BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ

Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
YENİ FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN

KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

             Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi   55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...

13 Haziran 2017 Salı

Medine-i Münevvere’de Halit Bin Zeydin evinin yeri.

Bismillahirrahmanirrahim.
Bütün hamtlar ve övgüler Allahu Teâlâ’ya mahsustur. Âşıkların gözyaşları adedince, denizlerin damlaları adedinde, Salât ve selam Hz. Muhammed Mustafa  (s.a.v.) ‘e âline olsun.
Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed

Değerli okurlarım! İsa peygamberin müritlerinden Hz. İbrahim peygamberin torunlarından olan “Yemen kralı, Es’Ada” derlerki incildeki bilgilere göre yesripten ahir zaman peygamberi çıkacak.

(Medine-i Münevvere’nin eski ismi yesrip) Yemen kralı emir verir.  Yesripte iki katlı bir ev yaptırır,( o, zaman yesrip yemene bağlıdır.)

Esad vasiyet eder. Birde kâğıt yazar bir sandığın içine koyar, kendi oğluna teslim eder, der ki bu sandık o binada kalacak, babadan oğula o evde oturacaksınız. Her evde oturan kendi oğluna vasiyet edecek ahir zaman peygamberi Hz. Muhammed (.s.a.v.)  o eve gelip yerleşene kadar.

 Vasiyet aynen uygulanır. Aradan “400” sene geçer.. Güzeller güzeli (s.a.v.) Mekkei- Mükerrreme’den Medine-i Münevvere’ye hicret ettiğinde o evde Hz. İbrahim peygamberin torunlarından olan Hz. Halit Bin Zeyd  (r.a.) oturmaktadır.  

(İstanbul’da metfun bulunan,Hz. Eyyübel- Ensari r.a.)

Kâinat’ın efendisi (s.a.v.) Medine-i Münevvere’ye hicret eder Medineli Müslümanlar büyük bir coşkuyla karşılar, herkes Allah Rasülü (s.a.v.) efendimizi kendi hanesine misafir etmek ister.

Ancak Allah Rasülü (s.a.v.)  Kasva isimli devesinin üzerinde şöyle buyurur. kasvayı serbest bırakın kasva nerede durursa konağımız orası olacak.

Kasvanın yularını Cebrail (a.s.) çekmektedir. Kasva da gelir Halit Bin Zeyd evinin önünde durur. Efendimiz işte konağımız burası buyurur.

Allah Resulü bu evin üst katına yerleşir, ilk ikram sarımsaklı yoğurt ikram edilir, bir lokma alır siz yiyin buyurur.

Kendisi yemez. Efendimiz (s.a.v.) bu evde bir sandık olacak onu getirin sandık getirilir ve açılır, içinden bir kâğıt çıkar. 

Bu kâğıdı 400 sene önce Yemen Kıralı Es’ad yazmıştır.

Lailahe illellah Muhammed Resülüllah yazılıdır.

Allaha Rasülü (s.a.v.)  bu evde altı ay kadar kalır, daha sonra kendi evine geçer. Bugün bu ev yıkılmış yerine bu evin simgesi olarak anıt biçiminde yüksekçe bir abide yapılmıştır.

Bu anıt yeşil kubbeye arkamızı alıp sağ tarafımıza döndüğümüzde otuz metre ilerde yaklaşık üç metre yüksekliğinde anıt biçiminde bir yapı görürsünüz işte bu yapı Halit bin zeydin evinin yeridir.

Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed




25 Mayıs 2017 Perşembe

İyi Bir Ramazan İçin

Televizyonla, internetle, sosyal medyayla aramıza ciddi bir mesafe koyacağız. Dizilerden uzak durduğumuz gibi haber ve tartışma programlarıyla da vakit tüketmeyeceğiz. Bir yıl boyunca bütün değerlerimize hakaret eden TV kanallarının Ramazan ayı boyunca reyting kaygısıyla takındıkları müminlik maskesine asla prim vermeyeceğiz.
On bir ay boyunca ümmetin gerçek sorunları hakkında konuşamayan, emperyalizme karşı sağlam bir tavır alamayan, Hakkın yanında saf tutamayan, sisteme entegre olmuş hocaların Ramazan’da aslan kesildiği TV programlarını izleyerek Ramazanımızı heba etmeyeceğiz.
Ramazan eğlence ve şenlik ayı değil, cihad ve ibadet ayıdır. Ramazan şenliği ve eğlencesi adı altında yapılan programlara kesinlikle katılmayacağız. Ramazan eğlencesi düzenleyen belediyelerin ve kamu kurumlarının hem ümmetin malını ziyan ettiğini hem de büyük bir bidat kapısı açtığını bileceğiz. Bu programlara katılarak bu günahlara asla ortak olmayacağız ve destek vermeyeceğiz.
Yediğimiz yemekleri, iftar sofralarımızı, yaptığımız yardım ve infakları sosyal medyada paylaşarak günaha ve kul hakkına girmeyeceğiz.
Haremlik selamlık kurallarına riayet edilmeyen toplu iftarlardan, kaynağının nereden geldiğini bilmediğimiz yemek davetlerinden uzak duracağız. Lüks otellerde verilen israf yemeklerine, kamu malının heba edildiği protokol davetlerine ve sadece zenginlerin davet edildiği iftarlara asla katılmayacağız.
Cami cami dolaşarak zaman israf etmek yerine, itikadı sağlam, takva ve cihad ehli bir imamın arkasında teravih namazı kılıp, nasihat dinlemeye gayret edeceğiz.
Gözümüzü haramdan koruyacağız. Lüzumsuz yere çarşı pazarda dolaşmayacağız. AVM’lerin günah sarmalından, sokakların keşmekeşinden evlerimize, ailelerimize ve camilerimize sığınacağız. İftar davetlerimizi gıybet seanslarına çevirmeyeceğiz. Davet edildiğimiz yerde veya evimizde verdiğimiz iftar yemeklerinde gıybet etmemeye ve yanımızda gıybet ettirmemeye çok dikkat edeceğiz.
Evimizde tam bir Ramazan ortamı oluşturacağız. Helal gıda prensiplerimize Ramazan’da daha çok dikkat edeceğiz. Sahuru ve iftarı ailece yapmaya gayret edeceğiz. Teravih namazlarına çocuklarımızı da yanımızda götüreceğiz.
Yıllık izinlerimizi Ramazan’ın son on gününe denk getirip Efendimizin (s.a.s) hiç ihmal etmediği bir sünneti olan itikaf için plan ve program yapacağız.
İnfak ederken önce yakınlarımızdan başlayacağız. Yetimi, yoksulu, ihtiyaç sahiplerini ve mazlumları gözettiğimiz gibi yoksulluğu ve mazlumluğu kökten bitirecek olan İslam’ın, yeryüzünde bir nizam haline gelmesi için çalışan kurum ve kuruluşlara da infakımızla muhakkak destek olacağız.
Lüzumsuz konuşmalardan, tartışmalardan, kırıcı tavırlardan ve şakalardan uzak duracağız. Gerginlik ve stres dolu ortamlarda, günaha sürükleyebilecek zeminlerde bulunmamaya gayret edeceğiz.
Namazlarımızı muhakkak cemaatle kılmaya özen göstereceğiz. Mümkünse hem mukabele okunan hem de vaaz ve derslerin yapıldığı bir mescide devam edeceğiz.
Kur an-ı Kerim i hatmettiğimiz gibi hiç olmazsa bu Ramazan belli surelerin de tefsirini okumaya ve öğrenmeye gayret edeceğiz.
Günlük zikirlerimizi, virdlerimizi, nafile namazlarımızı artırabildiğimiz kadar artıracağız. Teknolojik imkânlardan yararlanarak özel aracımızla veya servislerle işe ve okula gelip giderken ya Kur’an dinleyerek ya da sohbet ve nasihat dinleyerek bu vaktimizi de değerlendireceğiz.
Ramazanda ahlakımızı ve takvamızı artıracak kitaplar okumaya çalışacağız. Dini ve ilmi içerikli olsa da sonunda nefisimizi harekete geçiren tartışmalardan ve ortamlardan uzak duracağız.

8 Mayıs 2017 Pazartesi

KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU


الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ
O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)
 Köylümüz GÜLİNAZ AVCI 08 MAYIS 2017 PAZARTESİ rahmetli oldu. 08 MAYIS 2017 PAZARTESİ  günü  Tortum Demirciler Köyü Camisinden Öğle namazı sonrasında kaldırılacaktır.Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin
Merhuma ve cümle geçmişlerimize bir fatiha okumayı unutmayalım.
Kaynak: Mahmut POLAT
KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
2017'DEN SONRA KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

20 Nisan 2017 Perşembe

Şimdi Emr-i bi’l Maruf Zamanı

Enes (r.a), Rasûlullah’tan sonra toplumda baş gösteren bazı işleri görünce “Siz bir kısım ameller işliyorsunuz ki onlar size göre son derece küçük ve kıldan bile önemsiz amellerdir. Hâlbuki biz onları, Rasûlullah (s.a.s) zamanında görünce toplumu helak edecek işler olarak görürdük.” (Buhari) uyarısı, toplum olarak kendi kendimizi denetleyeceğimiz bir manevi denetim mekanizmasının en güzel örneklerindedir. Ümmetimiz üzerindeki bu büyük kuşatmayı yarmak istiyorsak önce Allah’ın yardımını hak etmek zorundayız. Allah’ın yardımını hak etmek için ise iyiliği emretme ve kötülükten men etme mekanizmasını etkin bir şekilde yeniden devreye sokmak zorundayız.
Hele hele Allah’ımız, Kur’an’ımızda “Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizle yaptıklarınızdan dolayıdır.” (Şura: 42/30) buyurarak, dönün kendinize bakın şeklinde uyarıyorsa bugün bu ümmetin âlimlerinin, hocalarının, şeyhlerinin, manevi önderlerinin üzerindeki en büyük görev İslam toplumlarının içerisine düştüğü bu büyük tufanın manevi sebepleri üzerinde de düşünüp, dönüp kendimize bakabilmemizi sağlayacak manevi denetim mekanizmasını harekete geçirmektir.
Allah’ın “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Al-i İmran:3/104) emri gereği hakka davet etmek her Müslümanın temel görevleri arasındadır. Günümüz Müslümanları açısından ise bu görev, ihmal edilmesi mümkün olmayan bir hale gelmiştir. Irkçı Emperyalizm, Siyonizm ve Haçlı işbirliği ile uygulanan baskı, zulüm ve işgallerle Müslüman coğrafyasının adeta bir yangın yerine döndüğü, işbirlikçi kukla yönetimler, ekonomik ambargolar, krizler ve çeşitli taktiklerle Müslüman halkların ezildiği bir dönemi yaşıyoruz. Allah’ımızın büyük günahlar olarak saydığı ve kesin olarak yasakladığı, geçmiş kavimlerin de helakine sebep olan birçok haramın alenen işlenen sıradan işler haline dönüştüğü zamanlardan geçiyoruz. İçki, kumar, zina, faiz gibi, Kur’an’ın kesin hükümlerle yasakladığı bu haramların kurumsallaştığına, resmi koruma altına alındığına, ciddi bütçelerle reklâmı yapılarak gelirlerinden vergi alınıp meşrulaştırıldıklarına şahit oluyoruz. İşte böyle bir zaman diliminde emr-i bi’l maruf, nehy-i ani’lmünker günümüz Müslümanlarının öncelikli gündemi olmak zorundadır.
“Bir toplumda zina-fuhuş yayılıp, açıkça işlenirse hastalıklar artar, ölçü ve tartıda hile yapılırsa mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı olur. Bir toplum mallarının zekâtını vermezlerse mutlaka yağmurdan (bereketten) menedilirler. Bir toplum Allah ve rasûlüne olan ahitlerini, sözlerini bozarlarsa o topluma kendilerinden olmayan bir düşman musallat olur ve ellerindeki servetin bir kısmını alır. Bir toplum Allah’ın kitabı ile hükmetmeyi bırakır ya da kitabın hükümlerinden işlerine geleni seçip alırlarsa Allah onların azaplarını kendi aralarında kılar (yani fitne, fesat, terör gibi belalarla birbirleriyle savaşırlar.)” (İbnMace)
Efendimiz (s.a.s) bin dört yüz sene öncesinden savaş, terör, ekonomik kriz gibi birçok bela ve musibetin bir takım manevi sebepleri de olduğunu bildiriyorsa ahir zaman ümmeti olarak elbette ki bizler de başımıza gelen bunca sıkıntının siyasi, sosyal, ekonomik, askeri sebepleri üzerinde kafa yorup çözüm önerileri araştırdığımız gibi bu bela ve musibetlerin manevi sebepleri üzerinde de düşünüp, çözüm önerileri sunup, topluma ve yöneticilerimize gerekli uyarıları yapacak manevi denetim mekanizmasını harekete geçirmek zorundayız.
 Milli Gazete'den alınmıştır

TORTUM GENEL GÖRÜNÜM

ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN

TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33

IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414

POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47