Mısırdan ders almazsak… Filistinden ders almazsak ve derlenip toparlanmazsak; akıbetimiz onların sonu gibi olur.
Birtakım beyinsizlerin hırsları yüzünden ülkemiz bir iç savaşa doğru sürüklenmektedir.
Bunca tefrika, keşmekeş, kaos, anarşi içinde hâlâ kuvvetli bir Ümmetleşme cereyanı ve teşebbüsü yok.
Hâlâ birleşip başımıza râşid ve muttaki bir reis seçip de ona biat ve itaat edemiyoruz.
Hâlâ bir sürü islamî dükalıklara, kontluklara, prensliklere, baronluklara, beyliklere bölünmüş vaziyetteyiz. En gevşek şekliyle olsun bir federasyon veya konfederasyon kurmaya yanaşmıyoruz.
Mübarek Ramazanlarda papazlarla iftar yemeği yiyenler, öteki meşreblere mensup sâlih Müslümanlarla bir araya gelemiyor.
Yakın tarihimiz, bunca askerî darbe, Filistinde Suriyede Mısırda İrakta Afganistanda olup bitenler bizi uyarmadıysa, bundan sonra uyanmamız pek zor olur.
Düşmanlarımız kına yakmış sevinçlerinden oynuyor, biz birbirimizle savaşıyoruz.
Yazık yazık çok yazık!
MİLLİ GAZETE AİLENİZİN GAZETESİ
11 Şubat 2012
Nasıl bir Dindar Gençlik
Elbette, bir Müslüman olarak gerçek dindar gençlik yetişmesini ve yetiştirilmesini can u gönülden arzu ederim.
Müslüman gençlik yetiştirilmesini isterim; İslamcı, radikal, aktivist, şucu bucu gençlik istemem.
Dindar bir gencin özellikleri neler olmalıdır:
1. Sahih itikada sahip olacak.
2. Beş vakit namaz kılacak.
3. İslam, Kur'an, Sünnet, Selef-i Sâlihîn ve evliya ahlakı ile ahlaklı ve faziletli olacak.
4. Çok sağlam ve derin bir dinî/millî kültüre ve genel kültüre sahip olacak.
5. Lise bitirmişleri yazılı ve edebî Türkçeyi çok iyi bilecek. Mesela Fuzulî divanını orijinal metninden yanlışsız okuyup şerh edebilecek.
6. Şehir ve medeniyet terbiyesine, görgüsüne, nezaketine sahip olacak. Başka bir deyimle bedevî Müslüman olmayacak, medenî Müslüman olacak.
7. Paraya, menfaate, lükse, konfora, aşırı tüketime, israfa yönelik olmayacak.
8. Büyüklerine saygılı, küçüklerine şefkatli olacak.
9. İtlik, serserilik, kopukluk, uğursuzluk, külhanbeyliği, tulumbacılık, şımarıklık, yılışıklık, küstahlık yapmayacak.
10. Arivist olmayacak.
11. Adaletli ve insaflı olacak.
12. Sanat ve estetik boyutu güçlü olacak.
13. Mürüvvetli ve fütüvvetli olacak.
14. Çok konuşup gevezelik ve zevzeklik yapmayacak.
15. Hizip, fırka, cemaat militanlığı, holiganlığı yapmayacak.
16. İhlaslı olacak.
17. Takvalı olacak.
18. Zerre kadar haram yemeyecek.
19. Ümmet şuuruna sahip olacak.
Bir Selanik Dönmesi, "Gençlik dindar yetişirse Türkiye'nin sonu olur" demiş.
Yanlış söylemiş. Dönmelik saltanatının sonu olur ve çok iyi olur.
YAZI MİLLİ GAZETE YAZARI MAHEMT ŞEVKİ EYGİ'YE AİTTİR
Müslüman gençlik yetiştirilmesini isterim; İslamcı, radikal, aktivist, şucu bucu gençlik istemem.
Dindar bir gencin özellikleri neler olmalıdır:
1. Sahih itikada sahip olacak.
2. Beş vakit namaz kılacak.
3. İslam, Kur'an, Sünnet, Selef-i Sâlihîn ve evliya ahlakı ile ahlaklı ve faziletli olacak.
4. Çok sağlam ve derin bir dinî/millî kültüre ve genel kültüre sahip olacak.
5. Lise bitirmişleri yazılı ve edebî Türkçeyi çok iyi bilecek. Mesela Fuzulî divanını orijinal metninden yanlışsız okuyup şerh edebilecek.
6. Şehir ve medeniyet terbiyesine, görgüsüne, nezaketine sahip olacak. Başka bir deyimle bedevî Müslüman olmayacak, medenî Müslüman olacak.
7. Paraya, menfaate, lükse, konfora, aşırı tüketime, israfa yönelik olmayacak.
8. Büyüklerine saygılı, küçüklerine şefkatli olacak.
9. İtlik, serserilik, kopukluk, uğursuzluk, külhanbeyliği, tulumbacılık, şımarıklık, yılışıklık, küstahlık yapmayacak.
10. Arivist olmayacak.
11. Adaletli ve insaflı olacak.
12. Sanat ve estetik boyutu güçlü olacak.
13. Mürüvvetli ve fütüvvetli olacak.
14. Çok konuşup gevezelik ve zevzeklik yapmayacak.
15. Hizip, fırka, cemaat militanlığı, holiganlığı yapmayacak.
16. İhlaslı olacak.
17. Takvalı olacak.
18. Zerre kadar haram yemeyecek.
19. Ümmet şuuruna sahip olacak.
Bir Selanik Dönmesi, "Gençlik dindar yetişirse Türkiye'nin sonu olur" demiş.
Yanlış söylemiş. Dönmelik saltanatının sonu olur ve çok iyi olur.
YAZI MİLLİ GAZETE YAZARI MAHEMT ŞEVKİ EYGİ'YE AİTTİR
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN
TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33
IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414
POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47
BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ
Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ