BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN

KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

             Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi   55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...

21 Aralık 2021

1001 HATİM 2022

 500 Yıllık Gelenek "1001 Hatim" Başlıyor

17.12.2021 - 14.01.2022
Hafızları binbir hatim okurlar
Nur-i Kur’ân enharına akarlar
Nüzul-i merhamet-gâhe bakarlar
Mevla’ya emanet olsun Erzurum
Binbir hatim nuru Arş’ı doldurmuş
Bela musibeti yerden kaldırmış
Düşmanları kahreylemiş öldürmüş
Mevla’ya emanet olsun Erzurum
Kerem-i Kerim’den oldu inayet
Binbir hatim beldemizde kırâet
Gönlümüze doldu nûr-i şeriat
Mevla’ya emanet olsun Erzurum
Rabbim hıfzeyleye düşman şerrinden
Gazab göstermeye berr ü bahrinden
Hususa ki Erzurum’un şehrinden
Mevla’ya emanet olsun Erzurum
(Alvarlı Efe Hazretleri)



KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU

 O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)


 Köylümüz Mustafa BAYRAK 13 ARALIK 2021  PAZARTESİ günü rahmetli oldu. Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin.
Merhuma ve cümle geçmişlerimize bir fatiha
okumayı unutmayalım. 

01 Aralık 2021

KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU

 


O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)

 Köylümüz KÖse Halil Dürlü 30 Kasım  2021 PAZARTESİ günü rahmetli oldu. Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin.
Merhuma ve cümle geçmişlerimize bir fatiha
okumayı unutmayalım. 

20 Kasım 2021

Değişime Kendinizden Başlayın

 Rabbimiz, Bakara Suresi 44. ayetinde, “Halkı iyilik yapmaya çağırıp dururken kendinizi unutuyor musunuz...” buyuruyor ve değişime insanın kendisinden başlaması gerektiğine vurgu yapıyor. Ayet bize iyiliği önce kendimize tavsiye etmemiz gerektiğini açıklıyor.


Söz sahibinin benliğinde yer edinmişse, muhatabı üzerinde daha tesirli ve daha kalıcı etkiler bırakır. Fakat nedense insan hatalarıyla yüzleşmekten şiddetle kaçınır ve insanların eksik yanlarına odaklanarak kendisine üst bir rol biçer. Kürsüden muhataplarına nasihat eden hocalarımızdan tutun da halka nutuk çeken siyasilerimize, eğitimcilerimizden ebeveynlerimize kadar herkesin hedefinde diğerlerini değiştirmek vardır. Değiştirmek isterler, nasihat ederler, kusurları ortaya döker ve kişiyi yerden yere vururlar ancak ne eylemlerinin ne de sözlerinin bir geçerliliği vardır çünkü nasihat ettikleri şeyin kendi hayatlarında bir karşılığı yoktur.


İnsanlık tarihine yön veren ve geride kalıcı bir iz bırakan şahsiyetleri diğerlerinden ayıran en önemli etken, değişime kendilerinden başlamaları ve halklarına verdikleri nasihati ilk evvela kendilerine telkin etmeleridir. Onlar kibir kalıplarını kırarak tevazua tutunmuş şahsiyetlerdi ve hatalarının söylenmesinden hiçbir rahatsızlık duymaz, iç dünyalarına dönüp hallerini değiştirmeye çalışırlardı. Nasihat ederken kibre kapılmaz biz duygusu ile hareket eder ve muhatabı etkilemeyi başarırlardı. Bilinen bir gerçektir; insanın yaşamadığı, inanmadığı bir şeyi muhatabına tavsiye etmesi tesirli olmaz, kalıcı bir etkiye dönüşmez. Hz. Ömer, “Başkalarını değiştirmek istiyorsan önce kendini düzelt” demiş ve kişinin tavsiye ettiği şeyi içselleştirmesinin karşı taraf için daha tesirli olacağını belirtmiştir. Doğru söz bir güçtür ve kişi önce bu sözü kendisine söylemelidir.


Hz. Peygamber, insanları hakka davet ederken elbette sözü bir araç olarak kullanmıştır ancak o muhatapları üzerinde hâl dili ile de aynı şekilde etkili olmuştur. Nitekim hâl ile konuşmak bazen sözden daha etkilidir ki, bugün kürsülerde ahlâk kesen hocalarımızın sözlerinin tesirli olmamasının en önemli nedeni sözün sahibinin hayatında bir yer edinememesidir.


İyiliği tavsiye edip, kötülüğe karşı uyarıda bulunmak hepimiz için bir sorumluluktur ancak ilk evvela nasihati kendimize yapmalı ve mesajımızı hâl dili ile de iletebilmeliyiz. Unutmayalım değişim fertte başlar ve öbek öbek topluma yayılır… Eğer biz kendimizi değiştiremezsek karşı tarafı değiştirme şansımız hiç olmayacaktır… Öyle değil mi?


16 Kasım 2021

TRAFİK POLİSİ CUMA HUTBESİ OKURSA BÖYLE OKUR.


Hoca cuma günü namaza gelirken kaza geçirdi ve namaza gelemedi. 

Cemaatte herkes "ne yapalım?" diye birbirine bakarken, içlerinden trafik polisi olan biri kalktı, hutbeye çıktı, malum zikir ve dualardan sonra nasihate başladı;


"Muhterem cemaat, kıymetli müslümanlar!

*Tevbe ruhsatlarınızı yenileyin.

*Takva kemerlerinizi bağlayın.

*Günah hızınızı yavaşlatın.

*Niyet lastiklerinizin havasını kontrol edin.

*Kalp motorunuzu temizleyin.

*Kur'ân'ın işaretlerine uyun.

*Din yolunda, istikamet şeridinden ayrılmayın.

*Dikkat edin, önünüzde ciddi bir kontrol noktası var.

*Şunu bilin ki, 

Kiramen Katibin meleklerinin radarından asla kurtulamazsınız.

*Kuralları ihlal ederseniz, ceza faturasını cehennem de ödersiniz.

*Dikkat edin!; 

Dünyada amel var hesap yok, ahirette hesap var, amel yok.

19 Ekim 2021

ÖZÜ GÜZEL, SÖZÜ GÜZEL MUHAMMED

 Hicri takvime göre 1456 yıl, miladi takvime göre 1411 yıl önce Sevgili Peygamberimiz,


“Adı güzel, kendi güzel Muhammed” aleyhisselam, bir Pazartesi günü dünyamızı teşrif buyurmuşlar.


Fanilere sarılanlar fena olmuş,


Sağlığında adı sanı kaybolmuş.


Baki olan Rabbin kelamına sarılan Hazreti Muhammed’in ümmeti 1456 yıldır hep artmış.


Bu günlerde iki milyarı aşmış ve dünyanın seyrini izleyen araştırma merkezleri, “Yükselen değerin İslam olduğunu” rapor etmişler.


Sevgili Peygamberimiz, dünyamızı, kabrimizi, ahiretimizi aydınlatan “Siracı Müniri”miz,


“Adı güzel, kendi güzel Muhammed”


Aslı güzel, nesli güzel Muhammed


Özü güzel, sözü güzel Muhammed


Cihana Rahmani nurlar saçan Muhammed


***


İlmini “Allamü’l-Ğuyub”dan alan


Gönülleri ayet ayet dokuyan


Ufukları karartan tağutları yıkan


Endamı güzel, evsafı güzel Muhammed


***


Ayetler onda amel/eylem görünür


Tavırları örnekliğe bürünür


Tağutların tahtı yerde sürünür


Huyu güzel, soyu güzel Muhammed


***


Sohbetinden “Ashaba” yükselenlere


Batıl yollardan Hakk’a at koşturanlara


Hak ile batılı zail/yok edenlere


Önder olan, örnek olan Muhammed


***


Sohbetinde okunurdu ayetler


Gül açardı, nur saçardı suretler


Meşk olurdu, aydınlanırdı yüzler


Aşkı güzel, meşkı güzel Muhammed


***


Ziyafetiyle cimrileri cömert eyleyen


Rivayetiyle cömertlere cennet vadeden


Riayetiyle, himayesiyle insanlığı gözeten


Yolu güzel, hali güzel Muhammed


***


Diller seni dillendiremez


Güller seni güzelleyemez


Dilleri de gülleri de Yaratan’ın


”Rahmeten lil âlemin” dediği Muhammed


***


Bülbülün sesi güle bakınca güzel


Hal ü dilimiz seni duyunca güzel


Şerefimiz, Sana uyunca özel


Eşref-i mahlukatsın Muhammed


***


Fahr-i cihansın, şanımızın madenisin


Sana ümmet olunca biz yüceldi şanımız


“Hayra’ümmetin” dedi bize Rabbimiz


Mefhar-i mahlukatsın Muhammed


***


Arzu-sema arz olunca ol Rasülü ümmiye


Yeryüzü mescid kılındı ümmet-i Muhammed’e


Zor zamanda, bol zamanda sarsılmadın sen


Cefasında, sefasında vefalısın Muhammed


Âlemlere rahmet


Hazreti Muhammed


Allah’ın sevgili elçisi


İnsanların öncüsü


Peygamberlerin sonuncusu


İnsanlara ayetler okuyan,


Onları şirkten, isyandan koruyan,


Kitabı ve hikmeti öğreten,


İnsanlığın esaret zincirlerini kaldıran


Yüklerini hafifleten


Müminleri kendilerinden daha fazla seven


Kendisine uyan müminlere kanat geren


Gariplerin sığınağı


Yetimlerin koruyucusu.


Örneğimiz ve önderimiz.


İyi, güzel ve temiz şeyleri helal kılan,


Pis, kötü ve zararlı şeyleri haram kılan


Büyük bir ahlaka sahip olan


Yumuşak kalpli, güler güzlü, tatlı dilli.


Allah’ın rahmeti, meleklerin istiğfarı, müminlerin duası üzerinde olan. İsa aleyhisselamın dilinde ve Kur’an’da adı Ahmed


Tevrat ve İncil’de haber verilen,


İyilikleri emredip kötülüklerden alıkoyan,


Eğitimini Allah ve Cebrail’den alan,


Bize, Allah’ın ayetlerini okuyan,


Bize kitabı ve hikmeti öğreten.


Hevasından konuşmayan,


Vahyi, eksiksiz ve fazlasız ulaştıran,


Âlemlere rahmet, bütün insanlara müjdeci ve uyarıcı olan,


Bu hizmetinin karşılığında ücret istemeyen,


Kazancını ailesi, fakirler ve şehre gelen müsafirlere harcayan, Vârislerine para ve emlak bırakmayan, Sabırlı, azimli, mütevekkil, vefalı,


Allah’a davet eden,


İnsanlığın gönlünü ve yolunu aydınlatan,


Âlemlere rahmet, Hazreti Muhammed.


Allahümme salli Muhammed.


23 Eylül 2021

KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU

    الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)

 Köylümüz HAYDAR POLAT 21  EYLÜL  2021 SALI günü rahmetli oldu. BUGÜN ÖĞLE NAMAZI SONRASINDA köyümüzde defnedilecek. Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin.
Merhumeye ve cümle geçmişlerimize bir fatiha
okumayı unutmayalım. 

13 Eylül 2021

KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU

    الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)

 Köylümüz Remzi DÜRLÜ 13  EYLÜL  2021 Pazartesi  günü rahmetli oldu. YarınÖĞLE NAMAZI SONRASINDA köyümüzde defnedilecek.Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin.
Merhumeye ve cümle geçmişlerimize bir fatiha
okumayı unutmayalım. 

KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU

    الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)

 Köylümüz Mustafa KÖSE (Kalfa) 25 AĞUSTOS 2021 Çarşamba  günü rahmetli oldu. ÖĞLE NAMAZI SONRASINDA köyde defnedildi.Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin.
Merhumeye ve cümle geçmişlerimize bir fatiha
okumayı unutmayalım. 

KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU

    الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)

 Köylümüz Dilek DÜRLÜ 15 AĞUSTOS 2021 Pazar  günü rahmetli oldu. ÖĞLE NAMAZI SONRASINDA köyümüzde defnedildi.Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin.
Merhumeye ve cümle geçmişlerimize bir fatiha
okumayı unutmayalım. 

04 Eylül 2021

HER ZAMAN İMTİHANDAYIZ

 Sadece büyük ve sarsıcı olayların imtihan olduğunu sanıyoruz. Oysa hayatımız hep imtihan. Bazen zorlukla, bazen kolaylıkla, bazen fakirlikle, bazen zenginlikle... Yaşadığımız her olay iç yüzümüzü ortaya çıkarıyor. Zenginliğe tepkimiz ne? Ya fakirliğe, ya şehvete, ya makama, çıkar dağıtımına... Ya korkuya, ya aşka, ya eş, evlat gibi dünya süslerine... Hepsi imtihan. Hepsinde melekler iki yanımızda saniye saniye kaydediyorlar amelimizi. Varlıkla ve kolaylıkla imtihan edildiğimizde şükrediyor muyuz, yoklukla ve zorlukla imtihan edildiğimizde sabrediyor muyuz? İmtihanı kazanmak, bütün imtihanlar boyunca sabır ve şükür üzerinde bulunmaktır. Ne var ki, çoğunluk sabrı da şükrü de doğru anlamamıştır. Şükredenler zaten çok az... Sabra gelince, şeytan öyle kandırmış ki... Kimi zulme susup katlanmayı sabır zannediyor.  Kimi aman sabır istersen musibetin artar diye bir şeytani zannı satıyor. Ahir zamanın çağların en karanlığı olması işte bundan. 

#muhammedbozdağ, #kişiselgelişim, #kitapyurdu, #sabır, #şükür, #imtihan

01 Eylül 2021

Musibetle imtihan

                                                                             Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 


Bütün hamtlar ve övgüler Hz. Allah (cc) mahsustur, salat ve selam 
Efendimiz (sav) ‘e aline ve ashabına   olsun. 
 
  Allahumme salli ala seyyidina Muhammed’in ve ala ali seyyidina Muhammed 
 
Değerli okurlarım! Musibet: Başa gelen felâket, belâ, afet, sıkıntı, 
ceza gibi olaylar için kullanılan bir terim. 
 
Bir musibete uğrayan kimse, ya Allahu Teala tarafından imtihan 
edilmekte veya işlediği bir kötülüğe karşı cezalandırılmaktadır. 
 
Şu günlerde orman yangınları, sel baskınları, he yalanlar, fırtınalar, 
dolu yağması, gibi musibetlerde birer imtihandır. 
 
Musibet kelimesi Kur'an-ı Kerim'de bu iki anlamda da kullanılmıştır. 
Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ sevdiği mümin kullarına değişik şekiller 
altında musibetler göndererek onları imtihan ettiğini ve bu 
musibetlere karşı gösterdikleri sabır ve tevekkül neticesinde de büyük 
mükâfatlarla mükâfatlandırılacaklarını bildirmektedir. 
 
İnananlar zümresi içerisinde peygamberlerin Allah Teâlâ'ya en yakın 
kitle oldukları halde, musibetlerin en büyüklerine uğradıkları 
görülmektedir. 
 
Hz. Nuh (a.s),Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa’nın 
kıssaları bunun örnekleriyle doludur. Ulu'l-azm peygamberlerin 
sonuncusu Hz. Muhammed (sav) de Mekke döneminde büyük musibetlere 
maruz kalmıştır. 
 
O, kavmi tarafından yalanlanmış, işkence görmüş, ölümle tehdit 
edilmiş, hatta taşa tutulmuştur. Taife gidip halkı Allahu Teâlâ’nın 
dinine davet ettiği zaman, onlar bir peygambere uymayı reddettikleri 
gibi köle ve çocuklara onu taşlatmışlardı. 
 
İnsanlığa rahmet olarak gönderilmiş o büyük peygamber, Taiflilerin 
saldırısından kurtulduktan sonra, ellerini kaldırıp Rabbine şöyle 
seslenmişti: 
 
Ya Rabbi! Gerçekte benim üzerime çöken bu musibet ve eziyet, şayet 
senin bana karşı bir gadap ve öfkenden ileri gelmiyorsa, ben buna 
aldırış etmem ve gönülden tahammül ederim. " 
 
Allah Teâlâ da ona; "Ey Muhammed! Sen de, "azim ve sebat" sahibi 
peygamberlerin sabrettiği gibi sabret" (Ahkaf Suresi, 35) şeklinde vah 
yetmiştir. 
 
Allah Teâlâ, hidayet ihsan edip rahmet nuruyla kuşattığı mümin 
kullarım, bir takım dünyevî zorluklarla imtihan ederek bunu onlar için 
bir rahmet vesilesi kılmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de şöyle 
buyurulmaktadır: 
 
"Ant olsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, 
canlardan ve mahsullerden yana eksiklikle imtihan edeceğiz. 
Sabredenleri müjdele. Onlara bir musibet dokunduğu zaman "Mutlaka biz 
Allah içiniz ve mutlaka O'na döndürüleceğiz" derler, (Bakara, 
155-156). 
 
Bu ayetler, her ne şekilde olursa olsun, karşılaşılan bir belâ ve 
musibet karşısında inanan kimselerin göstermesi gereken tavrı ortaya 
koymaktadır. 
 
Musibete karşı takınılan tavır, aynı zamanda iman ile nifakın arasını 
ayıran ve münafık tiplerin kalplerindeki nifakı açığa çıkaran bir 
imtihan aracıdır. Yani imanların musibetle sınanmasıdır. 
 
Münafıklar, Müslümanlar savaşta bir başarısızlığa (musibete) uğradığı 
zaman onlarla birlik olmadıkları için sevinirler ve bunu kendileri 
için bir nimet sayarlar. Allah Teâlâ gerçek anlamda nim etlendirenin 
musibetlere uğrayıp bunlara sabreden kimselerden başkaları olmadığını 
ve farklı düşünenlerin ise kalplerinde hastalık bulunan tipler 
olduğunu bildirmektedir: 
 
"Şüphesiz ki içinizden (savaşa çıkmak için) pek ağır davrananlar 
vardır. Size bir musibet geldiği zaman (onlar) "Allah bana nimet ihsan 
etti de onlarla beraber olmadım" der" (Nisa Suresi, 72). 
 
Diğer bir musibet de, insanların işledikleri kötü amelleri ve 
kalplerindeki nifak ve küfürlerinden dolayı muhatap oldukları 
musibettir. Kur'an-ı Kerîm'de bu anlamda kullanılan musibet kelimesi 
ile, bu kötülüklere karşı bir cezalandırma kastedilmektedir: 
 
"Başınıza gelen bir musibet kendi ellerinizle kazandığınız günahlar 
yüzündendir. O, işlenenlerin birçoğunu da affeder" (Şûra,30). 
 
Münafıkların hallerinden söz edilen başka bir ayette de şöyle buyurulmaktadır: 
 
"Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde nice 
olur halleri..." (Nisa,, 62). 
 
İşlen ilen kötü amellere karşılık ahirette elim Cehennem azabına 
uğrayanların durumları da musibet olarak nitelendirilmektedir: 
 
"Eğer onlar (Yahudiler) işledikleri günahlar yüzünden başlarına bir 
musibet geldiği zaman; "Rabbimiz bize Peygamber gönderseydin de biz de 
senin ayetlerine uyup müminlerden olsaydık ya" diyecek olmasalardı 
”seni göndermezdik” (Kasas 47). 
 
İnsanların başına gelen bütün musibetler Allah Teâlâ'nın izni ve 
takdiri dâhilinde ortaya çıkmaktadır: "Yeryüzüne ve kendinize inen hiç 
bir musibet yoktur ki biz onu yapmadan önce Levh-i Mahfuz’da yazılmış 
olmasın. Şüphesiz ki bu, Allah için çok kolaydır" (Hadîd,,22); 
 
"Allah'ın izni olmadan kulun başına hiç bir musibet gelmez." (Teğâbun, 
11).Bu anlamda, ölüm olayı da bir musibet olarak zikredilmektedir: " 
Veya yolculukta iseniz ve başınıza ölüm musibeti gelmişse." (Maide 
Suresi,106). 
 
Tövbe ile istiğfar ile affedilmeyen nice günahlar vardı ki, bir 
musibet ile silinir gider. Günahlardan arındıran musibet bile 
tatlıdır. 
 
”Mümin olan kimseye ağrı yorgunluk, hastalık, keder, iç sıkıntısı, 
hatta kendisine batan bir diken bile, isabet etmez ki buna karşılık 
kendi günahlarından bir kısmı af olunmasın.” (Müslim,) 
 
Allah Resulü (sav) şöyle buyurdu” Kendisine hastalık ve daha başka 
neviden bir eza isabet eden hiçbir Müslüman yoktur ki Allahu Teâla bu 
eza sebebiyle onun günahlarını ağacın kendi yapraklarını dökmesi gibi 
döker olmasın” (Müslim,) 
 
Birde, toplum boyutunda kavimlerin helak edilişi musibeti vardır ki 
bu, azgın bir kavmin kendi elleriyle işledikleri günahları ve aşırı 
sapıklıkları yüzünden peygamberlerine karşı direnmeleri neticesinde 
ortaya çıkmaktadır. 
 
Allah Teâlâ, aynı zamanda bu musibetleri diğer toplumlar için birer 
ibret vesilesi de kılmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de helâk edilişleri ve 
buna sebep olan durumları tafsilatlı bir şekilde gözler önüne serilen, 
Nuh, Ad, Semûd, Lût kavimlerinin başlarına gelenler bu tür 
Musibetlerdendir. 
 
Rabbim  her türlü musibet ve felaketlerden muhafaza eylesin. 

“Mümin koku satan kimse gibidir. Yanında Otursan için açılır.  
Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. 
Onun her işi faydalıdır.” Hz. Muhammed (sav) 

Allahumme salli ala seyyidina Muhammed’in ve ala ali seyyidina Muhammed 

 

 

 

 

 

ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN

TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33

IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414

POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47

BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ

Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
HABER YENİ FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ