BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN
2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi 55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...
05 Mart 2020
TEK ÇARE BUNLARI YAPMAMAK
Sürekli kaçıncı rekatta olduğunu, hatta hangi vakte niyet ettiğini unutup duruyorsan,
Selam verir vermez seccadeden kaçarcasına kalkıyorsan,
Tesbihat yapmıyor, dua da etmiyorsan,
Tuvalette geçirdiğin süre namazda geçen süreden fazlaysa,
En büyük mutluluğun sevdiğin yemekleri yemekse,
Her sabah işe gitmek için kalkınca sabah namazını kılıyor ama haftasonu olunca sabah namazına hiç uyanamıyorsan,
Namazdan kurtaran günlere erişince derin bir oh! çekiyorsan,
Kuran okumayı bildiğin halde en son ramazan ayında bir cüz okumuşsan, kuran gerçekten rafta tozlanmışsa,
Hatim için sana verilen ama okumadığın bir sürü cüz varsa,
Saçım bozulur diye takke kullanmaktan geri duruyorsan,
Namazlar hep son yarım saate kalıyorsa,
Camiye cumadan cumaya gidiyorsan,
Bir fakire en son ne zaman yardım ettiğini hatırlamıyorsan,
Kurbanı bile kredi kartıyla alıp onun da asgarisini ödeyip mundar ettiysen,
Başörtün küçücük olduğu için sürekli boynun falan görünüyorsa,
Boyun uzun görünsün diye, başörtünü hep deve hörgücü gibi yapıyorsan, uzaylı canavar Alien gibi oluyorsan,
Hele üzerine bir de sigara yakıyor, dumanı içine çekiyorsan araba kullanırken,
Bilgisayar oyununda bonus toplayan karakterler gibi yolda gördüğün her kadına dönüp dönüp bakıyorsan, hiç boş geçmiyorsan.
Sıktığın parfümün kokusu son 20 metredeki her erkeğin burnundaysa.
Sürekli küçük! yalanlar söylüyor, sürekli gıybet ediyorsan,
Küstüğün ve nefret ettiğin bir sürü insan varsa,
Bir de bu haline bahaneler üretiyorsan, bil ki sana ahirzaman hastalığı bulaşmış demektir.
Ahirzamanda olmanın savruluşudur bu yoldan çıkışlar, bu hastalıklı haller.
İstikamette yürüyemiyor oluşumuzun sebepleriyle, kendimizle yüzleşmek tek çare.
23 Haziran 2014
AHLAK SEFERBERLİĞİ İLAN EDİLMELİDİR
Bugünkü yalan, iftira, gıybet, hilekarlık, tecessüs (Başkalarının gizli ve saklı günahlarını araştırıp faş etmek), fitne ve fesat, fısk ve fücur, günah, isyan, fuhşiyyat=azgınlık, seks pislikleri, müstehcen yayınlar, bin türlü beyinsizlik, israf ve saçıp savurma, haram yeme, kokuşma, cemaat ve hizip holiganlığı ile geleceğimiz aydınlık değil, karanlık değil, kapkaranlıktır.
Başta politikacılar olmak üzere kimsenin yalan söylemeye hakkı yoktur.
Yaramazlık yapan, yahut yemeğini yemeyen çocuğa, “Uslu durursan ve yemeğini yersen seni gezmeye götüreceğim” deyip, sonra götürmeyen anne ve babalar, vaadlerini tutmadıkları için ahlaksızdır.
Sahte raporlarla, yalanlarla işlerini vazifelerini aksatan memurlar ahlaksızdır.
Peygamberimiz (Salat ve selam olsun ona) münafığın üç alameti olduğunu bildirmiştir.
Birincisi: Konuşursa yalan söyler.
İkincisi: Söz verirse sözünü tutmaz.
Üçüncüsü: Kendisine bir emanet verilirse o emanete hıyanet eder. (Emanet nedir?.. Makamlar mevkiler işler vazifeler müdürlükler şeflikler memurluklar hizmetler…)
Ahlakın ıslahı işine önce aile içinde başlatılmalıdır.
Bütün okullarda etkili ve ciddî ahlak ve karakter terbiyesi verilmelidir.
Dünyada çeşitli ahlak sistemleri vardır. Bizim ülkemiz ancak İslam ahlakı ile düzelir, paklanır.
Çağdaş Avrupa ahlakın temel değerlerinden iffeti kaldırmıştır. Biz de onların peşinden giderek Ceza Kanunundan zina suçunu kaldırdık.
Allahın, Peygamberin (Salat ve selam olsun ona), Kur’anın, Sünnetin, Şeriatin, İslam ahlakının; kötü, günah, suç saydığı bir işi mübah hale getirmek bu memleketin, bu toplumun yıkımına, çöküşüne sebep olur.
İslam ahlakında memduh=övülen ve mezmum=kötülenen huylar vardır.
Laik Batı ahlakının, bunlara aykırı ölçüleri bizi bağlamaz.
İslam dininin temel ölçülerinden biri de helal ve haram kavramlarıdır.
Şu husus da belirtmek gerekir ki, bazı gayr-i müslim ülkelerde, bizdekinden daha fazla İslam ahlakı vardır.
2013 yılı dünya şeffaflık ve temizlik birincisi iki gayr-i müslim ülkedir. Danimarka ve Yeni Zelanda (İkisi de 10 üzerinden, 9 küsur aynı notu almıştır.)
İslam ülkeleri şeffaflık ve temizlik konusunda geçerli nota sahip değildir. Türkiye’nin notu 10 üzerinden 5’tir ve bu not bizi kurtarmaz.
Yalan söyleyen Müslüman ahlaksız bir Müslümandır… Sözünü tutmayan Müslüman ahlaksızdır… Emanetlere hıyanet eden de…
Taqiyye ve kitman yaparak din kardeşlerini aldatanlara ahlaklı Müslümanlar diyecek halimiz yoktur.
Hem zâhiren dindar görünüyor, namazını kılıyor, hem de haram yiyor. Böyleleri ahlaksızdır.
Başkalarının karılarına, kızlarına, annelerine şehvetle bakan, fırsat bulunca zina edenler sadece ahlaksız değil, katmerli muzaaf ahlaksızdır.
Laik ahlaka göre mübah ve faydalı olan faiz İslam ahlakına göre, anasıyla zina etmek kadar büyük, iğrenç ve çirkin bir günahtır.
Devamlı yalan söylemek bağımsızlık yapar.
Devletin verdiği makam otomobilini özel işlerinde kullanmak ahlaksızlıktır. tekrar ediyorum ahlaksızlıktır.
Müslüman memur ve işçi, mesai saatlerinde kıldığı namazların bile vaktini hesaplayıp telafi etmekle mükelleftir.
Ekmek ve yemek israfı ahlaksızlıktır. Günde beş milyon ekmeğin çöpe atıldığı bir ülkeye ahlaklı bir ülke demek mümkün müdür?
Askerî darbe yapmak büyük ahlaksızlıktır.
Sivil darbe ondan daha büyük ahlaksızlıktır.
Adalet ve insaf İslamın temel emir ve değerlerindendir. Zulm ve insafsızlık etmek ahlaksızlıktır.
Piknik yapmanın bile ahlakı vardır. Kırsal kesime gidersin, bir ağacın gölgesinde mâ-âile yer içersin, ayrılırken en küçük çöp bile bırakmazsın, kağıt parçalarını, kavun karpuz kabuklarını, şişeleri, başka süprüntüleri poşete koyup çöp bidonuna atarsın. Piknik yaptıkları yeri çöplük gibi bırakanlar ahlaksız, alçak ve faziletsiz kimselerdir.
Geçen yıllarda gördük, Büyük Millet Meclisi çatısı altında bile âdî kavgalar yapıldı, sinli kefli küfürler edildi.
Birkaç ay oldu, Kayseri’de 17 yaşında bir öğrenci sokakta, namaza giden öğretmenine bir yumruk attı, adamcağız yere düştü, başı taşa çarptı, ameliyat edildi, on bir gün hastahanede inledikten sonra can verdi. Bir genç öğretmenine bunu yapabiliyorsa o ülke batmış demektir.
Okullarda uyuşturucu kullanma yaşı 9’a düşmüş!
Gıda maddelerindeki ve içeceklerdeki sahtekarlıkların haddi hesabı yok.
Yeşilliklere, ormanlarda, göllere düşman rantçılar ahlaklı kimseler midir, ahlaksız mı?
Bu memlekette ahlak ve hukuk olsaydı, beş yüz milyar dolar (belki de daha fazla) kara, haram, necis, pis para birikimi olur muydu?
Somada yaşanan facia sadece teknik bir facia mıdır, yoksa bir ahlak faciası mıdır?
Dedikodu, tecessüs ve gıybet korkunç boyutlara ulaşmıştır.
Büyük şehirlerde uyuşturucu parklarda satılıp içiliyor. Uçan kuşu, gecenin üçünde karşıdan karşıya geçen kediyi dijital kameralarla gören ve kaydeden devlet bu uyuşturucu işini niçin göremiyor?
Memleket çapında yapılması gereken ahlak seferberliğinde en büyük vazife Diyanete düşmektedir. Diyanet sorumluları bu vazifelerini yapmazlarsa vebal altında kalırlar.
Mehmet Şevket EYGİ
Milli Gazete
24 Şubat 2013
AHLAKINIZI GÜZELLEŞTİRİNİZ
Edeb kulda ancak güzel ahlâkların kemâle ermesi ile tamamlanır. Resûlullâh (s.a.v) Efendimiz: “Ahlâkınızı güzelleştiriniz.” buyurmuştur.
Resûlullâh (s.a.v) Efendimiz buyurdular:
“Bir babanın çocuğuna verdiği en değerli hediye iyi bir terbiyedir.”
“Çocuğun babası üzerindeki hakkı, ona güzel bir isim vermesi, yerini, yuvasını güzel yapması ve onu güzelce edeblendirmesidir.”
“Bir adamın evladına bir edebi öğretmesi bir sâ' mikdarı sadaka vermesinden daha hayırlıdır.” Zîrâ verilen belli bir miktardaki sadakanın sevabı kesilir. Ebeveynin evladına öğrettiği edeb ise sadaka-i câriye olup çocuk her işlediğinde sevabı devam eder.
Bütün edeblerin kaynağı Resûlullâh Efendimiz hazretleridir. Zâhiren ve bâtınan bütün edebler onda toplanmış ve “Beni Rabb’ım terbiye etti ve edebimi de ne güzel yaptı.” buyurmuşlardır. Her zaman Resûlullah Efendimizin sünnetine uymalıyız.
Allâhü Teâlâ insanı iyiliği ve kötülüğü kabûle hazır, edeb ve güzel ahlâkı kazanmaya ehil ve kabiliyetli yaratmıştır. Hem ıslâh etmek, hem de ifsad etmek kabiliyeti vardır.
Nefis (kötü ahlâktan) temizlenince işlerini akıl ile yürütür, zahirî ve bâtınî halleri; içi ve dışı doğru olur, ahlâkı güzelleşir ve edebler meydana gelir.
Ebû Ali ed-Dakkak (k.s) demiştir ki:
“Kul taatı ile Cennete, tâatindeki edebiyle de Allâhü Teâlâ'ya ulaşır
İlim, edeble anlaşılır, amel, ilimle sahih olur, hikmete amelle erilir.
Enes b. Mâlik (r.a) buyurmuştur ki:
“Amelde edeb(e riâyet etmek), onun kabulünün alâmetidir.”
27 Mayıs 2011
EFENDİMİZ (SAV) MERHAMET AHLAKI
Rahmet peygamberinin insânî ilişkilerdeki temel özelliği merhametiydi, hoşgörü ve şefkatiydi. Kur’an onun bu özelliğini şu lâfızlarda takdim etmektedir:“Allah’ın rahmeti sâyesinde ey Muhammed sen insanlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz insanlar etrafından dağılır giderlerdi. Onları bağışla, onlar için mağfiret dile, iş konusunda onlarla istişâre et. Bir kere karar verdin mi Allah’a tevekkül et! Allah kendisine güvenenleri sever.” (Âl-i İmrân, 3/159) Bu âyette Allah Rasûlü’nün insânî ilişkilerinin zemini rahmet ve şefkat olarak belirleniyor. İnsanların yanlışlık ve taşkınlıklarına hoşgörü ile mukabele edilmesi ve onlar için Allah’dan bağışlanma dilenmesi öngörülüyor. Ayrıca yapılacak işlerin karar aşamasında insanların görüşlerine başvurulması tavsiye ediliyor. Ancak karar aşamasına gelmiş işlerde ise kararsızlık göstermeden Hakk’a tevekkülle işin sonuçlandırılması emrediliyor.
- Eş ve Baba olarak Âile Hayatındaki Merhamet Âhlakı
İnsanın olduğu gibi göründüğü yer âilesinin yanıdır.
30 Eylül 2009
Edepsizleri TE’DİB etmeli
Eline, diline beline sahip ol" demiş atalarımız ve el, dil, bel kelimelerinin baş harflerini bir araya getirerek Arapça asıllı "Edeb" kelimesini hem edebine hem edebiyatına nakşetmiş.
Haksız yere yeryüzünde hiçbir varlığa karşı elinden, dilinden zarar vermediği gibi hiçbir insanın namusuyla oynamamanın adına "Edeb" demişler.
Sevmek, saygıyı gerektirir. Saygı da edebi gerektirir.
Edepsiz, dünyayı ateşe verir de yüzü kızarmaz. Çünkü kimseye sevgisi yoktur.
Edepsiz, Allah'ın sofrası olan dünya sofrasındaki nimetler belki biter diye bütün insanların elindekini de ele geçirmeye yönelir ve yetimin elinden malını zorla çekip alırken eli titremez.
Bakara suresinin 61'nci ayetinde bildirildiği gibi Rabbimiz, İsrailoğullarını çölde bıldırcın eti ve kudret helvasıyla beslerken sarımsak istemesi gibi bir şeydir edepsizlik.
"Seni sevmek benim dinim imanım
İlahi, dini imandan ayırma" diyor Eşref oğlu Rumi.
Biz, ilk başta Rabbimizi severiz ve onun önüne hiçbir kimseyi veya hiçbir şeyi geçirmeyiz.
Rabbimizden sonra Rabbimizin bize gönderdiği peygamberleri severiz ve son peygamber sevgili peygamberimizi severiz ve o peygamberlerin önüne hiçbir kimseyi veya hiçbir şeyi geçirmeyiz.
Rabbimiz, Hucurat suresinde buyurur:
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adı ile.
1- Ey iman edenler, Allah ve Rasülü'nün önüne geçmeyin ve Allah'tan sakının, şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.
Rabbimizin Kur'an-ı Kerimi'nde, Rasülünün Sünneti seniyyesinde bize bildirilen emir, yasak, tavsiye, haberlere karşı, ona zıt bir emir, yasak, tavsiye veya haber verseler, bunu yapan kim olursa olsun, nasıl yaparsa yapsın, onun sözünü veya eylemini Allah ve Rasülünün önüne geçirmez bir Müslüman.
Kur'an-ı Kerim bizim hayat bilgisi kitabımız. Görgü kuralları kitabımız. Yol kılavuzumuz.
Sesimizin tonunun ayarından yürüyüşümüze, jest ve mimiklerimizden devlet yönetimine kadar her konuda bizi eğiten Rabbimiz, evlere girmenin izne tabi olduğunu 1400 yıl önce bildirivermiş:
Nur suresi 27- Ey iman edenler, kendi evinizden başka evlere izin almadan ve ev halkına selam vermeden girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır. Umulur ki öğüt alırsınız."
Kıyamete kadar gelecek insanlara konuşurken ses tonlarını ayarlamaları için ölçü olarak sevgili peygamberimizi vermiş:
Hucurat 2- Ey iman edenler, seslerinizi peygamberin sesinin üstüne yükseltmeyin. Farkında olmadan amellerinizin boşa gitmemesi için, birbirinizle bağırarak konuştuğunuz gibi peygambere de bağırarak konuşmayın."
İsra suresinde ayet 17-23'de anne ve babamıza "Öfff" bile demeyi yasaklayan Rabbimiz, Rasülünün huzurunda onun ses tonunun üstünde konuşmamayı istemekle peygamber varisi olan ilim adamlarının yanında iken de onun sesinin üstünde yüksek sesle konuşmamayı edepten saymışlar.
Ayet ve sahih hadisin olduğu yerde "Bana göre" demeyen ve kendisini Kur'an ve Sünnetin önüne çıkarmayan değerli hocalarımızla konuşurken de sesimizi yükseltmemeye dikkat edelim çünkü "Alimler, Peygamberlerin varisleridir" buyurmuş sevgili peygamberimiz. (Ebu Davud, Sünen, K. İlim, bab 1, hadis 3641, Tirmizi, Sünen, K. İlim, hadis 2683, İbni Mace, Sünen, Mukaddime hadis no: 223,)
Bulunduğunuz yer, ev, dükkan, salon, fabrika, atölye, sınıf gibi durumlarda karşımızdaki insan kim olursa olsun konuşurken edep sınırlarını aşmadan konuşmaya dikkat edeceğiz.
Cahiliye dönemi kültürüyle dopdolu insanlar bir hacetleri için Peygamberimize geldiklerinde duvarın dibine gelip "Muhammet, dışarı çık" diyecek kadar kaba saba insanlardı. Böyle edepsizce bağıranları akılsızlıkla niteliyor Rabbimiz.
Hucurat 4- Odaların arkasından, sana bağıranların çoğunluğu aklı ermeyenlerdir."
Halbuki bu adamların evleri var, çocukları var, ticaret yapıyorlar ama edep yok.
Edepsizlikle akılsızlık arasında bir ilişki kuruyor ayeti kerime.
Aklımızı iyi kullanmak için edepli olmaya bakalım.
Edepli olmak için de Kur'an'ı okuyalım ve okuduğumuz Kur'an'ın uygulaması için sevgili peygamberimizi örnek alalım.
MİLLİ GAZETE YAZARI MAHMUT TOPTAŞ'TAN ALINTIDIR