BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN

2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

             Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi   55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...

04 Aralık 2014

KÖYLÜMÜZ HASTA

Hacı Yusuf Hoca(PEKER) Rahatsızlık geçirmiştir. Palandöken Hast. Fizik tedavi servisi 1. Kat 105 numarada yatmaktadır. ALLAHcc cümle hastalara acil şifalar versin.
Kaynak: MAHMUT POLAT 

KÖYLÜMÜZ HASTA

Köse Osman emi bir rahatsızlık geçirmiştir. Bölge Eğt. Hast. Nüroloji servisi zemin kat 42 numarada yatmaktadır. RABBİM şifalar versin.
Kaynak: Mahmut Polat 

03 Aralık 2014

İbadette Devamlılık Esastır

MİLLİ GAZETE

Mahmut Toptaş
03-12-2014

Toprak kazarken denizdeki inci gibi, dağlardaki zümrüt gibi, iplik kadar ince otların köklerini görürsünüz.
Elinize alsanız, çocuğun kulak memesinden yumuşak olan bu kök, en katı asfaltları deler, çıkar ve havayla buluşarak size yeşil yeşil gülümser.
Bu kadar zayıf gibi görülmesine rağmen kendini karabasan gibi her tarafı hem kaplayıp hem kararttığına inanan asfaltı bile deliveriyor.
Bu başarısını devamlılığına borçludur.
Bizi Kur’an’ıyla eğiten Rabbimiz, söylediklerinin yaşanan şeklini tabiatta göstererek de eğitmeye devam ediyor.
“Sabit olan nabit olur” demiş atalarımız.
Sevgili Peygamberimiz de, “Allah’ın en sevdiği amel, az da olsa devamlı olanıdır” buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. Rikak, bab’ül-Kasdi ve’l-müdaveme).
Uzun yol yolcuları yavaş ve devamlı giderlerse hedeflerine varırlarmış.
Ben önce varacağım diye atını fazla koşturan hırçın yapılı insanlar yolda atlarını çatlattıkları için en son ve yaya olarak varırlarmış.
İşi bilenler, dinleme yerlerini, yol geçitlerini, at bakımlarını bildikleri için vaktinde varırlarmış.
Sevgili Peygamberimiz de, “Bu din, çok sağlamdır. Onunla yumuşak bir şekilde ilgilen. Nefsini Allah’a ibadetten nefret ettirme. Atını fazla koşturan yol alamaz, hayvanının da sırtında sağlam yer kalmaz” buyurmuş. (Beyhaki, Sünen-i Kübra, Babül kasdi fil ıbadeti).
Rabbimiz, “Allah, kolaylığı ister, zorluğu istemez” buyurmuş. (Bakara süresi ayet 185).
Onun içindir ki tarikat şeyhleri, müritlerinin durumuna göre zikrini azaltırlar veya artırırlar.
Hıristiyan papazları, Allah’ın emretmediği, İsa aleyhisselamın yapmadığı ibadetler icat etmişler ama zamanla onu da yerine getirememişler.
Rabbimiz bunu şöyle haber verir: 
27-Sonra onların izleri üzerinde, art arda peygamberlerimizi gönderdik. Arkalarından Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. Ona İncil’i verdik. Ona uyanların (Nasara’nın) kalplerine şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, biz onu onlara yazmadık. Allah’ın rızasını aramak için yaptılar. Fakat buna da hakkıyla riâyet edemediler. Onlardan iman edenlerin mükâfatını verdik. Onların birçoğu ise fasıktır.” (Hadid süresi ayet 27).
Katolik kilisesi papazları evlenmemeyi ibadet kabul etti ama geçen yıllarda papa, papazların çocuk tacizleri nedeniyle bütün Hıristiyanlardan özür dilemişti. Ve basından öğrendiğimize göre Vatikan’ın servetinin büyük bölümü çocuk tacizi tazminatlarına gitmiş.
Üç kişi Sevgili Peygamberimizin evine gelir ve Efendimizin ibadetini sorar.
Öğrendiklerinde az bulurlar ve biri, “Ben, hiç ara vermeden bir ömür boyu oruç tutarım.”
Öbürü, “Ben, geceleri hiç uyumam ve ibadet ederim.”
Üçüncüsü, “Ben kadınlardan uzak dururum” der. Bunu duyan Sevgili Peygamberimiz, “Sizin içinizde ben, Allah’tan en fazla korkanınızım. Ben hem yer hem oruç tutarım, hem uyur em ibadet ederim ve kadınlarla evlenirim. İşte benim sünnetim bu. Kim bundan yüz çevirirse benden değildir” buyurmuş (Buhari, Sahih, K. Nikah, bab 1).
Ancak yemesi, içmesi ve evlenmesi olmayan melekler, ara vermeden ibadet ederler.
 “Ara vermeden gece gündüz tespih ederler.” (Enbiya süresi ayet 20).
Müslümanın niyeti iyi, ameli Kur’an ve sünnete uygun olursa adım atması bile ibadet sayılır.
Elli yıldır tanıdığım insanlar arasından en sevdiklerim, İslami hizmetlerde devamlı olanlardır.
Suyu görünce atlayıp giden kurbağa gibi, makamı, serveti ve şöhreti görünce her türlü hizmeti bırakıp gidenlerin de aslına dönmesi temennimdir.
Osman Öztürk merhumu, yıllardır öğretmenlerle düzenli olarak yaptığı derslerine devamından dolayı sevmişimdir.
Allah rahmet eylesin.

KÖYLÜMÜZ HASTA

Zahire abla(DÜRLÜ) bir rahatsızlık geçirmiştir Eski Araşt. Hast. Jinekoloji servisi 3. kat c312 numarada yatmaktadır. RABBİM cümle hastalara acil şifalar versin.
Kaynak:Mahmut Polat 

EŞİM OLMA KARIM OL

        Eşim olma, karım ol! Bakma daha ilkel durduğuna sen, ruhu vardır kelimelerin. “Karı-koca” “eş”ten daha çok şey anlatır. Hatta belki bize unutulmuş bir şeyi söyler.
Sahi, biliyor musun? Neden erkeğe “koca”, kadına da “onun karı” demiş eskiler?
       Eşim değil, karım ol! Kedilerin eşi olur, terliklerin de… İnsanın eşi olmaz. Bir ömür eşlik ediyor diye mi sevgiliye eş denir? Eşlik etmek yeter mi? Fazlasını beklemez mi insan yârinden? Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki, evlenecek erkeğe eskilerin neden ”koca” dediklerini. Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir. Ve ne kadar yüce olursa olsun, üstünde kar olmayan dağ eksiktir. Dağların yücesine kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler. Bakma şimdi evlenenlerin “karı-koca” ilan edildiğine. “Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam. Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür…
        Eşim olma, karım ol! Bana benzemeye çalışma sakın. Bana benden lazım değil bir tane daha. Ama unutma ki sensiz yarımım. Her zaman söylemem, ama sen anla.
Eşim olma, karım ol! Beni tamamla…

02 Aralık 2014

Karatay, 'Elimde olsa şeker ve ekmeği yasaklarım

TGRT HABER 'de yayınlanan “Ercan Gürses'le Haftasonu” programına konuk olan İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay yine çok tartışılacak açıklamalar yaptı.

İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay yine çok tartışılacak açıklamalar yaptı...TGRT HABER TV'de yayınlanan “Ercan Gürses'le Haftasonu” programına konuk olan İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay yine çok tartışılacak açıklamalar yaptı. Her fırsatta şeker ve buğday ürünlerinin insan sağlığına zararlarından söz eden Karatay bu defa “Yasaklamak” ifadesini kullandı.  “Hamilelikte şeker yüklemesini ağır dille eleştirdiği için” jinekologların kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağına da cevap veren Karatay, “Hamile kadınlara şeker yüklemesi cinayet gibidir. Hamileler bunu reddetsin.”
İşte Karatay'ın sözlerinden satır başları:
-Eğer bu ülkede yetkili bir makama getirilseydim, ekmek ve şekerle ilgili bütün ürünleri yasaklardım.
-Şeker insan beynini uyuşturur. Çalıştırdığını zannedenler yanılır.
-Anadolu halkı akıllıdır. “Ekmek ahmağı” lafı boşuna değil.
-Kafanız çalışsın istiyorsanız protein ve yağ yiyin. Özellikle tereyağı.
-Kolesterol ilaçlarının bırakılması gerektiğini savunuyorum. Kolesterol gerekli ve vücut için faydalı. 
-Meyvelerin hepsinde fruktoz var. Karaciğer yağlanmasına yol açar. Fazla yemeyin.
-Bal da pekmez de şeker deposu. İkisi de çocuklara zararlı.
-Kış uykusuna yatan ayıları örnek alın. İyi uyuyun. Böylece daha az şişmanlarsınız.
-Yumurtanın sarısını beyazından ayırmayın. Yağda pişirin.
-Kırmızı et faydalı. Mümkünse küçükbaş.
-Doğal balık ve tavuk yiyin. Kırmızı etten daha yüksek kolesterol ihtiva ederler.

CEVAT AKŞİT İLE RÖPORTAJ

Bu sapkın akımlar bize hep Avrupa’dan geliyor zaten… Batı; Osmanlıyı türlü hilelerle, milliyetçilik akımlarıyla 1. Dünya Savaşı’nda parçaladı. Şimdi de dinimizi yok ederek, ahlakımızı bozarak, bizi içimizden yıkmaya çalışıyorlar. İngiliz Churchill’in bizim için bir sözü var; biliyorsunuz değil mi? “Onların içini boşaltacağız!” diye. Avrupa Birliği sevdasına, batılılaşma sevdasına, dinimizin kurallarından, kendi öz kimliğimizden, namus değerlerimizden kopamayız. Eşcinselliği meşru göremeyiz. Selçukludan, Osmanlıya bin yıldır, ehlisünnet inancına sarılmış niyeti halis bir milletiz. Şimdi Batı bu “mütecanis” milletin mayasını bozmaya çalışıyor. Bizim gücümüz ehli sünnet vel cemaat mayasından geliyor. Batı bunu biliyor. Bizden korkuyor. Çünkü Çanakkale’yi biliyorlar! Orada Türk’ü var, Kürt’ü var, Laz’ı var. İşte şimdi bu Çanakkale ruhunu bu tür lanetli işlerle, toplumumuzu ifsad ederek bozmaya çalışıyorlar.

İnsan neslini ifsat etmeye, yok etmeye çalışıyorlar. Allah’ın (cc) yaratma iradesine muhalefet ediyorlar

-Hocam, sapkınlık içerisinde bulunanların en önemli argümanı Allah bizi böyle yarattı sözü. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Kesinlikle böyle bir şey olmaz! Biz Kur’an’a göre söylüyoruz. O zaman sarhoş da Allah (C.C.) beni böyle yarattı der, benim suçum ne der. Size bir misal anlatayım: Hz. Ömer (R.A.) halifedir. Bir ibadet sırasında herkes kendinden geçmiş dua ederken bir hırsız da ceplerdeki parayı boşaltıyormuş. Hırsızı, oradaki görevliler suçüstü yapmış, yakalamışlar. Bakmışlar ki çaldığı şey de öyle önemli bir şey değil. Ama İslam hukukunda bir şey çalarsan kol kesilir, kol önemli bir şey. Adamı Hz. Ömer’e (R.A.) götürmüşler. Adamın eli gidecek. Hz. Ömer (R.A.) pehlivan; adama bir tokat vurmuş. Adamın canı yanmış tabi. Adam; ‘bana ne vuruyon benim kaderim böyle demiş, ben hırsızlık yapmak üzere yaratılmışım.’ Hz. Ömer (R.A.) de bunun üzerine adama; ‘Allah Teâla beni de tokat vurmak için yarattı’ demiş. Yani oraya gidersek kimse işin içinde çıkamaz. Allah kesinlikle insanoğlunu erkek ve kadın fıtratı üzerine yaratmıştır. Yaradılışı bu! Biz bu yaradılışı kendi kafamıza göre bozamayız. Allah (C.C.) haşa hatalı mı yarattı. Bu yaratılışa aykırı bir şeydir. Kesinkes böyle bir şey olmaz. Bu bir sapkınlıktır. Lanetli bir iştir. Bu eşcinselliğin yürümesi, kalması mümkün değildir. Tekrar başa dönüyorum; Allah’ın  (C.C.) iradesine muhalefettir. Allah (C.C.) insanoğlunun devamı için erkek ve kadını yaratmış. Bunları da birbirlerini ısındırmış. Ve nikâh akdiyle birleşeceksiniz demiş. Onun dışında zina haram… İşte bu lezbiyenlik, homoseksüellik, yaradılışa ters bir şey! Allah’ın  (C.C.) iradesine ters bir şey! Allah (C.C.) insanların birleşmesini ve insan neslinin çoğalmasını istiyor. Erkekler erkeğin birleşmesinden, kadınla kadının birleşmesinden çocuk olur mu? Bunlar insan neslini ifsat etmeye çalışıyorlar. Allah (C.C.) kıyamete kadar insan neslinin devamını istemiş. Bunlar bu kuralı bozuyorlar. Herkes aynı cinsle ilişkiye girse insan nesli devam eder mi? Allah’ın (C.C.) kuralını bozdukları için Allah Teala da bunlara çok gazap ediyor.

Avrupa birliği sevdasına, batılılaşma sevdasına, dinimizin kurallarından, kendi öz kimliğimizden, namus değerlerimizden kopamayız arkadaş!

-Hocam bu sapkınlık Avrupa’nın birçok ülkesinde normal karşılanıyor. Son dönemlerde bizim ülkemizde de dernek kurmalarına izin verildi, birçok faaliyet yürütüyorlar. Bu sapkınlığın Avrupa’dan ülkemize yayıldığını görüyoruz. Bu konuda ve Avrupa Birliği’nin bize dayatmış olduğu konular hakkında ne söylemek istersiniz?

Bu sapkın akımlar bize hep Avrupa’dan geliyor zaten… Batı; Osmanlıyı türlü hilelerle, milliyetçilik akımlarıyla 1. Dünya Savaşı’nda parçaladı. Şimdi de dinimizi yok ederek, ahlakımızı bozarak, bizi içimizden yıkmaya çalışıyorlar. İngiliz Churchill’in bizim için bir sözü var; biliyorsunuz değil mi? “Onların içini boşaltacağız!” diye. Bizim milletimizin bin yıldır İslam’a büyük hizmetleri olmuştur. Bu milletin mayasında İslam var arkadaş! Sarhoşundan tut, berduşuna kadar bu millet namusuna düşkün bir millet.

Namus duygumuz son derece kuvvetli. İşte bunu bozmaya çalışıyorlar. Tamam; dünya bir küre, artık eskisi gibi mesafeler de uzak değil. İstediğin zaman her yere gidebiliyorsun, şimdi bütün dünya evimizin içinde. Dünyadan ayrı yaşayamayız, tamam; ama biz bu Avrupa Birliği sevdasına, batılılaşma sevdasına, dinimizin kurallarından, kendi öz kimliğimizden, namus değerlerimizden kopamayız. Eşcinselliği meşru göremeyiz.

Selçukludan, Osmanlıya bin yıldır, ehlisünnet inancına sarılmış niyeti halis bir milletiz. Şimdi Batı bu “mütecanis” milletin mayasını bozmaya çalışıyor. Bizim gücümüz ehli sünnet vel cemaat mayasından geliyor. Bakın İslam coğrafyası kan ağlıyor. Biz de ise gerek geçmişte İslam’a yapmış olduğumuz hizmetler adına gerekse ehli sünnet vel cemaat oluşumuzdan dolayı birleşmiş bir yumruk olmuşuz. Batı bunu biliyor. Bizden korkuyor. Çünkü Çanakkale’yi biliyorlar! Orada Türk’ü var, Kürt’ü var, Laz’ı var. İşte şimdi bu Çanakkale ruhunu bu tür lanetli işlerle, toplumumuzu ifsad ederek bozmaya çalışıyorlar.

Batı’da namus diye bir şey yok. Zinayı veya eşcinselliği ayıp saymıyorlar. Adamların kültürü bu; bizi de kendileri gibi yapmaya çalışıyorlar. Avrupa birliği hıristiyan birliğidir…

Tanzimat’la başlayan bu yıkım şimdi ise namus kavramını, ahlak kavramını yok ederek devam ediyor. Çünkü Batı’da namus diye bir şey yok. Zinayı veya eşcinselliği ayıp saymıyorlar. Adam eşini ya da kadın kocasını kıskanmıyor. Bizde bu var mıdır?

Yok. Olmaz bizim milletimiz buna razı gelmez. Adamların kültürü bu… Aile diye bir şey yok. Görüyorsunuz Avrupa’nın, Amerika’nın nüfusu yaşlandı. Avrupa’ya Amerika’ya gidin bakın hep yetmişlik, seksenlik… İnsanlar çocuk yapmıyor. Avrupa bas bas bağırıyor. Çocuk yapın diye. Niye? Nesilleri kuruyor da ondan. Şimdi Batı bizim de onlar gibi olmamızı istiyor. Aile yapımızı yıkacaklar. Bu tür ahlaksızlıkları, lanetli işleri meşrulaştıracaklar ki o demin bahsettiğim sarhoşunda bile olan iman mayasını, ahlak, namus mayasını bozabilsinler. Bizim milletimizi Avrupa Birliği milletiyle aynı kefeye koymaya çalışıyorlar.

Avrupa Birliği Hıristiyan birliğidir. Bizi de kendilerine benzetmeye çalışıyorlar. Demin de söyledim çünkü bizden korkuyorlar. Bizim imanımızla, namusumuzla, karakterimizle oynuyorlar. Erkek erkeğe, kadın kadına kanun koyduracaklar. Bu mayayı bozacaklar. İçimizi boşaltacaklar. Bizi Melun bir millet haline getirmeye çalışıyorlar. Korkunç olan tarafı budur. Yine bir anımı anlatayım. Bir gün camide vaaz ediyorum. Vaazda polisler de emekli askerler de hâkimler de var. Televizyonda görmüştüm. Dedim ki benim polisim homoseksüelleri, taşımak için görev yapmaz arkadaş! Canı, namusu korumak için görev yapar dedim… Bir gün ana caddeyi, bu homoseksüeller kapatmış. Polis, beyefendi! Beyefendi! Lütfen! Lütfen! diyor. Beni polisim homoseksüele beyefendi demez! Lütfen demez! dedim. Sonra baktım polisler amirler beni ziyarete geldi. Hay Allah senden razı olsun hocam. Duygularımıza tercüman oldun dediler.  

Biz Avrupalı değiliz. Biz Müslümanız; bizim karakterimiz onlar gibi değil. Biz Müslümanız biz farklıyız

-Hocam, son olarak toplumda eskiden bu tür çirkin işler aleni yapılamazdı. Şimdi ise her şey normalleşti. İnsanlar tepki de vermiyorlar bunu neye bağlıyorsunuz? Ne söylemek istersiniz?

Ben erkek erkeğe kadın kadına sapkın ilişkiler hakkında dinimizin kanununu size anlattım. Dinimizin kanunu böyle. Dini açıdan felaket bir şey bu… Bizim yok olmamıza sebeptir. Bu erkek erkeğe kadın kadına ilişkiyi kabullenirsek, meşru görürsek, yaygınlaştırırsak yok oluruz. Ben toplumda hiç bu tür sapkınlıklar yoktu demiyorum. Ama bu iş yaygınlaşırsa ve meşru görülürse o zaman hepimiz batarız,  yok oluruz; Allah (C.C.) muhafaza buyursun. Bu sapkınlar kolera mikrobu gibidir; yalnız kendine kalmaz toplumu yok eder. Geçmişte toplumları yok eden kolera böyle değil mi? Bir anda koca milleti yok ediyor. Ben şunu söylüyorum: Bu milleti bozmayalım. En yukardan en aşağısına kadar karakterimizi bozmayalım. Benliğimizi dejenere etmeyelim. Biz Avrupalı değiliz. Biz Müslümanız; bizim karakterimiz onlar gibi değil. Biz Müslümanız biz farklıyız. Ama maalesef görüyoruz, toplumumuzu yavaş yavaş bozuyorlar. Dini yaşayış azaldı, dini bilgiler zayıfladı. Batı hayranlığı attı. Yani ilericilik atfediliyor. Medeniyet atfediliyor. Hatta birisi söyledi ya “Batılılar Müslüman olsa bizde Müslüman olacağız” diye. O kadar benliğimizi kaybetmişiz. Benliğini kaybeden adam yok olur. Şimdi iyice benliğimizi kaybediyoruz. İyice onlara benzemeye çalışıyoruz. Sonuç böyle… İnsanlarımıza dinimizi doğru bir şekilde anlatmak lazım. Bilinçlendirmek lazım. Tabi burada hocalara da çok kabahatler buluyorum… Bin yıllık İslam tarihimize uygun hareket etmemiz lazım. Eski öz kimliğimize sahip çıkmamız lazım. Biz dünyaya emir vermiş adamız. Kanuni’yi filmlerde kötü göstermeye çalışıyorlar ama o bir mektupla Fransa’yı hizaya çekmiş, “Hey diyor! Fransa diyor! hizaya gel, yoksa ben gelir seni hizaya çekerim” diyor.  Allah (C.C.) bu millete böyle bir izzet vermiş. Nereden nereye! İşte bu ruhumuzu tekrar kazanmamız lazım. Aksi halde akıbetimiz kötü olur.

ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN

TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33

IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414

POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47

BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ

Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
HABER YENİ FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ