BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ

Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
YENİ FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN

KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

             Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi   55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...

20 Nisan 2017 Perşembe

Şimdi Emr-i bi’l Maruf Zamanı

Enes (r.a), Rasûlullah’tan sonra toplumda baş gösteren bazı işleri görünce “Siz bir kısım ameller işliyorsunuz ki onlar size göre son derece küçük ve kıldan bile önemsiz amellerdir. Hâlbuki biz onları, Rasûlullah (s.a.s) zamanında görünce toplumu helak edecek işler olarak görürdük.” (Buhari) uyarısı, toplum olarak kendi kendimizi denetleyeceğimiz bir manevi denetim mekanizmasının en güzel örneklerindedir. Ümmetimiz üzerindeki bu büyük kuşatmayı yarmak istiyorsak önce Allah’ın yardımını hak etmek zorundayız. Allah’ın yardımını hak etmek için ise iyiliği emretme ve kötülükten men etme mekanizmasını etkin bir şekilde yeniden devreye sokmak zorundayız.
Hele hele Allah’ımız, Kur’an’ımızda “Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizle yaptıklarınızdan dolayıdır.” (Şura: 42/30) buyurarak, dönün kendinize bakın şeklinde uyarıyorsa bugün bu ümmetin âlimlerinin, hocalarının, şeyhlerinin, manevi önderlerinin üzerindeki en büyük görev İslam toplumlarının içerisine düştüğü bu büyük tufanın manevi sebepleri üzerinde de düşünüp, dönüp kendimize bakabilmemizi sağlayacak manevi denetim mekanizmasını harekete geçirmektir.
Allah’ın “Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Al-i İmran:3/104) emri gereği hakka davet etmek her Müslümanın temel görevleri arasındadır. Günümüz Müslümanları açısından ise bu görev, ihmal edilmesi mümkün olmayan bir hale gelmiştir. Irkçı Emperyalizm, Siyonizm ve Haçlı işbirliği ile uygulanan baskı, zulüm ve işgallerle Müslüman coğrafyasının adeta bir yangın yerine döndüğü, işbirlikçi kukla yönetimler, ekonomik ambargolar, krizler ve çeşitli taktiklerle Müslüman halkların ezildiği bir dönemi yaşıyoruz. Allah’ımızın büyük günahlar olarak saydığı ve kesin olarak yasakladığı, geçmiş kavimlerin de helakine sebep olan birçok haramın alenen işlenen sıradan işler haline dönüştüğü zamanlardan geçiyoruz. İçki, kumar, zina, faiz gibi, Kur’an’ın kesin hükümlerle yasakladığı bu haramların kurumsallaştığına, resmi koruma altına alındığına, ciddi bütçelerle reklâmı yapılarak gelirlerinden vergi alınıp meşrulaştırıldıklarına şahit oluyoruz. İşte böyle bir zaman diliminde emr-i bi’l maruf, nehy-i ani’lmünker günümüz Müslümanlarının öncelikli gündemi olmak zorundadır.
“Bir toplumda zina-fuhuş yayılıp, açıkça işlenirse hastalıklar artar, ölçü ve tartıda hile yapılırsa mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı olur. Bir toplum mallarının zekâtını vermezlerse mutlaka yağmurdan (bereketten) menedilirler. Bir toplum Allah ve rasûlüne olan ahitlerini, sözlerini bozarlarsa o topluma kendilerinden olmayan bir düşman musallat olur ve ellerindeki servetin bir kısmını alır. Bir toplum Allah’ın kitabı ile hükmetmeyi bırakır ya da kitabın hükümlerinden işlerine geleni seçip alırlarsa Allah onların azaplarını kendi aralarında kılar (yani fitne, fesat, terör gibi belalarla birbirleriyle savaşırlar.)” (İbnMace)
Efendimiz (s.a.s) bin dört yüz sene öncesinden savaş, terör, ekonomik kriz gibi birçok bela ve musibetin bir takım manevi sebepleri de olduğunu bildiriyorsa ahir zaman ümmeti olarak elbette ki bizler de başımıza gelen bunca sıkıntının siyasi, sosyal, ekonomik, askeri sebepleri üzerinde kafa yorup çözüm önerileri araştırdığımız gibi bu bela ve musibetlerin manevi sebepleri üzerinde de düşünüp, çözüm önerileri sunup, topluma ve yöneticilerimize gerekli uyarıları yapacak manevi denetim mekanizmasını harekete geçirmek zorundayız.
 Milli Gazete'den alınmıştır

8 Mart 2017 Çarşamba

Şehit olurken bile kul hakkını düşünüyor.

Bismillahirrahmanirrahim

Bütün hamtlar ve övgüler Allahu Teâlâ’ya mahsustur. Âşıkların gözyaşları adedince, denizlerin damlaları adedinde, Salât ve selam Hz. Muhammed Mustafa  (s.a.v.) ‘e âline olsun.

Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed

Değerli okurlarım! Bir gazi anlatıyor: Düşman bir saatlik çatışma neticesinde imha edilip o günkü hareket son bulunca şehitlerimizi seyyar karargâhımıza taşıdık. Sımsıcak kanları hala haki renkli elbiseye yayılmaya devam ediyor.

Karargâha geldiğimizde bölük komutanımız, şehit olan askerlerin kimliklerini tespit ederken, birinin göğüs cebinden çıkan nota dikkat kesiliyor.

Ne okuduğunu bilmiyoruz tabi. Ama komutanın gözlerinin yaşarmasından içli bir şey yazılı olduğunu anlıyoruz.
Bir şeyler mırıldanan komutan, bize dönüp soruyor:

“Kayserili falanca asker kim?”
Hiç birimizden cevap çıkmıyor. Demek ki o arkadaşımız da yok.

Fakat hatırlanıyor hemen. Geride üç şehit daha var. “Acaba onlardan biri mi?” diye baktığımızda tahminimizin doğruluğunu anlıyoruz.

“Komutanın sorduğu Kayserili arkadaşımızda şehit olmuştur”

Hadiseyi öğrenen komutan, sanki bir bildiği varmış gibi o askerinde cebine bakıyor.  “Onunda aynı şekilde bir not bıraktığı belli.”
Biz bu ufak notların ne olduğunu merak ederken, Kayserili arkadaşımızın cebinden çıkan notu okuyan komutanımız acayip bir renk alıyor.
Peşinden şehidin kanlı cesedine sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlıyor.
Sonra komutanımızın dudaklarından dökülmeğe başlıyor kendisini ağlatan sebep:

“Arkadaşlar! Sizlere moral vermesi ve maneviyatımızın kuvvetlenmesi bakımından, şu anda aramızdan şehadet şerbetiyle ayrılan iki arkadaşımızın sırrını açıklıyorum.

“Çünkü ikisi de sadece bana yazılmış not.” Hepimiz pür dikkat dinliyoruz.
“Az önce cebinden çıkan notu okuduğum Yozgatlı arkadaşımız ‘Komutanım! Bu sırrımı size söylüyorum! Eğer şehit olursam Kayserili falanca arkadaşımdan borç aldığım 20 lirayı ödeyebilir misiniz? Ahir ete borçlu gitmek istemiyorum.’

Benim için bundan daha şerefli bir görev olur muydu? Bir şehit askerimin borcunu ödeyecek ve bahtiyar olacaktım. O bakımdan ismi geçen alacaklının kim olduğunu sordum size. Maalesef o asil arkadaşımızda şehit olmuştu.

Merak ederek onun da cebine baktım. İşte size o arkadaşınızın notunu da okuyorum:

Komutanım,

6 Mart 2017 Pazartesi

KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU


الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ
O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)
 Köylümüz MEVLÜT  SÖYLEMEZ 06 MART 2017 PAZARTESİ rahmetli oldu. 07 MART 2017 SALI  günü  Tortum Demirciler Köyü Camisinden Öğle namazı sonrasında kaldırılacaktır.Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin
Merhuma ve cümle geçmişlerimize bir fatiha okumayı unutmayalım.
Kaynak: Mahmut POLAT
KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
2017'DEN SONRA KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

27 Şubat 2017 Pazartesi

KIZ KİME VERİLMEZ

1. Lise ve üniversite tahsili yapmış, diploma almış, telefonu iki bin lira, cebinde kalem ya hiç yok, varsa bir iki liralık berbat bir tükenmez kalem... Bununla eciş bücüş yazılar karalıyor.
2. Trafik kurallarını devamlı olarak ihlal ediyor, burnunu sildiği kağıt mendili pencereden yola atıyor.
3. Günde bir iki saat gıybet ediyor. O sanki bir gıybet dikiş makinasıdır.
4. Acıkmadan yiyor… Doyunca sofradan kalkmıyor. Yiyor yiyor yiyor…
5. Küçük bardaktaki çaya iki üç şeker atıyor.
6. Hiç durmadan ben benbenben diyor. Ben demeye doymuyor.
7. Yüksek tahsilli ama her gün faydalı yazılar, kitaplar okumuyor.
8. Otomobiliyle, elbisesiyle, ayakkabısıyla, markalı eşyası ile övünüyor ve bunlar dolayısıyla gururlanıyor.
9. Topluluk içinde, bir masa başında üç beş kişi sohbet ve yarenlik ederken, etrafa duyuracak ve civardakileri rahatsız edecek şekilde yüksek sesle konuşuyor, bağırıyor, kahkahalar atıyor.
10. Müslüman olduğunu iddia ediyor ama zekâtını doğru dürüst vermiyor.
11. Cemaat ve tarikat mensubu ise, holiganlık militanlık fanatizm sergiliyor, şeyhini üstadını efendisini uçurdukça uçuruyor.
12. İlmihalini bilmiyor.
13. Aklı fikri zikri, parada malda menfaatte.
14. Komşuları ile arası şeker renk, onları üzüyor, huzursuz ve tedirgin ediyor.
Yukarıda sıraladığım on dört kötülenmiş=mezmum sıfata sahip bir gence; bilgili, kültürlü, ince ruhlu, medenî, iffetli, haysiyetli, kızınızı vermeyiniz. Verirseniz onu yakmış olursunuz.
Kız da onun gibiyse birbirlerine denk=küfüv olurlar, verin gitsin.

OKUMAK ÜZERİNE

Adil hükümdar Nuşirvan’dan oğluna oku tavsiyesi günümüze kadar gelmiştir. O oğluna diyor ki:
“Ey oğul! Okumaya karşı çok hırslı ol. Düşün. Ve yazmaya karşı da çok hırslı ol. Okumaktan başka hiçbir şey isteme. Alçak gönüllü ol. Burnu büyük olma. Okumaktan üşenme.
Okuyanları ve âlimleri sev; onlara sahip çık. Oku ki, unutkan olmayasın. Yanından kitap ve kalem eksik etme. Gönlün bunlardan başka şeylerle uğraşmasın.”
Günümüzde bu tavsiyeyi yapanlara, gereğini yerine getirenlere ne çok ihtiyaç vardır.
Türkiye’de düzenli okuma oranı %4’tür. Okuyanlara ne okuyor diye merak ediyorsanız, onu da arz edeyim. Bunlar:
• %4 oranında kitap.
• %22 oranında gazete.
• %95 oranında TV izlemekte.
Bu kadar yüksek oranda TV izleyen ailenin elbette çocuklarına ayıracak vakti yoktur.
Okumak insanın fikrini, düşüncesini ve gönlünü açar. Okuyan bilir, bilen öğretir. Bilmeyen yönünü şaşırır. Okuyan düşünür, düşündüğünü ifade eder. Okumayan ise konuşmaya zor kelime bulur.
Beyne beyin jimnastiği yaptırmamız lâzım. Yani okumaya ara vermeyelim. Bol bol okumak, bulmaca çözmek sinir sistemindeki hücreleri yeniler. Öyle ise, okuyalım.
Düzensiz kitap okuma hafızayı, düşünce mekanizmasını bozar. Okumak ödev değil, temel bir ihtiyaçtır. Kitap okumak kelime hazinesini ve hayal gücünü de geliştirir. Hayali olanlar hedef koyabilirler. Hedef koyabilmek başarının yarısıdır. Okumak hadiselerin arka planını görebilmek firâsetidir.
Kitap hürmet ister.
Kitap insana yeni ufuklar açar.
Her kitap bir tecrübenin ürünüdür.
Hedefimiz örnek yazar keşfetmek olmalıdır. Bu yazar bizlere okumayı da sevdirir.

TORTUM GENEL GÖRÜNÜM

ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN

TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33

IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414

POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47