BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN

2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

             Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi   55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...

sohbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sohbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2025

HER ANIN KIYMETİNİ BİL!

 🎯 


Hayat hızlı akıyor… Ama sen yavaşla, derinleş, değerli olanı fark et.

👇 Kendine yatırım yap! 👇


📖 Her gün Kur’an-ı Kerim’den en az bir sayfa oku

📱 Sosyal medya ve Televizyon izleme süreni aza indir

🤝 Salih ve doğru sözlü ve okuyan kişilerle arkadaşlık kur

🌍 İmkan oldukça ibret almak niyetiyle yeryüzünde gezip dolaş

🧠 Her günün sonunda kendine sor: “Bugün ne öğrendim?”

🕌 Allah’ın anıldığı mekânlara sıkça git


18 Nisan 2025

DİNLEDİĞİM SOHBETTEN ALDIĞIM NOTLAR

 1. İnsanoğlunun kurtuluşu iman etmesi, salih amel işlemesi, birbirine hakkı  ve sabrı tavsiye etmesidir. Bunlarla birlikte islam ahlakını hayatına tatbik etmesidir.

2. Sorumluluklarımız imkanlarımız ölçüsündedir.

3. Samimiyetimiz  fakirliğimizden olmamalıdır.

 Cebinde metelik yok faziden bahsediyor, Cebinde metelik var faizden bahsetmiyor.

4. İslam zamanla sınırlandırılacak bir din değildir. Yaşlanayım hacca gideceğim. 40 yaşında namaza başlayacağım...

5. Ölüm elde var 1. (Bu gerçeği unutmayalım.)

6. Camilerimiz ortopedi polikliniğine dönüyor.

7. Her  günahın kat sayısı farklıdır.

Gencin zina yapması; ihtiyarın zina yapması.

Açın hırsızlık yapması, tokun hırsızlk yapması.

8. Allah cc 3 kişiyi adam yerine koymayacak

a) Yalan söyleyen yönetici,

b) Kibirli fakir

c) Zina eden ihtiyar

9. Günahı işleme imkanı olduğu için günahtan vazgeçiyor değil, günahı işleme imkanı olmadığı için günahı terk erdiyor. Bu bir erdem değildir.

10. Sahip olduğun imkan, zaman ve zemini yarın bulamayabilirsin. İyi değerlendirmelisin.

23 Ocak 2022

Prof. Dr. Sadettin Ökten: Bizler dini hayatın içinde öğrendik

Ebeveynin hayattaki tutumu neyse, çocuk aynen onu alıyor. Çünkü o, iyiliğe meyyal olarak yaratılmıştır Ebeveyn, kendi hayatındaki çelişkileri çocuğa aynen aksettirir. Çocuk çok küçük yaşlardan itibaren adını koyamasa da bu akisleri hissediyor” diyen yazar Saadettin Ökten, “Bizler dini, hayatın içinde öğrendik. Hayat ve din birbirinden ayrı iki olgu değildi. En azından aile muhitimizde” yorumunu yapıyor.

Küçük yaşta ilim elde etmek, taşa yazı yazmak, yaşlılıkta ilim öğrenmek ise suya yazı yazmak gibidir" diyor Peygamberimiz. Bu sözü ile gerekli olan her türlü bilginin küçük yaşta verilmesini istiyor. Her anlamda ne anlattığımız kadar nasıl anlattığımız da önemli bu hususta. Küçük yaştaki çocuklara din ile ilgili bilgileri de güzel metotlarla anlatmalı ve öğretmeliyiz dolayısıyla. Prof. Dr. Sadettin Ökten de, “Çocuğuna eğitim vermekte sıkıntıya düşen ebeveynin, önce kendisine bakması gerektiğini söylüyor. Ökten, “Kendisindeki çelişkileri yine kendisi fark etmeyebilir. Çocuk ebeveynine bir ayna tutuyor ve onun çelişkilerini ona ifade ediyor” şeklinde açıklıyor bu durumu. Ökten, ebeveynin yapabildiği kadarıyla bu çelişkileri giderip evladına muhabbetle yaklaştığında, arada sağlam bir manevi köprü kurulabileceğini dile getiriyor

04 Eylül 2021

HER ZAMAN İMTİHANDAYIZ

 Sadece büyük ve sarsıcı olayların imtihan olduğunu sanıyoruz. Oysa hayatımız hep imtihan. Bazen zorlukla, bazen kolaylıkla, bazen fakirlikle, bazen zenginlikle... Yaşadığımız her olay iç yüzümüzü ortaya çıkarıyor. Zenginliğe tepkimiz ne? Ya fakirliğe, ya şehvete, ya makama, çıkar dağıtımına... Ya korkuya, ya aşka, ya eş, evlat gibi dünya süslerine... Hepsi imtihan. Hepsinde melekler iki yanımızda saniye saniye kaydediyorlar amelimizi. Varlıkla ve kolaylıkla imtihan edildiğimizde şükrediyor muyuz, yoklukla ve zorlukla imtihan edildiğimizde sabrediyor muyuz? İmtihanı kazanmak, bütün imtihanlar boyunca sabır ve şükür üzerinde bulunmaktır. Ne var ki, çoğunluk sabrı da şükrü de doğru anlamamıştır. Şükredenler zaten çok az... Sabra gelince, şeytan öyle kandırmış ki... Kimi zulme susup katlanmayı sabır zannediyor.  Kimi aman sabır istersen musibetin artar diye bir şeytani zannı satıyor. Ahir zamanın çağların en karanlığı olması işte bundan. 

#muhammedbozdağ, #kişiselgelişim, #kitapyurdu, #sabır, #şükür, #imtihan

01 Eylül 2021

Musibetle imtihan

                                                                             Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 


Bütün hamtlar ve övgüler Hz. Allah (cc) mahsustur, salat ve selam 
Efendimiz (sav) ‘e aline ve ashabına   olsun. 
 
  Allahumme salli ala seyyidina Muhammed’in ve ala ali seyyidina Muhammed 
 
Değerli okurlarım! Musibet: Başa gelen felâket, belâ, afet, sıkıntı, 
ceza gibi olaylar için kullanılan bir terim. 
 
Bir musibete uğrayan kimse, ya Allahu Teala tarafından imtihan 
edilmekte veya işlediği bir kötülüğe karşı cezalandırılmaktadır. 
 
Şu günlerde orman yangınları, sel baskınları, he yalanlar, fırtınalar, 
dolu yağması, gibi musibetlerde birer imtihandır. 
 
Musibet kelimesi Kur'an-ı Kerim'de bu iki anlamda da kullanılmıştır. 
Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ sevdiği mümin kullarına değişik şekiller 
altında musibetler göndererek onları imtihan ettiğini ve bu 
musibetlere karşı gösterdikleri sabır ve tevekkül neticesinde de büyük 
mükâfatlarla mükâfatlandırılacaklarını bildirmektedir. 
 
İnananlar zümresi içerisinde peygamberlerin Allah Teâlâ'ya en yakın 
kitle oldukları halde, musibetlerin en büyüklerine uğradıkları 
görülmektedir. 
 
Hz. Nuh (a.s),Hz. İbrahim (a.s), Hz. Musa (a.s) ve Hz. İsa’nın 
kıssaları bunun örnekleriyle doludur. Ulu'l-azm peygamberlerin 
sonuncusu Hz. Muhammed (sav) de Mekke döneminde büyük musibetlere 
maruz kalmıştır. 
 
O, kavmi tarafından yalanlanmış, işkence görmüş, ölümle tehdit 
edilmiş, hatta taşa tutulmuştur. Taife gidip halkı Allahu Teâlâ’nın 
dinine davet ettiği zaman, onlar bir peygambere uymayı reddettikleri 
gibi köle ve çocuklara onu taşlatmışlardı. 
 
İnsanlığa rahmet olarak gönderilmiş o büyük peygamber, Taiflilerin 
saldırısından kurtulduktan sonra, ellerini kaldırıp Rabbine şöyle 
seslenmişti: 
 
Ya Rabbi! Gerçekte benim üzerime çöken bu musibet ve eziyet, şayet 
senin bana karşı bir gadap ve öfkenden ileri gelmiyorsa, ben buna 
aldırış etmem ve gönülden tahammül ederim. " 
 
Allah Teâlâ da ona; "Ey Muhammed! Sen de, "azim ve sebat" sahibi 
peygamberlerin sabrettiği gibi sabret" (Ahkaf Suresi, 35) şeklinde vah 
yetmiştir. 
 
Allah Teâlâ, hidayet ihsan edip rahmet nuruyla kuşattığı mümin 
kullarım, bir takım dünyevî zorluklarla imtihan ederek bunu onlar için 
bir rahmet vesilesi kılmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de şöyle 
buyurulmaktadır: 
 
"Ant olsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, 
canlardan ve mahsullerden yana eksiklikle imtihan edeceğiz. 
Sabredenleri müjdele. Onlara bir musibet dokunduğu zaman "Mutlaka biz 
Allah içiniz ve mutlaka O'na döndürüleceğiz" derler, (Bakara, 
155-156). 
 
Bu ayetler, her ne şekilde olursa olsun, karşılaşılan bir belâ ve 
musibet karşısında inanan kimselerin göstermesi gereken tavrı ortaya 
koymaktadır. 
 
Musibete karşı takınılan tavır, aynı zamanda iman ile nifakın arasını 
ayıran ve münafık tiplerin kalplerindeki nifakı açığa çıkaran bir 
imtihan aracıdır. Yani imanların musibetle sınanmasıdır. 
 
Münafıklar, Müslümanlar savaşta bir başarısızlığa (musibete) uğradığı 
zaman onlarla birlik olmadıkları için sevinirler ve bunu kendileri 
için bir nimet sayarlar. Allah Teâlâ gerçek anlamda nim etlendirenin 
musibetlere uğrayıp bunlara sabreden kimselerden başkaları olmadığını 
ve farklı düşünenlerin ise kalplerinde hastalık bulunan tipler 
olduğunu bildirmektedir: 
 
"Şüphesiz ki içinizden (savaşa çıkmak için) pek ağır davrananlar 
vardır. Size bir musibet geldiği zaman (onlar) "Allah bana nimet ihsan 
etti de onlarla beraber olmadım" der" (Nisa Suresi, 72). 
 
Diğer bir musibet de, insanların işledikleri kötü amelleri ve 
kalplerindeki nifak ve küfürlerinden dolayı muhatap oldukları 
musibettir. Kur'an-ı Kerîm'de bu anlamda kullanılan musibet kelimesi 
ile, bu kötülüklere karşı bir cezalandırma kastedilmektedir: 
 
"Başınıza gelen bir musibet kendi ellerinizle kazandığınız günahlar 
yüzündendir. O, işlenenlerin birçoğunu da affeder" (Şûra,30). 
 
Münafıkların hallerinden söz edilen başka bir ayette de şöyle buyurulmaktadır: 
 
"Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir musibet geldiğinde nice 
olur halleri..." (Nisa,, 62). 
 
İşlen ilen kötü amellere karşılık ahirette elim Cehennem azabına 
uğrayanların durumları da musibet olarak nitelendirilmektedir: 
 
"Eğer onlar (Yahudiler) işledikleri günahlar yüzünden başlarına bir 
musibet geldiği zaman; "Rabbimiz bize Peygamber gönderseydin de biz de 
senin ayetlerine uyup müminlerden olsaydık ya" diyecek olmasalardı 
”seni göndermezdik” (Kasas 47). 
 
İnsanların başına gelen bütün musibetler Allah Teâlâ'nın izni ve 
takdiri dâhilinde ortaya çıkmaktadır: "Yeryüzüne ve kendinize inen hiç 
bir musibet yoktur ki biz onu yapmadan önce Levh-i Mahfuz’da yazılmış 
olmasın. Şüphesiz ki bu, Allah için çok kolaydır" (Hadîd,,22); 
 
"Allah'ın izni olmadan kulun başına hiç bir musibet gelmez." (Teğâbun, 
11).Bu anlamda, ölüm olayı da bir musibet olarak zikredilmektedir: " 
Veya yolculukta iseniz ve başınıza ölüm musibeti gelmişse." (Maide 
Suresi,106). 
 
Tövbe ile istiğfar ile affedilmeyen nice günahlar vardı ki, bir 
musibet ile silinir gider. Günahlardan arındıran musibet bile 
tatlıdır. 
 
”Mümin olan kimseye ağrı yorgunluk, hastalık, keder, iç sıkıntısı, 
hatta kendisine batan bir diken bile, isabet etmez ki buna karşılık 
kendi günahlarından bir kısmı af olunmasın.” (Müslim,) 
 
Allah Resulü (sav) şöyle buyurdu” Kendisine hastalık ve daha başka 
neviden bir eza isabet eden hiçbir Müslüman yoktur ki Allahu Teâla bu 
eza sebebiyle onun günahlarını ağacın kendi yapraklarını dökmesi gibi 
döker olmasın” (Müslim,) 
 
Birde, toplum boyutunda kavimlerin helak edilişi musibeti vardır ki 
bu, azgın bir kavmin kendi elleriyle işledikleri günahları ve aşırı 
sapıklıkları yüzünden peygamberlerine karşı direnmeleri neticesinde 
ortaya çıkmaktadır. 
 
Allah Teâlâ, aynı zamanda bu musibetleri diğer toplumlar için birer 
ibret vesilesi de kılmıştır. Kur'an-ı Kerîm'de helâk edilişleri ve 
buna sebep olan durumları tafsilatlı bir şekilde gözler önüne serilen, 
Nuh, Ad, Semûd, Lût kavimlerinin başlarına gelenler bu tür 
Musibetlerdendir. 
 
Rabbim  her türlü musibet ve felaketlerden muhafaza eylesin. 

“Mümin koku satan kimse gibidir. Yanında Otursan için açılır.  
Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. 
Onun her işi faydalıdır.” Hz. Muhammed (sav) 

Allahumme salli ala seyyidina Muhammed’in ve ala ali seyyidina Muhammed 

 

 

 

 

 

ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN

TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33

IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414

POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47

BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ

Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
HABER YENİ FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ