BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN

2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

             Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi   55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...

sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Eylül 2022

6 ÖĞÜT

105 yaşında hayata gözlerini yuman Japon bir doktorun, tüm insanlık için sıraladığı 6 öğüt de hayli ilgi görüyor. Söz konusu öğütler, sosyal medyada bir kez daha gündeme geldi.

 İşte Japon doktorun ölmeden önce uzun yaşam için verdiği 6 öğüt:

  1. Mümkün oldukça geç emekli ol
  2. Kilona dikkat et
  3. Mutlu olacağın şeyler yap
  4. Öğrendiklerini başkaları ile paylaş
  5. Mal ve mülk sahibi olacağım takıntısı yapma
  6.  Merdivenleri çık, kaslarını daima çalıştır

30 Ocak 2022

EGZERSİZ OLMADAN SAĞLIK OLMAZ!


Hemen ardından da şu cümleyi ekleyelim: Egzersizin beden ve ruh sağlığına faydaları bırakın bu köşeyi, kitaplara bile sığmaz. Ve yine bilelim ki bizim bu sayfada sık sık ve bilerek tekrarladığımız “AYAKTA KAL, HAYATTA KAL!” mottosu herkes ve her yaş için ama özellikle de kaliteli bir yaşlanma yolculuğuna çıkan 50 yaş üzerindekiler için vazgeçilmez bir sağlık yaklaşımıdır. Diğer taraftan şu bilginin de altını yeniden çizmemizde fayda var: AKTİVİTEYLE EGZERSİZ AYNI ŞEYLER DEĞİLDİR. Peki, aradaki fark ne? Fark şu...

ÖNEMLİ SORU
HANGİSİ AKTİVİTE, HANGİSİ EGZERSİZ

EVİNİZDE veya işyerinizde merdivenleri günde birkaç kez inip çıkmanız, bahçeniz ya da balkonunuzdaki çiçekleri sulayıp ağaçları budamanız, evdeki bulaşığı, çamaşırı yıkayıp köpeğinizle yarım saatlik kısa yürüyüşler yapmanız egzersizin yerine geçmiyor. Bu saydıklarım “GÜNLÜK AKTİVİTELER” olarak kabul ediliyor. Ama bilelim ki aktiviteler, egzersiz yerine geçmeseler de kesinlikle işe yararlar. “Ne kadar çok ve ne kadar sıksa o kadar iyidir” kuralı aktiviteler için de geçerlidir. EGZERSİZE GELİNCE... “Belli bir süreyle, belli bir hız limiti içinde, belli bir ritimle, belirli kasları kullanarak tekrarlanan hareketlere” egzersiz diyoruz. Ve hepimiz için, her yaş ve cins için en doğru egzersizin “GÜNLÜK YÜRÜYÜŞLER” olduğunun altını bir kez daha çiziyoruz. Zira yürümek bedenimizdeki toplam kas kitlesinin/gücünün yüzde 80’inden fazlasını kullandıran mükemmel bir egzersizdir. Diğer taraftan bedenlerimiz de adeta yürümek üzere yaratılmış özel bir cihaz/makine gibidir. Yazıyı tamamlarken “Başka egzersizler olmaz mı?” sorusunu şu esprili cümleyle yeniden yanıtlayalım: KUŞLAR UÇAR, CEYLANLAR KOŞAR, BALIKLAR YÜZER, İNSANLAR YÜRÜRLER!

İYİ BİLGİ 1
EGZERSİZİN FAYDALARI SAYMAKLA BİTMEZ

İLK 10

BİR: İnflamasyonu (iltihaplanmayı) engeller.

İKİ: Glikasyonu (şekerlenmeyi) baskılar.

ÜÇ: Paslanmayı (oksidasyonu) frenler.

DÖRT: Kansere karşı koruyucudur.

BEŞ: Kalbinizi güçlendirir.

ALTI: Damarlarınıza elastikiyet kazandırır.

YEDİ: Bağışıklığınıza güç verir.

SEKİZ: Belleğinize takviyedir.

DOKUZ: Strese baraj kurar.

ON: Uykunuza kalite ve derinlik katar.

İKİNCİ 10

BİR: Cinsel gücünüzü arttırır.

İKİ: Kas kaybınızı yavaşlatır.

ÜÇ: Kemik erimesini frenler.

DÖRT: Karaciğer yağlanmasını engeller.

BEŞ: Kan basıncınızı dengeler.

ALTI: Trigliseridi azaltır.

YEDİ: Diyabetle savaşır.

SEKİZ: Solunuma güç verir.

DOKUZ: Huzura destek olur.

ON: Sosyalleşmeyi destekler.

İYİ BİLGİ 2
EGZERSİZ NELERİ AZALTIR

BİR: Kilonuzu.

İKİ: Trigliseridinizi.

ÜÇ: İnsülin seviyenizi.

DÖRT: Kan şekerinizi.

BEŞ: Stres ve depresyon düzeyinizi.

ALTI: Kan basıncınızı.

YEDİ: Kalp krizi riskinizi.

SEKİZ: Felç geçirme ihtimalinizi.

DOKUZ: Kanser olasılığınızı.

ON: Bunama tehlikenizi.


İYİ BİLGİ 3
EGZERSİZ NELERİ ARTTIRIR

BİR: Mutluluk hissinizi.

İKİ: Bellek kapasitenizi.

ÜÇ: Uyku kalitenizi.

DÖRT: Kemik gücünüzü.

BEŞ: Kas direncinizi.

ALTI: İyi kolesterolünüzü.

YEDİ: Denge kabiliyetinizi.

SEKİZ: Bağışıklık direncinizi.

DOKUZ: Cinsel gücünüzü.

ON: Akciğer kapasitenizi.

İYİ BİLGİ 4
EGZERSİZ HANGİ KANSERLERİ ÖNLER

DÜZENLİ egzersiz alışkanlığı...

BİR: PROSTAT kanserini frenler.

İKİ: MEME ve YUMURTALIK kanserini engeller.

ÜÇ: KOLON kanserine “Dur!” der.

DÖRT: KARACİĞER kanserini önler.

İYİ BİLGİ 5
EGZERSİZDE YÜRÜYÜŞ HIZINIZ NE OLMALI

GÜNLÜK yürüyüşlerinizi yaparken makul düzeyde bir sağlık faydası elde edebilmeniz için yeterli bir adım sayısını hedeflemeniz lazım. Bizim tavsiyemiz “TEMPOLU YÜRÜYÜŞLER”dir. Bir dakikada atılan adım sayısı esas alınarak yürüyüş hızları şöyle sınıflandırılıyor.

DÜŞÜK HIZ: 80 adım/dk

ORTA HIZ: 100 adım/dk

TEMPOLU: 120 adım/dk

HIZLI: 140 adım/dk

NOT: Yeni başlayanlar için önerimiz “düşük” ve “orta” hızları tercih etmeleridir. Zaman içinde “tempolu” hıza geçip o hız dilimini yine zaman zaman “hızlı” adımlarla desteklemek en doğru olanıdır.

İYİ BİLGİ 6
YÜRÜYÜŞ YAPARKEN NELERE DİKKAT ETMELİ

BİR: Aydınlatılmış ve güvenli yerlerde yürümeye çalışın.

İKİ: Mümkünse arkadaşlarınızla yürüyüşe çıkın.

ÜÇ: Yürüyüş esnasında mücevher/pahalı takılar, saatler takmamaya dikkat edin.

DÖRT: Anayol ve otoyol çevresinde yürüyorsanız müzik dinlerken kulaklık takmayın.

BEŞ: Sahipsiz köpeklere karşı tedbirli olmayı da unutmayın.

20 Ağustos 2018

İçtiğin Suynun Yeterli Olup Olmadığını Test Et

İçtiğim su yeter mi?

Yeterli su içtiğinizi anlamanın kolay yolu tuvalete gittiğinizde idrarınızın rengini ve miktarını kontrol etmeniz. Az miktarda ve koyu renk bir idrar yapıyorsanız bu yeterli sıvı almadığınızın işaretidir. Berrak ve bol miktarda bir idrar ise sıvı ihtiyacınızın olmadığını gösteriyor.
Eğer sık sık idrara çıkıyor, gereğinden fazla idrar yapıyorsanız ya da daha önce yaşamadığınız bir susuzluk ve ağız kuruluğu fark ediyorsanız bu belirtilerin bir sağlık sorununa örneğin şeker hastalığına işaret edebileceği aklınızda olsun.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu

29 Eylül 2016

Et benlerinden kurtulmak için 6 doğal yöntem

Ananas suyunun iltihap sökücü ve antiviral özellikleri et benlerinden kurtulmanıza yardım eder ve bunların vücudunuzun diğer kısımlarına yayılmasını engeller.

28 Eylül 2016 Çarşamba 23:34
Et benleri boyunda, kolda, göz kapaklarında ve vücudun diğer kısımlarında oluşan küçük çıkıntılardır.
Genellikle cildin yağlı tabakalarında kolajen birikmesi sonucu oluşmasına rağmen bazen sürtünmeden dolayı da oluşabilir.
Sağlık için hiçbir risk teşkil etmese de iltihaplanmaya yatkın oldukları ve kolayca yaralanabildikleri için bazı insanlar için can sıkıcı olabilir.
İnsanların çoğu bunlardan kurtulmak ister çünkü benlerin çirkin olduklarını ve güzelliklerini bozduklarını düşünürler.
İyi haber şu ki bunları yok etmek için acı veren ve masraflı işlemlere gerek yoktur.
Bütün doğal ürünlerde bulunan çeşitli özelliklerden yararlanarak, benlerin etrafındaki deriye de zarar vermeden bunlardan kurtulmak için hazırlayabileceğimiz birçok ev yapımı tedavi vardır.
Gelin bu yöntemlere bir göz atalım!

1. Elma sirkesi

Elma sirkesinde bulunan asidik asit et benlerini ve siğilleri yok etmek için en etkili maddelerden biridir.
Bu tedaviyle et benlerini tamamen yok etmek birkaç hafta sürer.

Malzemeler

  • 1 yemek kaşığı elma sirkesi
  • 1 kürdan
  • 1 pamuk topu
  • Yara bandı

Kullanımı

  • Et beninin etrafını ılık su ve hassas bir sabunla yıkayın.
  • Tamamen kurulayın ve bir kürdanla nazikçe kaşıyın.
  • Pamuğu elma sirkesine batırın ve direkt olarak benin üstüne koyup yara bandıyla yapıştırın.
  • Ertesi sabah bandı çıkartıp cildinizi durulayın ve gece yatmadan önce bu işlemi tekrarlayın.
  • Bu tedaviye et beni düşene kadar davam edin.

2. Hint yağı ve bira mayası

Bira mayası ve Hint yağının karışımı ile yapılan merhem ciltte oluşan bu çirkin oluşumları yok etmek için kullanılabilir.

Malzemeler

  • 1 yemek kaşığı Hint yağı
  • Yarım çay kaşığı toz bira mayası
  • Yara bandı

Kullanımı

  • Hint yağı ve bira mayasını karıştırarak yapışkan kıvamlı bir merhem oluşturun.
  • Karışımı benin üstüne sürün ve yara bandıyla kapatın.
  • Bir gece bu şekilde bırakın ve sabah durulayın.
  • En iyi sonuç için 2 ile 4 hafta boyunca devam edin.

3. Ananas suyu

Ananas suyunda bulunan bir enzim olan bromelain bu çirkin oluşumlarla mücadele için çok faydalıdır.
Enzimin sahip olduğu iltihap sökücü ve antiviral etkiler et benlerinin küçülmesini sağlar ve vücudun diğer bölümlerine yayılmasını engeller.

Malzemeler

  • 1 ananas
  • 3 damla limon suyu
  • 1 pamuk topu

Kullanımı

  • Ananası ezin ve üzerine 3 damla limon sıkın.
  • Pamuğu hazırladığınız sıvının içine batırın ve problemli bölgeye sürün.
  • Bu işlemi günde üç defa tekrarlayın.

4. Çay ağacı yağ esansı

Bu yağ esansı et benleri ve küçük siğiller için en etkili çözümlerden biridir.
Antibiyotik ve antiviral özellikleri rahatsızlığa neden olan patojenleri yok eder.

Malzemeler

  • 3 damla çay ağacı yağ esansı
  • Su
  • 1 pamuk topu

Kullanımı

  • Pamuğu suya batırın ve ben oluşan bölgeyi temizleyin.
  • Benin üzerine 2 veya 3 damla çay ağacı yağ esansı damlatın.
  • Durulamadan öylece bırakın ve et beni yok olana kadar günden iki defa uygulayın.

5. Kekik yağı

Kekik yağı cildi etkileyen çeşitli enfeksiyonlar, virüsler ve iltihaplanmalara karşı kullanılır.
İçeriğindeki bileşenler ciltte oluşan tümörü yok eder ve vücudun başka bölümlerinde tekrardan çıkmasını engeller.

Malzemeler

  • Yarım çay kaşığı kekik yağı
  • 1 pamuk topu

Kullanımı

  • Pamuğu kekik yağına batırın ve problemli bölgeye sürün.
  • Günde iki defa tekrarlayın.

6. Tuz ve soğan suyu

Soğanda bulunan sülfür bileşeni bu problemi yok etmeye yarayan antibakteriyel özelliklere sahiptir.

Malzemeler

  • 1 soğan
  • 1 yemek kaşığı deniz tuzu
  • 1 bandaj

Kullanımı

  • Soğanı güzelce doğrayın ve tuzla karıştırın.
  • Ertesi gün soğanın suyunu sıkın ve et beninin üstüne sürün.
  • Problemli bölgeye uyguladıktan sonra bir bandajla sarın ve gece boyunca bekletin.
  • 10 – 12 gece boyuna sürekli olarak işlemi tekrarlayın.
Bu küçük cilt deformasyonlarına son vermek için yukarıda bahsettiğimiz yöntemlerden birini kullanabilirsiniz.
Şunu unutmayın ki, etkilerin ortaya çıkması biraz zaman alabilir ve bu süre kişiden kişiye değişir.
YENİ AKİT GAZETESİ SİTESİNDEN ALINMIŞTIR.

23 Eylül 2016

Parmağınıza 60 saniye bastırınca bakın ne oluyor


Bu yöntemi denemelisiniz!

 Hepimizin ortak şikayeti baş ağrısı ya da vücudumuzun değişik bölgelerinin sebepsiz olarak aniden ağrımasıdır. Böyle durumlarda hemen ağrı kesici ilaç ya da doktora başvururuz fakat refleksoloji yöntemi ile 60 saniyede kurtulmak mümkün.
Refleksoloji basit olarak vücudun her organ ve bölgesinin  diğer organlarımızla bağlantılı olması üzerine kurulu bir sistemdir. Yani parmağınıza bastırdığınız zaman o bölge ile bağlantılı diğer organınızda olan ağrı anında kesilecektir.
Tek yapmanız gereken hangi parmağın nere ile bağlantılı olduğu ve buna göre ne yapmanız gerektiğini öğrenmek.
Başparmak – Kalp ve akciğerler ile alakalıdır. Kalp ritmimiz hızlandığı zamanlarda başparmağınızı ovarsanız eğer kalp atışınızın yavaşlamasına yardımcı olacaktır.
İşaret parmağı  – Bu parmak kolon ve mide ile bağlantılıdır. Eğer kabızlık veya karın ağrısı şikayetiniz varsa, işaret parmağınıza basın ve 60 saniye boyunca ovalayın. Karın ağrınızın anında kesildiğini hissedeceksiniz.
Orta parmak  – Bu parmak kalp, ince bağırsak, kan dolaşım ve solunum sistemi ile alakalıdır. Eğer sürekli baş dönmesi ve uyku hali yaşıyorsanız, şikayetlerinizin geçmesi için orta parmağınızı ovalamanız yeterli olacaktır.
Yüzük parmağı  – Yüzük parmağı ruh durumuz ile alakalıdır. Kendinizi depresif hissettiğiniz zaman, yüzük parmağınıza masaj yapmak sizi çok daha iyi hissettirecektir.
Küçük parmak  – Baş, boyun ve böbrek ile bağlantılıdır. Yani,ne zaman bir baş ağrısı ya da boyun bir ağrı şikayetiniz varsa, ya da böbrekleriniz ağrıyor ise serçe parmağınıza masaj yaparak kendinizi rahat hissedebilirsiniz.
Avuç içi  – Avuç içlerimiz kan dolaşımını uyarmak için oldukça etkilidir ve sinir sistemimizi doğrudan etkiler. Ellerinizi çarpmak yani alkış tutmak oldukça faydalıdır.
Bu yazıyı okurken faydalı bulduysanız ve daha fazla insana ulaşması için lütfen paylaşın. 

27 Aralık 2013

HAPŞIRIRKEN AĞZINIZI ELİNİZLE KAPATMAYIN

Bursa Halk Sağlığı Müdürü Uzm. Dr.Resul Özbek, öksürürken ya da aksırırken ağzın elle kapatılmaması gerektiğini belirterek, "Elinize yapışan virüsler ya da mikroplar kolay temizlenmez ve bu şekilde mikrop farklı kişilere bulaşabilir. Hapşırma ya da öksürme öncesi kağıt mendil kullanın ve hemen atın. Yanınızda mendil yoksa başınızı insanlardan uzak bir tarafa çevirerek havaya hapşırın" dedi.

Resul Özbek, grip gibi benzeri hastalıklardan korunmanın yollarını anlattı. Kış aylarında üst solunum enfeksiyonları olan grip ve nezle gibi hastalıkların görülmeye başladığını ifade eden Uzm. Dr. Resul Özbek, "Toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri, kalabalık iş yerlerinde birçok insanla temas oluyor. Bu temas sonrasında mikrop alabiliyoruz. Normalde bu tür hastalıklar aksırmak, öksürmek ve solunum yoluyla 1 buçuk metre kadar alana yayılırlar. Direk bu havayı soluyanlar ve damlacıkların temas ettiği yerlerden herhangi bir şey yiyip içenler bu virüsleri alabilirler" dedi.

Giyim konusunda tedbirli olunması gerektiğini belirten Özbek, "Kış mevsimine göre giyinmekte fayda var. Aşırıya kaçıp çok terlemek ne kadar yanlış olacaksa, vücudu soğuktan korumayacak şekilde giyinmekte o kadar yanlış olur. Daha çok kalabalık ortamlar otobüsler kalabalık alışveriş ortamları hastalanmak için uygun alanlar. İş yerleri de mikropların bulaşmasına vesile oluyor. Özellikle soğuk havaların devam ettiği içinde bulunduğumuz Aralık ve Ocak ayı üst solunum yolu hastalıkları yoğun yaşanır. Boğaz ağrısı hafif ateşle belirir. Kalabalık ortamlarda insanlarla iç içe olmak hastalıkların tekrarlamasına neden olur. Her seferinde başka bir virüs alındığı için hastalık nükseder. En iyi korunma yolu solunum yolu ile bulaştığı için tedbir alınabilir. Hasta olana bir buçuk metreden fazla yaklaşmamak lazım. Hasta olan kişiler çevreyi korumalıdır. Öksürürken ağzımızı yüzümüzü tam kapatmak tedbir olur" diye konuştu.

Hastalanma belirtisi görüldüğünde antibiyotik uygulanmaya başlandığını söyleyen Özbek, hastalık belirtilerinin kendini göstermesiyle mutlaka aile hekimine başvurulmasını istedi.

"MENDİL YOKSA HAVAYA HAPŞIRIN"

Özbek, nezle ya da grip konusunda tavsiyelerde de bulundu. Kış mevsiminde nezle ya da gribe yakalanmamak için ellerin sık sık yıkanmasında fayda olduğunu belirten Özbek, şöyle devam etti:

"Çoğu grip ve nezle virüsü dokunmayla geçer. Gripli olan birinin telefon, klavye veya mutfak eşyalarına dokunması grip virüsünün yayılması için yeterlidir. Bu mikroplar saatlerce, hatta bazı durumlarda haftalarca, başkası bu eşyalara dokununcaya kadar bu tür zeminlerde yaşayabilirler. Bu yüzden ellerinizi sıkça yıkayın. Öksürürken ya da aksırırken elinizle ağzınızı kapatmayın. Çünkü elinize yapışan virüsler ya da mikroplar kolay temizlenmez ve bu şekilde mikrop farklı kişilere bulaşabilir. Hapşırma ya da öksürme öncesi kağıt mendil kullanın ve hemen atın. Yanınızda mendil yoksa başınızı insanlardan uzak bir tarafa çevirerek havaya hapşırın."

"BOL SU İÇİN"

Üst solunum yolu hastalıklarından korunmak için bol sıvı içilmesini tavsiye eden Özbek, "Çok su içmek vücudunuzdaki virüslerin temizlenmesini sağlar. Günde 8 bardak su için önerisine uymuyorsanız yeterince su içmeye özen göstermelisiniz. İdrarınızın rengi açık sarı görünüyorsa yeterince su alıyorsunuz demektir, koyu sarıysa daha çok su içmelisiniz. Temiz hava alın. Hava almak önemlidir. Soğuk havalarda merkezi ısıtma sistemiyle ısınan ortamlardan dışarı çıktığınızda vücudunuz grip ve mikroplara karşı daha korunmasız olur. Soğuk havada içeride kalan insanlar, kuru ve aynı havayı sürekli soludukları için virüslere maruz kalırlar" ifadelerini kullandı. Özbek, mevsimine uygun meyve ve sebze yenmesinin metabolizmayı güçlendirdiğini de sözlerine ekledi.

YUSUF SERKAN YILMAZ

21 Nisan 2013

GÜN İÇİNDE DOKUNDUĞUMUZ EN KİRLİ 6 ŞEY

Her gün fark etmeden ne kadar çok kirli şeye dokunduğunuzu duyduğunuzda şaşırmayın, çünkü onlar günlük hayatımızın birer parçaları.

Tırnaklarımız vücudumuzun en kirli yerlerinden biridir. Bütün gün sayısız yere dokunduğumuz için bu yerlerdeki bütün kiri tırnaklarımızın altında istemeden toplarız. Tırnak içlerinin klozetin kapağı hatta içinden bile daha kirli olduğunu duysanız inanır mıydınız?

Para

Çok fazla el değiştirdiği için en çok kir tutanlardan biri. Özellikle metal paraların tırtıklı yerleri mikropların birikmesi için en ideal ortam. Cüzdanınızdaki paradan mikropların daha az bulaşmasını istiyorsanız cüzdanınızı ve para çantanızı sık sık silip yıkamanızı öneririz.

Alışveriş sepeti ve arabaları

Yüzlerce dokunan insan yüzünden en çok kirlenenler arasında. Sanılanın aksine yağmur altında dışarıda duran arabalar ise mikrop yuvalarıdır. Bunlar arasında plastik olanlar ise en az hijyenik olanlar. Alışveriş sepetinizin içine attığınız meyve ve sebzeleri yemeden önce iyice yıkamayı sakın unutmayın.

Televizyon kumandası ve ev aletleri

Televizyon kumandası ev aletleri içinde en kirliler arasında yer alıyor. Cep telefonunu ya da bilgisayar klavyesini temizlemek daha kolay olsa da kumandanın minik düğmelerinin arasını temizleyip kurumasını beklemek pek de kolay olmuyor özellikle kanal değiştirmek için sabırsızlananlar varsa...

Kapı kolları

En çok tutulup en az temizlenen yerlerden biri de kapı kollarıdır. Gün içerisinde o kadar çok insan tarafından kullanılır ki üzerinde biriken kir, pas ve mikrobu tahmin bile edemezsiniz.

Evcil hayvan dışkısı

Evinizde beslediğiniz kedi ya da köpeğinizin dışkısını bir iki hafta dışarıda bıraktığınızda sertleşip şekil değiştirerek toprağa dönüştüğünü ve göreceksiniz. Bahçede ya da sokakta toprak zannederek üzerine bastığınızda ya da yere bir şey düşürüp geri aldığınızda dışkıdan bulaşan mikrobu eve getireceksiniz. Bu nedenle evcil hayvanınızın dışkısını kısa bir süre içinde temizlemenizi tavsiye ederiz.

Bütün bunları okuduktan sonra temizlik ve hijyen delisi olmanıza gerek yok. Unutmayın insan vücudu mikrop ve hastalığa karşı yüksek dirence sahiptir. Tek yapmanız gereken belli başlı temizlik kurallarına dikkat etmeniz o kadar.

27 Mart 2013

KANSERDEN KORUNMANIN ON YOLU


Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Kandemir, dünyada ve Türkiye'de en sık ölüm nedenleri arasında kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sırada kanserin yer aldığını belirtti.

Türkiye'de her yıl 175 bin hastaya kanser teşhisi konulduğunu ve yüzlerce insanın çeşitli kanser türleri nedeniyle hayatını kaybettiğini aktaran Kandemir, bu rakamlara karşın kanserin yüzde 30-40 oranında önlenebildiğine işaret etti.

Kandemir, ''kanserden korunmanın 10 altın kuralı''nı şöyle sıraladı:

1-) Sigara içmemek: Kanserden ölümlerin yüzde 30'undan, akciğer kanseri vakalarının yüzde 87'sinden sigara sorumlu. Sigara ayrıca ağız, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, pankreas, mide, böbrek, idrar kesesi kanserine de yol açıyor.

2-) Alkol almamak ya da miktarını sınırlamak: Alkol ağız, boğaz, gırtlak, yemek borusu, karaciğer, kalın bağırsak, pankreas ve meme kanserinin bilinen sebepleri arasında bulunuyor. Özellikle sigara ile beraber alkol almak, kanser riskini artırıyor.

3-) Radyasyondan uzak durmak: Güneş ışığına yani 'ultraviyole B' ışınlarına uzun süre maruz kalmak, deri kanserine yol açmaktadır. Uzun süre solaryuma girmek de kanser riskini artırıyor. Yaz aylarında 11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş ışığından uzak durulmalı ve koruyucu kremler kullanılmalı.

4-) Enfeksiyonlardan korunmak: Dünyada tüm kanserlerin 1/5'i kronik enfeksiyonlara bağlı olarak gerçekleşiyor. 'Human Papilloma' virüsü, rahim ağzı kanserine, 'Hepatit B' virüsü, karaciğer kanserine neden oluyor. Ayrıca AIDS hastalığı olanlarda, birçok kanser daha fazla görülüyor.

5-) Sağlıklı beslenmek: Kanser riskini artıran gıdalardan uzak durmak, kısa zamanda yüksek ateşte pişirme gibi yöntemlerden kaçınmak önemli. Kanserle savaşan besin ögeleri içeren gıdalar tüketilmeli, günde en az 2-2.5 litre su içilmeli.

Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş et ürünlerinden uzak durulmalı ve günde 2-3 gramdan fazla tuz tüketilmemeli.

6-) Egzersiz yapmak: Her gün düzenli olarak en az 30 dakika egzersiz yapanlarda, meme, kalın bağırsak, rahim ve prostat kanseri daha az görülüyor.

7-) Kilo dengesini korumak: Aşırı kilolar, başta meme kanseri olmak üzere, kalın bağırsak, rahim, yemek borusu, böbrek, pankreas, prostat ve yumurtalık kanseriyle çok yakın ilişkili. zayıflayarak kanser riski, belirgin olarak azaltılıyor.

8-) Kanserin erken belirti ve bulgularını bilmek: Açıklanmayan kilo kaybı, ateş, halsizlik, ağrı, deri değişiklikleri, bağırsak ve idrar alışkanlıklarındaki değişiklikler, beklenmedik ve anormal kanamalar ile akıntılar, iyileşmeyen yaralar, vücutta ele gelen kitleler, şişlikler, yutma güçlükleri, hazımsızlık ve ses kısıklığı kanserin belirtileri olabilir.

9-) Kanser riskini bilmek ve kanser tarama programlarına girmek: Kişide herhangi bir şikayet olmasa bile, belli yaşlarda yapılan tarama testleri ile kanser erken evrede saptanabiliyor.



10-) Stresle başa çıkmak: Stres, dolaylı olarak kanseri tetikleyebilmektedir. Egzersiz, meditasyon, danışmanlık ve konuşma tedavileri, grup terapileri, sosyal destek, depresyon ve anksiyete giderici ilaçların kullanımı gibi yaklaşımlar stresle başa çıkmak için önemli yöntemler.

18 Şubat 2013

KIŞ HASTALIKLARINA KARŞI AYVA SUYU

Ayva suyu yüksek mineral ve bol vitamin içeriği ile birçok hastalığa karşı koruma sağlıyor. Uzmanlar, özellikle kış aylarında ortaya çıkan öksürük, anjin, bronşit gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde ayva suyu içilmesini tavsiye ediyor. Ayva suyu içeriğindeki C vitamini, kalsiyum, demir, protein ve karbonhidratlar ile birçok hastalığa karşı kalkan görevi görüyor. Kış aylarında sıklıkla karşılaşılan bronşit, anjin, öksürük gibi rahatsızlıklarda ayva suyu desteği ile tedavi süreci hızlanabiliyor. Uzmanlar üst solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde ayva ve ayva suyunu öneriyor.

Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, soğuk havalarda görülen öksürük, anjin, bronşit gibi hastalıkların tedavisinde ayva suyunun kullanılabileceğine dikkat çekiyor. Ayva suyunun pek çok faydalı özelliği bulunduğunu belirten İnanç, "Soğukların artmasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonlarında önemli bir artış gözleniyor. Vitamin açısından güçlü meyve suları bu hastalıkların yayılmasını engellerken, özellikle ayva suyu yoğun C vitamini içermesi ile tedavi sürecinde etkili oluyor. Ayrıca antiseptik özelliği bulunan malikasit ihtiva etmesi sayesinde enfeksiyonel hastalıklardan koruyor." ifadelerini kullanıyor.

Ayva suyunun, kış hastalıklarının yanı sıra içeriğindeki vitamin ve mineralin kalp ve damar hastalıkları, ishal problemleri ve hazımsızlık sorunlarının tedavisinde de etkili olabileceğini belirtiliyor.

Cihan Haber Ajansı

04 Şubat 2013

DİRENÇLİ HİPERTANSİYONA DİKKAT!


Kozan, Hipertansiyon hastalarının tanı konulmasında bazen çok geç kaldıklarını belirterek, hastalığın ancak bazı organlara zarar verdiğinin anlaşılmasından sonra insanların tedavi için doktora başvurduklarını söyledi.

Oysaki hastalığın tanısının kolay olduğunu belirten Kozan, ''Kahve, sigara gibi uyarıcı maddeleri almadan 5-10 dakikalık dinlenme sonucu 3 farklı zamanda ölçülen kan basıncı 140/90 mmHg nin üzerinde ise hipertansiyon tanısı konur. Bazen organ hasarları sonucu yakalanabilir. Bazen bir beyin kanaması sonucu fark edilebilir. Genellikle böbrek, kalp, beyin ve göz gibi hayati organlarda hasar yapar''dedi.

Prof. Dr. Kozan, hipertansiyonun tanısının ardından tedavisinde, yaşam biçimi değişikliğinin öneminin büyük olduğunu belirterek şunları söyledi: ''Sigara bırakılması, tuzsuz diyet, kilo kontrolü ve egzersiz mutlaka yapılmalıdır. Bunların üstüne hastaya uygun olan hipertansiyon ilaçları başlanır. Hipertansiyon ilaçları son derece güvenli ilaçlardır. Yapılan spekülasyonların hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Bazı kişilerde yüksek tansiyonun en az üç ya da daha fazla ilaç almasına rağmen kontrol altına alınamadığı durumlar olduğunu ifade ediyor. En az 3 ilaç almasına rağmen kan basıncı 140/90 mmHg üstünde seyrediyorsa dirençli hipertansiyondan bahsedilebilir. Gerçek manada dirençli hipertansiyon oranı hipertansiyon olgularının yüzde 3-5'ini oluşturur.''

İNATÇI HİPERTANSİYONA RENAL DENERVASYON FRENİ
Kontrol altına alınmayan her hipertansiyonun organ hasarına yol açabildiğini belirten Prof. Kozan, bu hastaların düzenli olarak kontrollerini yaptırmaları gerektiğini ifade etti.

Kozan, dirençli hipertansiyonda Türkiye'de ve dünyada hastalara renal denervasyon yönteminin uygulandığını ve olumlu sonuçlar alındığını belirterek, ''Tüm ilaçlara rağmen kan basıncı kontrol altına alınamıyorsa (en az 3 ilaç kombinasyonu sonrası) renal denervasyon düşünülür. İşlem son derece basittir. Bir kateterle böbrek arterine girilerek çepe çevre böbrek arterinin sinirleri yakılır. Bunda amaç böbreğin sinirsel uyarımına engel olarak hipertansiyona neden olan hormonun salınmasını engellemektir. Bu sayede Kan basıncında 30/20 mmHg’lik düşmeler sağlanabilmektedir'' dedi.

18 Ocak 2013

TORTUM DEMİRCİLER KÖYÜ SAKİNLERİNDEN HASTA

Köyümüz sakinlerinden Ahmet UMUT 17 Ocak 2013 Perşembe  Bursa' da fıtıktan amleliyat oldu. Allah(cc) şifa versin. Âmin

06 Ocak 2013

ALİ DEDENİN ANTİKANSOREJEN BAHÇESİ


TRT Haber'de yayınlanan Reçetesiz Hayat programına konuk olan 90 yaşındaki Ali dede sağlıklı yaşam sırlarını anlattı.

Şirince’de yaşayan Ali dede, antikanserojen bir bahçeye sahip. Kansere karşı iyi gelen neredeyse bütün sebzeleri bahçesinde yetiştiriyor. Karnıbahar, lahana, soğan, pırasa, maydanoz, roka ve brokoli Ali dedenin sofrasından eksik etmediği sebzeleri..

Haftada 1 gün mutlaka brokoli tüketin

Antikanserojen özelliğiyle öne çıkan brokolinin içinde çok önemli iki bileşik bulunuyor. İndol 3 kalbinol ve sülfarafan bileşikleri.

İndol 3 kalbinol özellikle meme kanserini önlemede çok etkin bir bileşik. Ailesinde meme kanseri olanlar yani riski yüksek olanların ve meme kanseri geçirmiş olanların brokoliyi sıkça tüketmeleri gerekiyor.

Brokolinin özellikle filizinde bulunan sülfarafan bileşiği ise kansere karşı koruyucu antioksidan bir bileşik. Sülfarafan karnabahar vebrüksel lahanasında da bulunuyor ancak brokoli de daha yoğun bulunuyor.

Özellikle brokolinin filizi, sülfarafan içeriği yüksek olması nedeniyle Amerika’da meme kanseri tedavisinde kullanılıyor.

Ispanak, folik asit içeriği yüksek olduğu için beyin ve sinir sistemi fonksiyonlarının daha hızlı çalışmasını sağlıyor.

Güçlü hafıza için ıspanak

Ali dede genç oluşunu ve güçlü hafızasını ıspanak yemeye borçlu olduğunu söylüyor.

Ayrıca hamileler de ilk üç ayında ıspanak bebek sağlığı için hayati önem taşıyor.

Reçetedeki diğer bir sebze ise marul

%80-90’ı sudan oluşan marul, vücuttan ödem atmaya yarıyor, böbreklerin daha iyi çalışmasını sağlıyor, Ca ve Mg içeriğiyle diş ve kemik yapısını güçlendiriyor.

Az kalorili ve lifli olduğu için diyet yemeklerinin baş tacı..

Kahvaltının olmazsa olmazı

Ali dede kahvaltı sofrasında da ceviz, bal, pekmez ve süzme yoğurdu ihmal etmiyor.

Ceviz zengin omega3 içeriğiyle kanın akışkan olmasını, beynin iyi çalışmasını, cildin güzel olmasını sağlıyor.

Badem ise esansiyel yağ asitleri, omega6 ve çinko bakımından zengin. Çinko, hormonları düzenlediği için sivilcelere de iyi geliyor.

‘’Çok yersen az yaşarsın’’ tavsiyesinde bulunan Ali dede her şeyi ölçülü yemek gerektiğini vurguluyor.

ü

27 Aralık 2012

HASTA OLMAMAK İÇİN BURNUNUZU AÇIK VE TEMİZ TUTUN

Sadece soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklarda değil, burnu açık ve temiz tutmak, yeterli oksijen dolaşımı açısından tüm vücut sağlığında önemli rol oynuyor.
Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz da burnu açık ve temiz tutmanın son derece hayati öneme sahip olduğunu söyledi.
Kış mevsiminde soğuk algınlığı,nezle, grip, sinüzit ve bronşit gibi solunum sistemini ilgilendiren hastalıkların ortaya çıkmaya başladığını belirten Prof. Yorulmaz, ''Tedavi edilmediği zaman ölümlere kadar giden bu hastalıklardan korunmanın yolu, burnu temiz ve açık tutmaktır'' dedi.

23 Aralık 2012

SİRKENİN YARARLARI

Sirke gıdâ maddesi olarak kullanıldığı gibi temizlikte ve hekimlikte de kullanılır.
Sirke, elbiselerdeki mürekkep vesair başka lekeleri, sudan daha iyi temizler. Sirke hem soğutucu ve hem de ısıtıcı husûsiyete sâhiptir. Soğutuculuğu, harâret vermesinden daha kuvvetlidir.
Üzüm şırasından yapılan sirke, iltihaplı mideye faydalıdır, safrayı keser, zararlı ilaçların zararını giderir, vücutta katılaşan süt ve kanı çözer, mideyi temizler, bağırsakları tutar, susuzluğu keser. Yeni meydana gelmekte olan şişliklerin büyümesine engel olur, hazma yardım eder, balgama karşı faydalıdır, katı gıdâları yumuşatır ve kanı inceltir.
Sirke; sıcak olarak ağızda gargara yapılacak olursa, diş ağrılarına karşı faydalı olup, diş etlerini de kuvvetlendirir.
Parmakların uçlarında ve tırnak diplerinde meydana gelen dolama, ekzama, harâretli şişlikler ve ateş yanığına karşı faydalıdır.
Yaralara, kaşıntıya, haşerat sokmasına, ateş yanığına faydalıdır.
Çıban, yara, sivilce ve uyuza faydalıdır. Gülsuyu veya gülyağı ile birlikte kullanılırsa, baş ağrısı için iyidir.
Sirke iştahı açar. Bal ve pekmez şerbetlerine de katılır, buna sirke şurubu; sekencebîn denir.

Midede gastrit, yanma varsa sirke alınmaz.

DOKUNMATİK CİHAZ KULLANANLAR DİKKAT!


Teknoloji hayatı kolaylaştırıyor ama yeni rahatsızlıkları da beraberinde getiriyor. Dokunmatik cihazların yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan "Sürekli gerilim sakatlığı" bunlardan biri. El, kol ve dirseklerde ağrıya yol açan hastalığa yakalanmak da korunmak da sizin elinizde...

Dokunmatik cihazlar ulaşımdan, eğitime, iletişimden, eğlenceye artık her alanda kullanılıyor. Bu küçük asistanların getirdikleri kolaylıkların yanında bazı zararları da var.

"Sürekli Gerilim Sakatlığı"

Tıp literatürüne yeni giren "Sürekli gerilim sakatlığı" da bu zararlardan biri... Özellikle parmakların küçük ve sık dokunuşlarla sürekli titreşime maruz kalması, bu hastalığa davetiye çıkarıyor.

Hastalığın ilk belirtileri, el, kol ve dirseklerde meydana gelen ağrılarla ortaya çıkıyor.

"Tablet Göz Hizasında Kullanılmalı"

Hastalıkla ilgili bilgi veren Nöroloji ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı Prof. Dr. Burhanettin Uludağ, "Tableti daha çok göz hizasına yakın bir şekilde kullanmalıdırlar. Dizlerinde kullanmaktan ziyade genellikle oturarak masa üzerine bir konsola tabletlerini yerleştirip bu şekilde çalışırlarsa çok daha verimli olur" dedi.

"Kullanım Süresi 2 Saati Geçmemeli"

Cihazları kısa süreli kullanmakta yarar var.

Prof. Dr. Burhanettin Uludağ bu konuda da, "Çalışma sürelerini 2 saatin altında tutarlarsa uykusuzluk yahut depresyona eğilim gibi mental hafıza yorgunluğu ya da beyin yorgunluğu gibi durumlara düşmekten korunmuş olurlar" şeklinde konuştu.

İlaç ve fizik tedavi ile rehabilite edilebilen hastalık, yanlış kullanımla tekrar ortaya çıkabiliyor.

15 Kasım 2012

GÜLMEK İÇİN 17, KAŞ ÇATMAK İÇİN 43 KAS GEREKİYOR

Orijinal Vücut Dünyası-Yaşam Döngüsü Sergisi'nin tasarımcısı Dr.

Angelina Whalley, insan anatomisine ilişkin önemli bilgiler verdi. Bu bilgilere göre; kalp bir ömür boyunca yaklaşık 2 milyar 700 milyon kez çarpıyor. Gözün vücuttaki en hızlı tepki veren kasa sahip olduğu vurgulanıyor. Bir kadının ömür boyunca 35 kez doğum yapabilme potansiyeline sahip olduğu da bilgiler arasında.

Dr. Angelina Whalley, insan vücudunun mükemmelliğini şu şöyle anlatıyor: "Yaşam kalp atışlarıyla ölçülür çoğu zaman. Bu muhteşem organ, insan ömrü boyunca yaklaşık 2,7 milyar kez çarpar, saatte 284 litreden fazla kan pompalar ve vücuttan çıkarılsa da atmaya devam eder. Öyle ki, parçalara bölünse bile kaslar atışını sürdürür."

Dr. Whalley, İskeletin hareketini sağlayan kaslar için ise çarpıcı bilgileri veriyor: "Göz, tüm vücuttaki en hızlı tepki veren kastır. Saniyenin 100'de biri sürede kasılır. Gülümsemek için 17 kas kullanırken, kaş çatmak için 43 kas harekete geçer. Vücuttaki en küçük kasın boyutu 1,3 mm'den azdır. Stapedius adındadır ve kulak zarında iç kulağa titreşimleri gönderen üzengi kemiğini harekete geçirir. Vücuttaki en güçlü kas, kaba etinizdedir (büyük kabaet kası). Dil, vücuttaki en güçlü kaslardan biridir."

Ortalama kadın yumurtalığının 2 milyon yumurta içerdiğini anlatan Whalley, "Her biri sayısız kuşağın genetik koduna sahiptir. Kadınlar, yüksek estrojen seviyeleri sayesinde erkeklere göre daha iyi koku alırlar. Bir kadın, ömrü boyunca dünyaya 35 çocuk getirme kapasitesine sahiptir." diyor.

Kemikler hakkında da bilgi veren Whalley, şu ifadeleri kullanıyor: " Çene kemiğiniz vücuttaki en sert kemiktir. Doğduğunuzda 350 kemiğiniz vardı. Çocukluk evresinden sonra 144 tanesi birbirine kaynadı. Hemen hemen 7 yılda bir, vücudunuz bir tam iskelete denk olacak şekilde yenilenir. Gülmek ve öksürmek, omurgaya yürümek veya ayakta durmaktan daha fazla yük bindirir."

Kan damarları, hücreler, beyin ve sindirim sistemi ve akciğerler konusunda da Whalley'in düşünceleri şöyle: "İnsan vücudunda neredeyse 96.500 kilometre kan damarı bulunur. Alyuvarlar saniyede 2 milyon adet hızında oluşurlar. Beyin, ölümden yaklaşık 37 saat sonrasına kadar elektrik dalgaları ile sinyal göndermeyi sürdürür. Beyin, 15 yaş civarına gelindiğinde büyümesini durdurur. Ortalama bir erkek, 68 kilogramlık bir ağırlığı korumak için ömrü boyunca yaklaşık 50 ton gıda yer. Vücudun çok yağlı bir yemeği sindirmesi 6 saat sürerken, karbonhidratlı bir yemeği 2 saatte sindirir. Bir insanda yemeğin yemek borusundan aşağı inmesi 8 saniye sürer, ince bağırsakta 3-5 saat, kalın bağırsakta 3-4 gün kalır. Mideniz, kendi ürettiği asitte sindirebilmek için her 3 günde, bir yeni bir zar üretir. Ortalama insan, ömür boyu 330 milyon litre hava solur. 30 yaşın altındaki insanlar, 80 yaşın üstündekilere göre iki kat fazla oksijen alırlar."

Cihan Haber Ajansı

12 Kasım 2012

DİŞLERDEKİ ON SİNYAL

Rakamlar ülkemizde diş ağrısı dayanılmaz boyuta gelmeden doktora gitme alışkanlığının düşük olduğunu gösteriyor. Bazı belirtilerin ağız sağlığı açısından ciddi risk olduğu genellikle göz ardı ediliyor.

Bir sağlık problemi ne kadar erken teşhis edilirse o kadar kolay çözüme ulaştırılabildiği herkesin malumu. Türkiye'de pek çok kişinin ağız ve diş sorunu yaşadığını ancak doktora başvurmakta geciktiğini belirten Ortodontist Dr. Aylin Sezen Yalçın da bu noktaya dikkat çekiyor.

Diş ağrısının tahammül sınırlarını zorlamadan diş hekimine gitme alışkanlığının çok az olduğunu belirten Yalçın, üzerinde pek fazla durulmayan ancak ağız sağlığını tehdit eden 10 belirtiyi şöyle sıralıyor:

Ağrı: Diş ağrısı, sıklıkla diş çürüğünün ilerleyerek dişin sinir dokusuna ulaşması ile meydana gelir. Önce yemeklerde hafifçe hissettiğimiz ağrı, zaman içinde bizi uyutmayacak kadar şiddetlenir. Çürük dışında çatlak ya da kırık diş veya diş kökü, çene eklemi hastalıkları, dişeti hastalıkları, gömük dişler de şiddetli ağrıya sebep olabilir.

Hassasiyet: Sıcak, soğuk yiyecekler bize ızdırap vermeye başladıysa, diş hassasiyeti hayatımızı kısıtlamaya başlamış demektir. Aşınmış diş minesi, dişeti çekilmesi, çürük, kırık diş, eski ya da kırık dolgularınız varsa tedavisini ertelemeyin.

Dişeti kanaması: Dişeti iltihabı veya dişeti hastalığının habercisi olabilir. Özellikle dişetinin iyi temizlenmediği alanlarda çok sıklıkla kanamaya rastlanır. Bazen sadece sert ya da yanlış şekillerde diş fırçalama, diş ipi kullanımına bağlı olarak da kanama oluşabilir. Dişetlerinde sürekli kanama olması sistemik hastalıkları da gösterebileceğinden diş doktoruna başvurmak doğru olacaktır.

Yaralar: Bazen sadece protez, dolgu veya ortodontik braketlerin sebep olduğu iritasyona bağlı oluşan yaralar görülebilir. Ama bakteri ya da virüslerin sebep olduğu yaraların tedavisi takip ve ilaç desteği gerekecektir.

Ağız kokusu: Ağız hijyeninin yeterli olmaması, çürük dişler, yarı gömük dişler, dişeti iltihabı, ağız kuruluğu ağız kokusuna sebep olabilir. Su tüketiminizi arttırarak bu sorununuzu bir miktar azaltabilirsiniz.

Çene ekleminde ağrı ve ses: Çoğunlukla kulak önünde ağrı, ağız açma kapama sırasında kısıtlama ve ağrı şikâyetleri çene ekleminizde bir problem olduğuna işaret eder. Diş gıcırdatma ya da sıkma alışkanlığı, sistemik hastalıklar, eksik dişler, tek taraflı çiğneme, ortodontik bozukluklar çene eklemi sağlığını olumsuz etkileyen faktörlerdir.

Ağız kuruluğu: Sistemik bir hastalık veya kullanılan ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Ağızda nemin eksilmesi ağız kokusuna ve diş çürüklerinde artışa sebep olabilir.

Dudak çevresindeki piercing: Süs olarak kullanılan piercing, ağız çevresinde iltihaba sebep olabilir. Ağız ortamında çok miktarda bakteri mevcuttur ve yaralar çok hızlı iltihaplanabilir. Ateşli ve halsizseniz, dudak çevresindeki piercingin çevresinde kırmızılık ve hassasiyet olup olmadığını kontrol etmelisiniz.

Kırık ya da çatlak diş: Hassasiyet ve ağrıya sebep olur. Tedavi edilmezse dişin çekilmesine kadar giden sorunlar yaşanabilir.

Renk bozuklukları ve renklenme: Dişlerinizin birinde ya da genelindeki renk bozuklukları öncelikle estetik olarak rahatsızlık verecektir. Tek dişteki renklenme, genellikle düşme, çarpma sonrası oluşabilir.

29 Ekim 2012

ALLAH ŞİFA VERSİN

Köyümüz sakinlerinden Köse Saime ( Saime Dürlü ) Hastadır. Bölge Eğitim Hastanesi'nde yatıyor. Allah(cc) şifa versin. Âmin

26 Ekim 2012

SULTAN MURÂD'IN SAĞLIK TAVSİYELERİ

Perhiz her hastalığı defeder. Ben, nice ihtiyarlar görmüşümdür, çok yaşlandıkları halde pek az doktor yüzü görmüşler ve ömürlerini zinde geçirmişlerdir. Nice ihtiyarlar vardır ki bunca sefere katılmış olmalarına rağmen birçok gençten üstündürler. Bu ancak perhiz ile olur. İşte o ihtiyarlar da gençliklerinde bile perhize dikkat etmişlerdir. Sen de görüyorsun ki, sarayımda hizmet gören bunca ihtiyar vardır ve bunlar at üzerinde gençlerden daha iyi dururlar. Her işe de güç yetirirler.
Fakat perhizden uzak duran gençler kendi gemilerini çürümeye terk etmiş kimseye benzerler ki, artık gemilerini ne çivi, ne zift, ne de üstüpü ile yamamaya kudretleri yoktur. Yine, onların bazıları hayatlarını israf ile geçirdiklerinden, vaktinden önce yaşlanır ve yüzleri buruşur. Kendileri henüz otuz beş-kırk yaşında oldukları halde, sen onları yetmiş-seksen yaşında bir ihtiyar sanırsın.
Ben bu yaşta olduğum halde doktorlara çok az zahmet veririm. Çünkü hemen her şeyi ölçüyle kullanırım. Ölçülü olmak, bence her hastalığı def eder. Fazlaca yemekten ve içmekten her zaman sakınırım. Ben böyle az yemek ve içmekle çok yiyenlerden hiç de aşağı değilimdir. Bu şekilde, o çok yiyip de hayatlarını erken tüketenlerden belki daha fazla yemiş sayılırım.
Çok yiyip, çok içenler, kendi kendilerini zehirliyor gibidirler.
Ben de bazen hastalandımsa da doktorların beni iyileştirmeleri gayet kolay olmuştur. Çünkü ben midemi öyle karmakarışık şeylerle doldurmam, gerek olduğu kadar yerim. Fakat hiç perhizi olmayan gençlerin iyileşmesi güç olur. Çoğu zaman iyi doktorları bile utandırırlar.

ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN

TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33

IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414

POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47

BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ

Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
HABER YENİ FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ