Kıyaslamak, dinlemeden yargılamak, ceza vermek, ‘tembelsin, başarısızsın’ gibi etiketler yapıştırmak, ses tonunu yükseltmek ya da umursamaz davranmak! Herhangi bir başarısızlığınızda sizin için çok önemli birinin bu tür tepkileri verdiğini düşünün, ne hissedersiniz? İlk söyleyeceğiniz; kızgınlık ya da kırgınlık olacaktır öyle değil mi? Uzman Psikolog Dilara Yamanlar Büyükkoç işte bu hisleri çocukların çok daha yoğun hissettiklerini ve daha kötüsü, sadece bir duygu olarak yaşamayıp bu duyguyu genellediklerini belirterek “Ailesinden karnesine bu tür yaklaşımlarla karşılaşan çocuk ister istemiz kendisini reddedilmiş, dışlanmış ya da sevilmeyen bir birey olarak hissedecektir. Bu duyguları ailesine karşı hissetmesi başarı ihtimalini değil başarısızlık ihtimalini artıracaktır. Bu da aileden uzaklaşmayı tetikleyecektir” diyor. Peki ailelerin zayıf karneye doğru yaklaşımı nasıl olmalı? Uzman Psikolog Dilara Yamanlar önerilerini şu şekilde sıralıyor;
BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN
2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi 55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...
19 Ocak 2023
18 Haziran 2010
ÜMMETİ MUHAMMEDİN SELAMI VAR
VELİ KARNESİNİ ALAMADAN KÖYE GİTMEK ZORUNDA KALMIŞ.
GİDERKEN ALİ'YE DEMİŞ Kİ KARNEMİ AL SONUCU DA BANA ŞÖYLE BİLDİR:
EĞER BİR TANE ZAYIFIM OLURSA HASAN'IN SELAMI VAR DE,
İKİ TANE ZAYIFIM OLURSA HASAN'IN VE HÜSEYİN'İN SELAMI VAR DE,
ÜÇTANE ZAYIFIM OLURSA HASAN'IN ,HÜSEYİN'İN VE BEKİR'İN SELAMI VAR DE.
BEN ANLARIM HEM DE BABAMGİL ANLAMAZ.DEMİŞ VEDALAŞIP AYRILMIŞLAR.
ALİ KARNESİNİ ALMIŞ BAKMIŞ Kİ HEPSİ 5 ÇOK SEVİNMİŞ.
ÖĞRETMENİNDEN VELİ'NİN KARNESİNİ ALMIŞ, BAKMIŞ. BİR DE NE GÖRSÜN HEPSİ ZAYIF.
VELİ'YE NASIL SÖYLEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜRKEN AKLINA BİR FİKİR GELMİŞ.
TELEFONU AÇMIŞ.
TELEFONA VELİ'NİN BABASI ÇIKMIŞ.
ALİ KENDİNİ TANITMIŞ SONRA VELİ'Yİ SORMUŞ.VELİ EVDE DEĞİLMİŞ.
ALİ DEMİŞ Kİ ÜMMETİ MUHAMMEDİN SELAMI OLDUĞUNU VELİ'YE SÖYLER MİSİNİZ?
-OĞLUM BEN BİR ŞEY ANLAMADIM.
-AMCA SİZ VELİ'YE SÖYLEYİN O ANLAR.
SİZE KİMİN SELAMI VAR?
22 Ocak 2010
22 OCAK 2010 15 TATİL BAŞLADI
Karne ile ilgili fıkra için tıklayın.
19 Haziran 2009
KARNENİZİ ALDINIZ MI SINAVINIZ NASIL?
Bizzat sınava girenlerin, evlatları sınava girenlerin derin şeyler yaşadıkları malum ve hatta tanıdıkları sınava girenlerde de farklı bir telaş bir heyecan ve sonuca dair umut ve korku. Hepimiz bir yerindeydik bu sınavın. Telaşlı gözleri gördük, ümitli gözleri ve ağlayan gözleri. Bir yıla dair tüm emeklerin karşılığı ya da mahvolmasının mahzunluğu ve pişmanlığı. Hatırlayın, ne kadar fedakârlıklar yaparak hazırladınız kendinizi ya da çocuğunuzu bu sınava. Çalışıp çalıştırırken hangi hedeflerin hayaliyle geçti gitti saatler. Ve bir yılsonunda mahzun, mahcup ve yenilmiş bir yüreğin aynası olduysa gözleriniz ya da en sevdiğinizin gözleri, ne kadar üzüldünüz. Elbette bunca emek, bunca çalışma bir yılın yada yılların boşa gitmesi için değildi. İyi bir lise, iyi bir meslek, iyi bir üniversite iyi bir gelecek demekti. Duyduğumuz ne varsa yaptık ve uyguladık belki. Mantıklısını da mantıksızını da. Çünkü hayatımız söz konusuydu. Elimizde ne gelirse yapmalıydık, haklıydık.
Oldu ama olmadı, iyi yada kötü geçti, telafi edilebilir yada edilemez; bir şekilde hayat karşımıza farklı farklı seçenekler çıkaracak.
Bütün bu sınavların içinde hayat sınavı ve kulluk karnesinde notlar nasıl? Ne kadar hazırlanıyoruz bu sınava, ne kadar emek veriyoruz, ne kadar heyecanlanıyoruz alacağımız sonuca dair, ne kadar üzülüyoruz, “ya başaramazsak” “ya ebedi istikbalim mahvolursa diye”?! Ne kadar stres yapıyoruz, ne kadar destek alıyoruz “bu bir tek kez gireceğimiz sınavı” hakkıyla verebilmek için, ne kadar para harcıyoruz, ne kadar kulluk dershanesinin etütlerine katılıyoruz, ne kadar kıyamet deneme sınavı çözdük?! Ahlak notlarımız ne kadar etkileyecek acaba sonuçları, hangi amelimiz hangi niyetimizle ne kadar çarpılacak, katsayılar ne kadar etkileyecek cennete giriş puanımızı, yoksa çan eğrisine göre mi dersleri geçip kulluk diplomamızı alacağız?!
İhlâsımız teşekkürlük mü, cömertliğimiz takdirlik mi, namazımız beş mi, tesettürümüz dört mü, zaman tasarrufumuz yüz mü, tebliğimizde topluluğumuzun birincisi miyiz, fedakârlığımızda derece aldık mı, ilk kaça girdik “Allah’ın rızasını hak eden kulların” aldığı sıralamada. İlk yüze girdik mi, ilde kaçıncıyız?
Kıyamette protokolde yer almak için, elbette kulluk derecelerine ihtiyacımız olacak. Kevser havuzunun yanında Peygambere komşu olabilmek için ve özellikle Cemalullah ile şereflenebilmek için taban puanından daha fazlası gerekli. Orada da bir “cv” ye ihtiyaç duyacağız. Elbette kulluk konusunda özel eğitimlerimiz, ilim ve amel ve Cihad pozisyonundaki duruşumuz, hak batıl mücadelesindeki yerimiz en adaletli bir şekilde değerlendirilecek ve torpilsiz buyur edileceğiz hak ettiğimiz sonuca.
Yoksa yaz okulu da olmayan, son nefesle birlikte alttan üstten telafi fırsatı da biten, bir daha ki sene tekrarı da olmayan en büyük sınava bir türlü sıra gelmedi mi?
Sınavlarla muhatap olan bütün kardeşlerimize hayırlısını ve hayırlı başarılar diliyoruz. Yalnız dileğimiz “küçük sınav”larla boğuşurken kaçırdığımız “en büyük sınav” olmasın!
Yazar:Ayşe Ferda DAYI
22 Ocak 2009
23 OCAK 2009'DA KARNE ALACAK OLAN ÖĞRENCİLER HAYAL KIRIKLIĞI YAŞAYACAK.
Geçen yıl (2007-2008 Eğitim-Öğretim yılı) aynı dönemde "Öğretmenler dikkat! Tüm ders notları 5 (Beş) olan öğrenci takdir alamıyor?" başlıklı yazıda ele aldığımız sorunlar halen devam etmektedir.
MEB e-Okul Sisteminde yapacağı küçük bir değişiklikle çok büyük bir sorunu ortadan kaldırabilecekken maalesef bu yıl da bu soruna kulağını tıkamıştır.
Şimdi bu yazıyı okuyanlar "e-okul sistemi var, veli oraya girer, oradan okur ve hesaplar her şeyi diyebilir" fakat unutulmamalı ki karne velinin elinde bulunan tek belgedir ve bu belge veliler tarafından önemsenen yıllarca saklanan bir belgedir.
Sorunlara ve kısa çözümlere bir bakalım:
1- Öğrenci ya da veli karneyi eline aldığında orada öğrencinin dönem notunu (5’lik sistem not) görecektir. Yani Dönem puanını (100’lük sistem puan) göremeyecektir. Bunu yapmak çok zor değildir. Karneye yansıtılabilirdi.
2- Puanını görmeyen öğrenci doğal olarak teşekkür ya da takdir belgesi alıp almayacağını hesaplayamayacaktır.
3- Ya da geçen yıl da ifade ettiğimiz gibi tüm dersleri 5 olan öğrenci bu 5 leri (84,99) dan almışsa karneye göre Takdir belgesi beklerken Teşekkür Belgesiyle karşılaşmanın şokunu yaşayacaktır.)
4- Ya da tüm dersleri 69,99 dan 4 olan bir öğrenci karnesinin tamamı 4 olduğu halde hiçbir belge almamakla karşı karşıya kalacak ve bu anlamsızlığı karneye bakarak çözemeyecektir.
5- MEB daha önceki yıllarda yaptığı açıklamalarda öğrencinin önceki yıl ortalamalarını karneye yansıtacağını belirttiği halde ve karnede böyle bir hane yer almasına rağmen bu konuda da adım atılmamıştır.
Bu kadar basit bir konuda dahi uyarıları dikkate almayan MEB maalesef öğrencilerle okul idarelerini ya da öğretmenleri karşı karşıya getirmektedir. Çünkü yukarıdaki sorunların hesabını öğrenci ya da veli, öğretmen ya da okul idaresine sormaktadır.
Teşekkür Ya da Takdir Hesabına Gelirsek
Yeni sistemde Teşekkür ve Takdir Belgesi alabilmek için; Türkçe dersi 55,00’dan aşağı olmamak ve diğer derslerin tümünden 45,00’dan aşağı olmamak kaydıyla Dönem sonu itibari ile
Teşekkür için 70,00-84,99
Takdir için ise 85,00-100 puan ortalamasına sahip olmak gerekiyor.
Bir derse ait Puanı Haftalık Ders saatiyle Çarparsak o derse ait Ağırlıklı Puanı Buluruz.
Bu işlem tüm dersler için yapılır ve dersler için bulunan ağırlıklı puanlar toplanır.
Çıkan sonuç puanlamaya katılan derslerin haftalık ders saatlerinin toplamına bölünerek o döneme ait dönem sonu Puan ortalaması bulunur.
(Örneğin ilköğretim 6.sınıfta bir haftada toplam 30 saat ders vardır 1 saat olan Rehberlik ve 2 saat olan Seçmeli Derslere not ve puan verilmediğinden haftalık ders saatlerinin toplamı 27 olacaktır.)
Yani öğrencinin her ders için hesaplanan ağırlıklı puanları toplanıp 27 ye bölünecektir ve çıkan sonuç 70,00-84,99 ise Teşekkür, 85,00-100 aralığında ise Takdir Belgesi alınacaktır.
VELİLERE UAYRI:
Karnenin, çocuğun başarısından ziyade derslerinde bazı eksikliklerinin olduğunu gösterdiğini söyleyen Çekem, şöyle devam etti; "Karnenin öğrenciye ve veliye verilen bir uyarı belgesi olduğunu altını çizdi. Çekem, ailelere, çocuklarının karne korkusunu yenmelerini sağlamak ve istenmeyen bazı davranışların oluşmasını önlemek için, şimdiki başarısızlığın ileriki yıllarda başarıya dönüşebilmesi adına, en önemlisi de ana ile baba karnesindeki zayıf notlardan kurtulabilmek yolunda, çocuklara karne zamanı olumlu yönde yaklaşılması gerektiğini ifade etti.
Çekem, şu uyarılarda bulundu; "Çocuğunuzun karnesiyle ilgili duygularınızı, çocuğunuzun kişiliğini incitmeden net bir şekilde anlatın. Başarılı olabilmesi için, onun arkasında olduğunuzu kendisine hissettirin. Çocuğunuzu kesinlikle suçlayıp yargılamayın. Ona "tembel tavuk, geri zekalı…" gibi isim ve lakaplar takmayın. Seni kaportacıya işçi olarak göndereceğim, okuldan alacağım gibi tehditler savurmayın. Onu eleştirip, emirler yağdırmayın. Arkadaşlarıyla, kardeşleriyle, komşularınızla kıyaslamayın. Unutmayın, o herkesten farklı olan ve sadece kendine benzeyen bir bireydir. Çocuğunuzu kesinlikle aşağılamayın. Hele arkadaşlarının yanında buna sakın kalkışmayın. Onun kendine olan güven duygusunu zedelemiş olursunuz. Çocuğunuza sürekli olarak cezalandırma, bağırma gibi davranışlarla yaklaşmayın. Çocuğun kendi karnesiyle ilgili olarak anlattıklarını dinleyin. Onun düşüncelerine önem verin. Her ana-babanın çocuklarıyla ilgili bazı beklentileri vardır. Bunları onunla konuşun. Çocuğunuzun karnesinde zayıflar olabilir. Ona açık bir kapı bırakın, kendini affettirebilmesi için bir yol gösterin. Çocuğunuzun ders başarısızlığının giderilebilmesi için, beraber çözüm yolları arayın. Çocuğunuzun zayıfı var diye ona yaz tatilini zehir etmeyin, dinlenmesine fırsat verin. Ancak eksikliklerini gidermek için onunla beraber uygun bir plan yapın ve bunu uygulayın. Çocuğunuza, karnesi iyi de olsa kötü de olsa sizin onu seveceğinizi ve onun arkasında olacağınızı hissettirin. Çocuktan başarı beklerken, onun kapasitesini de bilmek gerekir."
Yersiz kıyaslamaların, olumsuz sonuçlar doğurabildiğine dikkat çeken Çekem, her karne döneminde başarısızlık sorunu nedeniyle psikiyatriste başvuran öğrenci sayısı arttığının altını çizdi.
Bu çocukların başarısızlık nedenleri araştırıldığında, ailedeki iletişim bozuklukları, ana, babanın çocuğun kapasitesinin üstünde beklentilere sahip olması ve psikiyatrik rahatsızlıkların ön plana çıktığını kaydetti.
21 Ocak 2009
23 OCAK 2009 CUMA GÜNÜ ÖĞRENCİLER KARNE ALACAK
Örgün eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler, ilk yarıyıldaki çalışmalarının karşılığı olan karnelerini alacak ve yaklaşık 2 haftalık yarıyıl tatiline çıkacak.
Eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı, 9 Şubat 2009 Pazartesi günü başlayacak. Öğrenciler 12 Haziran 2009 Cuma günü karne alacak ve 3 aylık yaz tatili başlayacak. 2009-2010 eğitim-öğretim yılının 7 Eylül 2009′da başlaması planlanıyor.
SBS,DPY VE ÖSS SINAV TAKVİMİ
Öğrenciler açısından 2008-2009 eğitim-öğretim yılının ikinci yarısı, sınavlar nedeniyle ilk yarıyıldan daha yoğun geçecek.
Seviye Belirleme Sınavı, ilköğretim 6. sınıflar için 13 Haziran 2009,
7. sınıflar için 7 Haziran 2009 ve
8. sınıflar için ise 6 Haziran 2009 tarihlerinde yapılacak.
İlköğretim 5. sınıf ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında okuyan öğrencilerin katıldığı Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı (DPY) 3 Mayıs 2009 tarihinde gerçekleştirilecek.
İlköğretim 8.sınıf için DPY sınavı 6 Haziran 2009,
ilköğretim 7. sınıf için 7 Haziran 2009,
ilköğretim 6. sınıf için ise 13 Haziran 2009 tarihlerinde düzenlenecek.
Üniversiteye giriş sınavı ise 14 Haziran 2009 tarihinde yapılacak.
20 Ocak 2008
ÜMMETİ MUHAMMEDİN SELAMI VAR
VELİ KARNESİNİ ALAMADAN KÖYE GİTMEK ZORUNDA KALMIŞ.
GİDERKEN ALİ'YE DEMİŞ Kİ KARNEMİ AL SONUCU DA BANA ŞÖYLE BİLDİR:
EĞER BİR TANE ZAYIFIM OLURSA HASAN'IN SELAMI VAR DE,
İKİ TANE ZAYIFIM OLURSA HASAN'IN VE HÜSEYİN'İN SELAMI VAR DE,
ÜÇTANE ZAYIFIM OLURSA HASAN'IN ,HÜSEYİN'İN VE BEKİR'İN SELAMI VAR DE.
BEN ANLARIM HEM DE BABAMGİL ANLAMAZ.DEMİŞ VEDALAŞIP AYRILMIŞLAR.
ALİ KARNESİNİ ALMIŞ BAKMIŞ Kİ HEPSİ 5 ÇOK SEVİNMİŞ.
ÖĞRETMENİNDEN VELİ'NİN KARNESİNİ ALMIŞ, BAKMIŞ. BİR DE NE GÖRSÜN HEPSİ ZAYIF.
VELİ'YE NASIL SÖYLEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜRKEN AKLINA BİR FİKİR GELMİŞ.
TELEFONU AÇMIŞ.
TELEFONA VELİ'NİN BABASI ÇIKMIŞ.
ALİ KENDİNİ TANITMIŞ SONRA VELİ'Yİ SORMUŞ.VELİ EVDE DEĞİLMİŞ.
ALİ DEMİŞ Kİ ÜMMETİ MUHAMMEDİN SELAMI OLDUĞUNU VELİ'YE SÖYLER MİSİNİZ?
-OĞLUM BEN BİR ŞEY ANLAMADIM.
-AMCA SİZ VELİ'YE SÖYLEYİN O ANLAR.
SİZE KİMİN SELAMI VAR?