BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN

2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

             Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi   55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...

19 Ekim 2014

Asla Razı ve Hoşnut Değilim

Mehmed Şevket Eygi
19-10-2014
Ayasofyanın camilikten çıkartılıp müze yapılmasından hiç mi hiç hoşnut ve razı değilim. Bu zulme daima karşı olacağım, asla doğru bulmayacağım. 
**
Yeni Ceza Kanununda zina suçu maddesi olmamasından hiç razı ve hoşnut değilim. Bunu daima protesto edeceğim.
**
İmam-Hatip okullarında bütün öğrencilere topluca cemaatle vakit namazı kıldırılmamasından, namaz konusunda gaflet, gevşeklik ve tehavün gösterilmesinden hiç razı ve hoşnut değilim. Bu okullarda beş vakit namaz mutlaka mecburî olmalıdır.
**
Türkiyemin gırtlağına kadar lanetli faize batmış, batırılmış olmasından hiç mi hiç razı ve hoşnut değilim. Bu yüzden üzerimize azap ineceğinden çok korkuyorum.
**
Devletimizin TC başlıklı vesikalarla yasal KDV’li sekse izin vermesinden razı ve hoşnut değilim. Bu kötülüğü ve çirkinliği daima protesto ve tel’in edeceğim.
**
Ülkemin ormanlarının, makilerinin, yeşilliklerinin, sularının tahrip edilmesine, kirletilmesine asla rızam yoktur. Bunu yapanların ve yaptıranların elleri kurusun, tepe üstü düşsünler.
**
Halkın bin çeşit bozuk gıda ve meşrubat ile, kimyevî maddelerle aromalarla, boyalarla, koruyucu maddelerle zehirlenmesine, hasta edilmesine asla rızam yoktur. 
**
İlaç sanayiinin ve hastahane endüstrisinin menfaati için lüzumsuz yere ilaç tükettirilmesine, fotoğraf çektirilir gibi sonografi ve emar çektirilmesine, gerekmediği halde tıbbî tahliller yaptırılmasına rızam yoktur.
**
İstanbulda trafiğin perişan edilmesine, her gün milyonlarca otomobilin bir kişi ile seyr etmesine, kuralları ihlal edenlere ceza kesilmemesine rızam yoktur. Protesto ediyorum, buna sebep olanlara beddua ediyorum.
**
İstanbulda depremden sonra halkın toplanması için ayrılan arazilere, meydanlara inşaat izni verilmesine, buralara AVM, lüks otel yapılmasına asla rızam yoktur. 
**
Ülkemde haram yenmesine, haram rantlar elde edilmesine, kara ve kirli servet birikimi olmasına rızam yoktur. Bu kötülüklere isyan ediyorum.
**
Emanetlerin, işlerin, makam ve mevkilerin, memuriyetlerin ehliyetli olanlara değil, ehliyetsiz bizdenlere verilmesinden asla razı ve hoşnut değilim. Protesto ediyorum.
**
Ehl-i Sünnetin kaldırılması, onun yerine Mutezile mezhebi ile Fazlurramancılık karışımı light ve ılımlı bir İslam getirilmesi gizli planlarına karşıyım. Bunu bir hıyanet olarak görüyor ve protesto ediyorum.
**
İslam dünyasının ve Türkiyenin bölünmesini hedef alan BOP’u (Büyük Ortadoğu Projesini) sesimin çıktığı, gücümün yettiği kadar protesto ediyorum.
**
Ehl-i Sünneti yıkıp, Ümmet birliğini berhava edip, birlik yerine bin parçadan oluşan bir tefrika ve bölünmüşlük getirmeye yönelik İslamcılık, İslam Protestanlığı cereyanını takbih ve tel’in ediyorum.
**
Şu İslam ülkesinde her gün beş milyon aziz ekmeğin çöpe atılması israfını, nankörlüğünü, beyinsizliğini protesto ediyorum.
**
Birtakım Müslüman hanımların ve kızların şer’î tesettür yerine şeytanî tesettüre bürünmelerini protesto ediyor, onları şeytan modalarına büründüren tesettür bezirganlarını şiddetle kınıyorum.
**
Hükümet ücretsiz Osmanlıca kursları açtığı halde bunlara kayd olup bir yıllık yazımızı öğrenmeyen cahillere derin üzüntü ve teessüflerimi sunuyorum.

Sözde dindar geçinen ama ezan okunduğu vakit herhangi bir şer’î özrü olmadığı halde camilere gidip cemaatle namaz kılmayan Müslümanları protesto ediyorum.
**
Cami imamlığını parayla namaz kıldırma memurluğu haline getiren münafıkları şiddetle protesto ediyorum.
**
İmkan ve hürriyet olduğu halde açıkça işlenen günahları, isyan ve tuğyanları protesto etmeyen, nehy-i münker yapmayan, böylece haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanların rolünü oynayan neme lazımcı sözde Müslümanları protesto ediyorum.
**
Peygamberimize, mukaddesatımıza saldırılınca kılları kıpırdamayan ama kendi cemaatlerine ve baronlarına fiske vurulunca yeri göğü birbirine katan dengesiz holiganları protesto ediyorum.
**
Dıştan dindar görünen ama gerçekte dini imanı para, menfaat, zenginlik, benlik olan yarı mühtedileri protesto ediyorum.
**
Bütün bunlara karşı:
İtikatları sahih olan… Beş vakit namazı dosdoğru kılan… Cemaat ehli… İhlaslı… Muttaqi… Mürüvvetli… Doğru dürüst İman ve Kur’an hizmeti yapan… Yüksek ahlak ve karakterli… Faziletli… Âbid… Zâhid… Sâlih… Âmirîne bi’l-mâruf ve nâhine `ani’l-münker, mücahid fi sebilillah… İman kardeşliğinin şartlarına ve haklarına riayet eden… Deccal ve kezzaplara muhalif… Ücretini mahlukattan değil Haliqtan bekleyen ve isteyen; tefrika, fitne, fesat çıkartmayan, kötülükleri iyilikle def’ edip uzaklaştıran muhterem İslami İmani Kur’an hizmetkarlarına çok hürmet ediyorum, onların ellerinden ve ayaklarından öpüyorum. Müstecab dualarına bu fakiri de katmalarını yalvararak rica ve istirham ediyorum.
MİLLİ GAZETE

17 Ekim 2014

Ahirete kul hakkıyla gitmeyelim

Muhterem Müslümanlar! 

Hak mefhumu, dinimizde önemli bir yer tutar. Kur’an-ı Kerim’de en çok üzerinde durulan konuların başında kul hakları gelir. Sevgili Peygamberimiz, Veda Hutbesi’nde: 

“Ey insanlar; mallarınız, kanlarınız, ırzlarınız, şeref, haysiyet ve namuslarınız her türlü tecavüzden masumdur.” (Riyazü’s-Salihiyn, C/1, Sf: 262) buyurup, konunun önemine dikkatleri çekmiştir. 

Efendimizin beyanına göre, kul hakları iki kısımda ele alınır: 

Mal ve eşya olarak başkalarına ait hiçbir şeyi, sahibinin rızası dışında anlamaktır ki buna maddi haklar denir. 


Diğeri ise, hiç kimsenin haysiyet şeref Irzına el uzatmamak ve hayat hakkına saygı göstermektir ki bu da manevi hakları alanına girer. 

Kur’an Kerim’de: 

“Ey İman Edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yiyin. Haram ile nefsimizi mahvetmeyin.” (Nisa Suresi, âyet: 29) buyurur. Buna göre herkes mal varlığını korumakla mükelleftir. 

Karşılıklı anlaşma olmadan kimsenin malına el uzatılamaz. 

Efendimiz (SAV): 

“Kim bir Müslümanın malını gasp ederse, Allah o Müslümana cenneti haram eder.” (Riyazü’s-Salihiyn C/1, Sf: 262) diye beyanda bulunmuştur. 

Ayet ve hadislerden anlaşılıyor ki, hırsızlık, karaborsacılık, vurgunculuk, hileli mal satmak, tartı ve ölçüde hile yapmak kul haklarının gaspıdır. Meşru yollar dışında, ne suretle olursa olsun, zimmete geçirilen hukuka uymayan, her şey kul hakkına tecavüzdür. 

Muhterem Müslümanlar!

Gıybet, dedikodu, iftira ve yalanlarla, insanların hoşlanmadıkları şekilde incitilmeleri manevi hakların gaspı olur. 

Sevgili Peygamberimiz: 

Kıyamet gününde üç kimsenin amel defteri iğrenç olacak/affedilmeyecek:

1.Cenab-ı Hakk’ın azabından korkmayanların. 

2.Allah hatırlamayanların.

3.Af edilmemiş kul hakkıyla oraya gelenlerin” buyurmuştur.

Yine Peygamberimiz, ölmeden önce insanlarla barışıp helalleşmemizi, emanetleri yerine getirmemizi tavsiye etmektedir. (Riyazü’s-Salihiyn, C/1, Sf: 241) 

Bir gün peygamberimiz yandakilere sordu:

- Müflis/iflas eden kimdir?

- Parası ve mali olmayanlardır, dediler. 

Bunun üzerine Efendimiz (SAV): 

- Benim ümmetimin müflisi o kimsedir ki, kıyamet gününde namaz oruç ve zekâtla gelir fakat şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş. Bundan dolayı onun sevabında yukarıda sayılan hak sahiplerine verilir. Üzerinde haklar ödenmeden sevabı tükenirse hak sahiplerinin günahları, o kimseyi yükletilir. Sonra o kimse cehenneme atılır. (Riyazü’s-Salihiyn, C/1 Sf: 266) diye beyanda bulundu. 

Anlaşılıyor ki, bütün farz ibadetlerini yapılmış olması kâfi görülmeyip, üzerinde kul hakkı oluşturmayacak davranışlar içinde bulunması da gerekir. 

Muhterem Müslümanlar! 

Meselenin şu günde dikkate alınmalıdır. Herkes ait olan mallar ki bunlara kamu malı deniyor, bunlar bütün topluma aittir. Haksız zimmete geçirmek sorumluluk getirir. 

Hazineye, belediyeye, vakıflara ve diğer kamu mallarına ihanet etmek zimmete geçirmek, şahsi menfaatler doğrusunu kullanmakta kul hakkına girer. 

Ahirete iman eden kişi dünyada yaptıklarının zerresine varana kadar hesabının sorulacağını bilir ve asla hiçbir şekilde kul hakkına tecavüz edemez. Ederse, ya ahirete iman etmiyordur ya da inancı yok diyecek kadar zayıftır. Bu felaketi hiçbir fert düşmemelidir. 

Milli Gazete

 

 

 


09 Ekim 2014

Çay hakkında bilinmeyenler

Çay hakkında bilinmeyenler



Rize Ticaret Borsası, hemen hemen her evde içilen çay ile ilgili bilinmeyen bir çok şeyi internet sitesi ve bastırdığı kitapçıklar ile tüketiciler ile paylaşıyor. 

Rize Ticaret Borsası, hemen hemen her evde içilen çay ile ilgili bilinmeyen bir çok şeyi internet sitesi ve bastırdığı kitapçıklar ile tüketiciler ile paylaşıyor.

Rize Ticaret Borsası’nın verilerine göre, ülkemizde her 100 kişiden 96’sı çay içiyor. Çay içmeyen yüzde dörtlük kısmı ise bebekler oluşturuyor. Ülkemizde günde ortalama 245 milyon bardak çay tüketilirken, bunun yüzde 65’i evlerde, yüzde 13’ü iş yerlerinde, yüzde 11’i misafirlikte, yüzde 5’i kafelerde, yüzde 4’ü kahvehanelerde yüzde 2’si ise okul kantinlerinde tüketiliyor.

ÇAYIN TARİHİ
Çayın tarihi milattan önce 2 bin 700'lü yıllara dayanırken, çayı ilk Çinliler'in bulduğu tahmin ediliyor. Avrupa’ya çayın gelişi 17. yüzyıla dayanırken, ülkemizde ise çay tarımının başlaması 1940’lı yıllarda başladı.
Türkiye’de yaklaşık 76 bin dekar alanda çay tarımı yapılırken, yıllık yaklaşık 250 bin tonluk üretim ile Türkiye çay üretici ülkeler arasında 7. sırada yer alıyor. Türkiye çay tüketimi açısından ise dünyanın en çok çay tüketen 4. ülkesi konumunda.

ÜZERİNE KAR YAĞAN TEK ÇAY
Çin, Hindistan ve Sri Lanka gibi ülkelerde çay bitkisi üzerine kar yağmadığı için çay bitkisinde oluşan hastalıklar ve böcekler ile mücadelede kimyasal ilaçlar kullanılıyor. Dünyada çay üreticisi ülkeler arasında çay bitkisi üzerine kar yağan tek ülke Türkiye. Bu nedenle Türk çayında hastalıklar ve haşere oluşmadığından ilaçlama yapılmıyor ve Türk çayı dünyanın en organik çayı olarak kabul ediliyor.

ŞİFA DEPOSU
Günlük içecek tüketimimizin önemli bir bölümünü karşıladığımız çay bir çok hastalığa da iyi geliyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan, “Çay, mide ağrılarına, idrar yolları iltihabına, baş ağrılarına, kalp hastalıklarına ve tümörlere iyi geliyor. Şu anda bilim adamları çayın kalp hastalıkları ve kanser üzerindeki etkilerini araştırıyor. Araştırmacılara göre çay, iyi huylu HDL kolesterolünü yükseltirken, kötü huylu LDL kolesterolünü düşürüyor. Bunun yanında kalp krizi ve felç olma riski de çay içmeyenlere oranla daha az. 15 yıllık bir araştırma sonucunda günde en az 4 bardak koyu çay içen orta yaş erkeklerde yapılan testlerde kolestrolün düştüğü görülmüştür. Çay kolesterolü düşürür ve antioksidantların vücudumuzdaki bütün hücrelere dağılımını sağlar. Çayda bulunan 'polyphenolaslar' çok güçlüdür. Belki de doğal olarak bulunan en iyi antioksdantlardır. Vitamin C, vitamin E ve beta-karotenden bile daha güçlüdürler. Çayın kanser önleyici etkisi, ilaçlaştırılmasıyla ilgili deneyler uzun bir süre hayvanlar üzerinde denendikten sonra, şimdi insanlar üzerinde araştırılıyor. Ohio Yeloda'da çalışan tümör biyolojisti Jersy Jankun, bilgisayar araştırmalarında kanser tümörlerinin oluşumuna neden olan enzimleri araştırmış. En iyi kimyasal bileşimin sizin de tahmin edeceğiniz gibi çayda olduğunu keşfetmiş. Jankun 'Bu kimyasal polifonelin adı EGCG. Görünüşe bakılırsa antikanser aktivitesi gösteriyor. Kanser tümörlerinin çoğalmasını ve büyümesini engelliyor' bilgisini veriyor" dedi.

DİŞ ÇÜRÜTMÜYOR GÜNEŞTEN KORUYOR
Çayın vücut sağlığına da iye geldiğini belirten Erdoğan, “ 'Polifenoslar'a ek olarak çayda 'florid' de var. Bu da dişlerin çürümesini engelliyor. 1986'da yapılan bir araştırmada floroid ve polifenolosun karışımının dişleri asidli yiyeceklerden koruduğu ortaya çıkmış. Bundan sonra çay içtikten sonra dişlerinizi fırçalamaya gerek kalmadı.Çayı içerek veya vücudunuza sürerek güneş çarpmasından korunabilirsiniz. Yapılan deneylerde farelere UVB ışınlarına çıkmadan çay içirilmiş. Bunların yüzde 80 ve yüzde 85 daha az cilt kanserine yakalandıkları görülmüş. Bunun yanında çay cilt kanseri olmuş kişiler için de çok yararlı” diye konuştu.

İYİ ÇAY NASIL DEMLENİR ?
Erdoğan, iyi çay demlemenin tekniklerini ise şu şekilde sıraladı:
“Çay, nem ve harici kokulardan etkilenmeyecek şekilde kapalı ambalajda muhafaza edilmeli. Çay iyi su ile yapılır. Kireçli, madenli, klorlu su ile çay olmaz Çayın suyu mutlaka yumuşak huylu, kireç sertliğinden uzak, tatlı bir su olmalı. Porselen demlik tercih edilmeli. Madenî, hele alüminyum demlikte iyi çay olmaz. Demlik önceden ısıtılmalı. Temiz demlik içine beher bardak için bir çay kaşığı dolusu çay konularak ılık su ile yıkanmalı. Su tam kaynama noktasında iken hemen alınıp demliğe aktarılmamalıdır. Demliğe aktarılırken, kaynamanın durması, 100 C'den birkaç derece aşağı sıcaklıkta olmasına dikkat edilmelidir. Çaydanlıkta kaynar suyun ateşi kısılarak demlik çaydanlığın üzerine oturtulmalı ve dem kaynatılmamalı. Çayın demlenme süresi 10-15 dakika olmalı Demleme müddeti çayın cinsine ve içenin zevkine göre değişir, aromanın tam elde edilmesi için bu süre Türk çaylarında 25-30 dakikaya kadar çıkartılır.Demlikteki çay çıkartılıp atılmalıdır. Bizde pek adet olmayan bu durum, özellikle içilmeyen demin soğuk çay olarak kullanılmasında tavsiye edilir.”

ÇÖPÜNDE BİLE ŞİFA VAR
Erdoğan, çayın çöpünün bile bir çok faydası olduğuna dikkat çekti. Erdoğan, demlenmiş çay atığı ile ayak kokusu, boğaz ağrısı, buzdolabı kokusu, cilt yağlanması, derideki yaralar, el kokusu, göz çapağı, saç yağlanması ve dil ısırılması gibi bir çok sorunun iyileştirilebileceğini açıkladı. 



08-10-2014

07 Ekim 2014

Ellerinizi yıkayın, hastalanmayın

İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. İlgi Şemin grip, nezle gibi hastalıklardan korunmanın en etkili yolunun el yıkama olduğunu söyledi

Ellerinizi yıkayın, hastalanmayın

Mikroplarla mücadele ve bulaşıcı hastalıkların tedavisi için insanoğlunun kaynaklarının büyük çoğunluğunu harcadığını belirten Prof. Dr. İlgi Şemin "Gözle göremediğimiz mikroplardan korunmak, onlarla savaşmaktan daha düşük maliyetlidir. Kaynakları verimli kullanmak için özellikle çocuklarımıza bu alışkanlıkların kazandırılması bir taraftan sağlık harcamalarında azalma ile ülke ekonomisine katkı sağlanmalıdır. Diğer taraftan bireylerin sağlığının korunması toplumun sağlığını geliştirir" dedi.

Grip, nezle gibi hastalıklardan korunmanın en etkili yolunun el yıkamak olduğunu anlatan Prof. Dr. Şemin, hasta bireylerin salgılarının bulaştığı yerlere temas edildiğinde ele değen mikropların, su ve sabun ile yapılacak el yıkama sayesinde kolaylıkla uzaklaştırıldığını, hastalıkların önlendiğini ifade etti.

'EVE GİRER GİRMEZ ELLERİNİ YIKASINLAR'

Prof. Dr. Şemin, özellikle ailelerin çocuklarına, sık sık ellerini su ve sabunla yıkamayı öğretmesi gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Şemin "Çocuklarımız, eve girer girmez el yıkama alışkanlığı kazandırılmalı. Eller ile gözler ovuşturmamalı, hapşırma veya öksürürken kâğıt mendil kullanılıp hemen çöpe atmalıdır. Mendil yok ise hapşırır veya öksürürken ellere değil elbisesinin koluna hapşırmalıdır. Yakında hasta bir kişi var ise, ona çok yakın durulmamalıdır. Okulda öğretmenlerin de desteği ile bu alışkanlıklar oluşturulmalıdır. Hasta çocukların okula gönderilmemesi hastalığın yayılmasını engellemek ve diğer çocukları korumak açısından çok önemlidir" dedi.

DHA


02 Ekim 2014

YURDUMA ALÇAKLARI UĞRATMA SAKIN


Mahmut Toptaş
02-10-2014

Yarın, yani 03 Ekim Cuma günü Kurban bayramının Arefe günüdür.

 

Cuma günü sabah namazından başlayarak bayramın dördüncü günü ikindi namazı sonrasına kadar 23 vakit namazın ardından bütün bir millet olarak, dünya genelinde bütün bir ümmet olarak “Teşrık Tekbirleri” getireceğiz.

 

Her tekbir getirişte “Allahü Ekber, Allahü Ekber, La ilahe illallahü vallahü Ekber, Allahü Ekber ve lillah’il-Hamd/ En büyük Allah’tır, En Büyük Allah’tır, Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur,

 

En Büyük Allah’tır,

 

Hamd Ona aittir” zikrini, sloganını, sahte ilahlara başkaldırı cümlelerini hep birlikte söyleyeceğiz.

 

Dördüncü günün ikindi namazı sonuna kadar 92 defa En büyük Allah’tır diyeceğiz. Ezan ve namazdakiler hariç.

 

23 Defa Allah’tan başka yaratan, yaşatan ve yöneten yoktur diyeceğiz.

 

23 Defa Allaha hamd edeceğiz.

 

Bu zikrimizi, kendini çağdaş put yerine koyup “Benim dediğim olur, en büyük benim” diyenlere duyurmak ve Allah’tan başkasına boyun eğmediğimizi dünyaya ilan etmek için yüksek sesle söyleyeceğiz.

 

Seksen kadar kurulu siyasi parti yöneticileri, Bayram namazında bir araya gelecekler ve toplu halde aynı zikri birlikte yapacaklar.

 

Taliban’ından el-Şebab’ına, IŞİD’inden el-Husi’sine kadar çaresizlikler içinde çare arayan her türlü Müslüman aynı kelimeleri aynı günde söyleyecek.

 

Belki gökyüzündeki ayın doğuş farkına göre bir gün önce veya sonra yapabilirler ama dört günümüz hepsiyle beraber olacak.

 

Ama İslam ülkelerinin bağrına akrep yuvası gibi çöreklenen ve bizi birbirimize düşüren, “En büyük benim, bana tapacaksınız ve benim dediğimi yapacaksınız” diyen birinin zehir saçan merkezlerine dönüp boyun bükerken diliyle de “Allahü Ekber” diyenlerimiz de olacak.

 

Onlara kızmayın, onlara acıyın ve inkâr çölünün serabını su zanneden kardeşlerinizi bu bayram vesilesiyle ziyaret ederek “Kelime-i Şehadet”le şerbetlenenlere bu akrep yuvasının zehrinin hiç bir zararı olmayacağını, ecelin değişmemesi nedeniyle Kelime-i Şehadet yolunda ölenlerin ölümlerinin Şehitlikle ödüllendirileceğini yeniden hatırlamak gerekir.

 

Bu günlerde İstiklal Marşı’nın,

 

“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;

 

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

 

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...

 

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.” Kıt’asını biraz daha fazla dillendirelim.

 

 


ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN

TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33

IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414

POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47

BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ

Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
HABER YENİ FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ