BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN
2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi 55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...
30 Ekim 2015
Kasîde-i Bürde sâhibi İmâm Bûsîrî
Kasîde-i Bürde sâhibi İmâm Bûsîrî hazretlerinin ismi Şeyh Şerefüddin bin Muhammed Saîd ve künyesi Ebû Abdullâh’dır. Aslen Mağribli (Fas) olup hicretin 608 (M. 1211) senesinde Mısır’da Bûsîr köyünde doğmuş ve 88 yaşında H. 696 senesinde İskenderiye’de vefât etmiştir.
Hz. İmâm Bûsîrî âlim, fâzıl ve ilmiyle amel eden kâmil bir zât idi. Edebiyat ve şiire tam vâkıf idi. Asrının sultanları nezdinde sevgili ve itibarlı idi.
Havâssı ve pek çok faydaları mâlum olan ve Resûlullâh Efendimizi (s.a.v.) medih için yazmış olduğu kasidesini rüya âleminde Hazret-i Peygambere arz etmiş ve eseri kabul görmüştür.
İmam Bûsîrî, bir gün sultanın yanından evine dönerken yolda karşısına güzel suretli bir zat çıkıp: “Sen bu gece Peygamber Efendimizi (s.a.v.) rüyada gördün mü?” der. İmâm Bûsîrî, “görmedim” der. Lâkin bundan kalbinde Resûlullâh’a gâyet şiddetli bir muhabbet alevlenir. O gece rüyada Peygamberimizi (s.a.v.) Ashâb-ı Kirâmıyla görür. Mudariyye ve Hemziyye gibi kasideleri okur. Gönlündeki muhabbet ateşi kat kat ziyadeleşir.
Mü’min’in başından hastalık ve fakirlik eksik olmaz. İşte ona da Hak Teâlâ’nın hikmeti bir müddet sonra vücudunun yarısı felc olur. İmâm Busîrî, Resûlullâh Efendimizi (s.a.v.) medih için bir kaside yazmak ve o vesîle ile de Cenâb-ı Hak’dan şifâ taleb etmek üzere Kasîde-i Bürde diye meşhûr olan 161 beytlik “el-Kevâkibü’d-dürriyye fî medhi hayri’l-beriyye”yi yazar. Yine rüya âleminde Resûlullâh Efendimizle müşerref olur, bu kasidesini huzur-i şerîflerinde okur. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) onun hastalıklı azasına mübârek elleriyle mesheder; ellerini sürer. Hastalığından âfiyet bulmuş olarak sabahlar.
Sabahleyin namaza giderken pek samîmî ahbabı Şeyh Ebu’r-Recâ kapısı önünde onu karşılayıp: “Emin tezekküri ...” diye başlayan kasideni isterim. Dün gece Sen Resûlullâh’ın huzurunda bu kasideyi okurken ben de oradaydım. Aleyhisselâm Efendimiz, gâyet memnûn oldular; müjdesinde bulunur. İmâm Bûsîrî çok sevinir ve kasideyi teberrüken Şeyh’e verir.
Hz. İmâm Bûsîrî âlim, fâzıl ve ilmiyle amel eden kâmil bir zât idi. Edebiyat ve şiire tam vâkıf idi. Asrının sultanları nezdinde sevgili ve itibarlı idi.
Havâssı ve pek çok faydaları mâlum olan ve Resûlullâh Efendimizi (s.a.v.) medih için yazmış olduğu kasidesini rüya âleminde Hazret-i Peygambere arz etmiş ve eseri kabul görmüştür.
İmam Bûsîrî, bir gün sultanın yanından evine dönerken yolda karşısına güzel suretli bir zat çıkıp: “Sen bu gece Peygamber Efendimizi (s.a.v.) rüyada gördün mü?” der. İmâm Bûsîrî, “görmedim” der. Lâkin bundan kalbinde Resûlullâh’a gâyet şiddetli bir muhabbet alevlenir. O gece rüyada Peygamberimizi (s.a.v.) Ashâb-ı Kirâmıyla görür. Mudariyye ve Hemziyye gibi kasideleri okur. Gönlündeki muhabbet ateşi kat kat ziyadeleşir.
Mü’min’in başından hastalık ve fakirlik eksik olmaz. İşte ona da Hak Teâlâ’nın hikmeti bir müddet sonra vücudunun yarısı felc olur. İmâm Busîrî, Resûlullâh Efendimizi (s.a.v.) medih için bir kaside yazmak ve o vesîle ile de Cenâb-ı Hak’dan şifâ taleb etmek üzere Kasîde-i Bürde diye meşhûr olan 161 beytlik “el-Kevâkibü’d-dürriyye fî medhi hayri’l-beriyye”yi yazar. Yine rüya âleminde Resûlullâh Efendimizle müşerref olur, bu kasidesini huzur-i şerîflerinde okur. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) onun hastalıklı azasına mübârek elleriyle mesheder; ellerini sürer. Hastalığından âfiyet bulmuş olarak sabahlar.
Sabahleyin namaza giderken pek samîmî ahbabı Şeyh Ebu’r-Recâ kapısı önünde onu karşılayıp: “Emin tezekküri ...” diye başlayan kasideni isterim. Dün gece Sen Resûlullâh’ın huzurunda bu kasideyi okurken ben de oradaydım. Aleyhisselâm Efendimiz, gâyet memnûn oldular; müjdesinde bulunur. İmâm Bûsîrî çok sevinir ve kasideyi teberrüken Şeyh’e verir.
29 Ekim 2015
Son Bahar Dersleri
Sonbahar dersleri
Sonbahar dersleri
Mahmut Toptaş29-10-2015
Güneşin önüne tül perde çekilmiştir yakmaz sizi.
Sokaklar ıslaktır.
Esen rüzgarların önünde yapraklar vardır.
Toz bulutları yerine yağmur bulutları dolaşır başımızın üstünde.
Hazan mevsimidir.
Güz mevsiminde kaz dağında ağaçlar derin uykuya dalmak için soyunmaya başladılar.
Toroslarda çam ve ardıç ağaçları yapraklarını tazelediler.
Bolu dağında bin bir renk gösterisi.
Tatile çıkamayan yaşı elliyi geçenler, aynanın karşısına geçerler ve kendilerini uzaktan seyrederlerse dünyanın her dağını, ovasını, deresini kendilerinde görebilirler.
Yedisinde çocuklar, yirmisinde delikanlılar, babalarına ve dedelerine bir kayanın üzerinden karşı dağı seyreder gibi baksınlar.
Yüce dağın tepesindeki karı, dedesinin tepesinde görür.
Solan yaprakların rengini ve renklerin tonlarını dedenin sevinç ve hüzün zamanlarında yüzünde seyreder.
Bu yaşa geldim, dünyanın Sidney’inden Oslo’suna kadar gezdiğim, gördüğüm şehirlerin önce o şehirde her dalda öne geçen ünlüleri hakkında bilgi almak, mümkünse gördükten sonra güzel tabiat manzaralarını da seyrederim.
Ama yaşayan insanların yüzüne bakmak, anlattıklarından nasiplenmek isterim.
Başlarında kar düşmüş saçlarıyla yeni geleceklere yer vermek asaletine hazırlık başladığını gösterir.
Ahiret denizinin dalgalarından sıçrayan köpükler gibidir başındaki aklar.
“Bak, ben aklandım, sen de gönlünü pakla” der gibidir beyaz saçlarım.
Ben, bu köhne bahardan memnunum.
Gençliğimde aklıma gelmeyen yol hazırlığını saçlarımın, kaşlarımın her teli dile gelip beni yola hazırlıyor.
Güz mevsiminde güneşin minesi solduğu gibi, yaşlının da minesi solarken merhameti artıyor.
Yapraklar, baharda gelecek yaprakları besleyip büyütmek için yere serildiği gibi, yaşlılar da kazandıkları serveti, tecrübeyi, ilmi, gelecek nesillere vermek için ayaklarına sermeye başlıyor.
Yaşlanmayı dondurma soğukları başlar güzün.
Zenginlerin yüksek fiyatlarla girdikleri dondurma dolaplarından güzellik ve dinçlik aradıkları havayı Rabbim, zengin ve fakire aynı orakta yayıveriyor.
Kışa geçiş ayarını da güzel ayarlıyor O güzel Rabbimiz.
Yemyeşil dallardan yapraklar dökülürken başımızdan sırma saçlarımız da dökülüyor bir bir.
Döküldüğü yere gideceğimizi haber veriyor bir bir.
Dallardan yapraklarla ipek gibi saçlarımız, bize geldiğimiz yerin toprak olduğunu söylüyor bir bir.
Gülün de güzelin de güzelliğinin ve tazeliğinin kendinden olmadığı söylüyor bir bir.
Hazan mevsiminde dersimizi alıyoruz bir bir.
Teker teker getirildiğimiz bu dünyadan birer birer götürülüyoruz.
Saçımız, boyumuz, dişlerimiz söylediği gibi bu gerçeği sonbahar yaprakları da söyler.
Ve Rabbimiz haber verir:
“Sizi ilk defa yarattığımız gibi bize teker teker geldiniz. Verdiğimiz nimetleri arkanızda bıraktınız. Aranızda Allah’a ortak olduğunu iddia ettiklerinizi beraberinizde şefaatçi olarak görmüyoruz. Aranızdaki bağ kopmuştur. İddia ettiğiniz şeyler kaybolup gitmiştir.
“Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği çatlatan, ölüden diriyi çıkaran, diriden ölüyü çıkarandır. İşte Allah bu..! Nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?” (En’am süresi ayet 94-95)
Sokaklar ıslaktır.
Esen rüzgarların önünde yapraklar vardır.
Toz bulutları yerine yağmur bulutları dolaşır başımızın üstünde.
Hazan mevsimidir.
Güz mevsiminde kaz dağında ağaçlar derin uykuya dalmak için soyunmaya başladılar.
Toroslarda çam ve ardıç ağaçları yapraklarını tazelediler.
Bolu dağında bin bir renk gösterisi.
Tatile çıkamayan yaşı elliyi geçenler, aynanın karşısına geçerler ve kendilerini uzaktan seyrederlerse dünyanın her dağını, ovasını, deresini kendilerinde görebilirler.
Yedisinde çocuklar, yirmisinde delikanlılar, babalarına ve dedelerine bir kayanın üzerinden karşı dağı seyreder gibi baksınlar.
Yüce dağın tepesindeki karı, dedesinin tepesinde görür.
Solan yaprakların rengini ve renklerin tonlarını dedenin sevinç ve hüzün zamanlarında yüzünde seyreder.
Bu yaşa geldim, dünyanın Sidney’inden Oslo’suna kadar gezdiğim, gördüğüm şehirlerin önce o şehirde her dalda öne geçen ünlüleri hakkında bilgi almak, mümkünse gördükten sonra güzel tabiat manzaralarını da seyrederim.
Ama yaşayan insanların yüzüne bakmak, anlattıklarından nasiplenmek isterim.
Başlarında kar düşmüş saçlarıyla yeni geleceklere yer vermek asaletine hazırlık başladığını gösterir.
Ahiret denizinin dalgalarından sıçrayan köpükler gibidir başındaki aklar.
“Bak, ben aklandım, sen de gönlünü pakla” der gibidir beyaz saçlarım.
Ben, bu köhne bahardan memnunum.
Gençliğimde aklıma gelmeyen yol hazırlığını saçlarımın, kaşlarımın her teli dile gelip beni yola hazırlıyor.
Güz mevsiminde güneşin minesi solduğu gibi, yaşlının da minesi solarken merhameti artıyor.
Yapraklar, baharda gelecek yaprakları besleyip büyütmek için yere serildiği gibi, yaşlılar da kazandıkları serveti, tecrübeyi, ilmi, gelecek nesillere vermek için ayaklarına sermeye başlıyor.
Yaşlanmayı dondurma soğukları başlar güzün.
Zenginlerin yüksek fiyatlarla girdikleri dondurma dolaplarından güzellik ve dinçlik aradıkları havayı Rabbim, zengin ve fakire aynı orakta yayıveriyor.
Kışa geçiş ayarını da güzel ayarlıyor O güzel Rabbimiz.
Yemyeşil dallardan yapraklar dökülürken başımızdan sırma saçlarımız da dökülüyor bir bir.
Döküldüğü yere gideceğimizi haber veriyor bir bir.
Dallardan yapraklarla ipek gibi saçlarımız, bize geldiğimiz yerin toprak olduğunu söylüyor bir bir.
Gülün de güzelin de güzelliğinin ve tazeliğinin kendinden olmadığı söylüyor bir bir.
Hazan mevsiminde dersimizi alıyoruz bir bir.
Teker teker getirildiğimiz bu dünyadan birer birer götürülüyoruz.
Saçımız, boyumuz, dişlerimiz söylediği gibi bu gerçeği sonbahar yaprakları da söyler.
Ve Rabbimiz haber verir:
“Sizi ilk defa yarattığımız gibi bize teker teker geldiniz. Verdiğimiz nimetleri arkanızda bıraktınız. Aranızda Allah’a ortak olduğunu iddia ettiklerinizi beraberinizde şefaatçi olarak görmüyoruz. Aranızdaki bağ kopmuştur. İddia ettiğiniz şeyler kaybolup gitmiştir.
“Şüphesiz Allah, taneyi ve çekirdeği çatlatan, ölüden diriyi çıkaran, diriden ölüyü çıkarandır. İşte Allah bu..! Nasıl oluyor da çevriliyorsunuz?” (En’am süresi ayet 94-95)
23 Ekim 2015
KÖYLÜLERİMİZ HASTA
Dursun TİRYAKİ'nin hanımı Refiye Abla ameliyat almuştur. Eski Araş. Hast. Kulak Burun Boğaz Servisi 5. Kat 509 numarada yatmaktadır.
Ayrıca HALİL Hocanın (TİRYAKİ) oğlu Talha ameliyat olmuştur. Aynı hastane aynı kat 508 numarada yatmaktadır. RABBİM cümle hastalara acil şifalar versin.
Kaynak: Mahmut POLAT
Ayrıca HALİL Hocanın (TİRYAKİ) oğlu Talha ameliyat olmuştur. Aynı hastane aynı kat 508 numarada yatmaktadır. RABBİM cümle hastalara acil şifalar versin.
Kaynak: Mahmut POLAT
13 Ekim 2015
KÖYLÜMÜZ AMELİYAT OLDU
İbrahim KILINÇ burun ameliyatı olmuştur Bölge Eğt. Hast. Kulak Burun Boğaz Servisi zemin kat 126 numarada yatmaktadır. ALLAHcc cümle hastalara sifalar versin.
Kaynak: Mahmut POLAT
Kaynak: Mahmut POLAT
HİCRET VE YENİ YILBAŞI
Bismillahirrahmanirrahim
HİCRET VE YENİ YILBAŞI
Hicri- 1-
Muharrem- 1437 / 14 / Ekim Çarşamba- 2015
Bütün hamtlar ve övgüler Allahu Teâlâ’ya
mahsustur. Kâinat’ın zerresi adedince, salât ve selam Âlemlerin Efendisi Hz.
Muhammed Mustafa (s.a.v.) âline ashabına olsun. Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed
Değerli okurlarım! Hicret, terk etmek, ayrılmak, bir yeri terk ederek başka bir yere göç etmek
anlamına gelir.
Hicret, İslam inkılâbının bir dönüm noktasıdır.
Hicret’e
kadar geçen dönem zulüm ve işkence altında yaşanan eşi görülmemiş bir sabır ve
metanet devresidir.
Hicret,
bu sabır ve metanetin İslam’ın kutsal değerlerine olumsuz etkilerden başka bir
şey getirmeyeceğinin anlaşılması ve Cenab-ı Hakk’ın izniyle gerçekleşmiştir.
Hicret basit bir göç hadisesi değil, İslami kurtarma taktiği
ve onu daha geniş kitlelere yayma idealinden kaynaklanmaktadır..
Hicret, putlardan kaçmak, zulümden nura koşmak, Ayrıca hicret, Efendimizin
(s.a.v.) Mekke’den Medine’ye göç etmesinin yılbaşıdır.
Hicret ikidir; biri
kötülüklerden hicret, diğeri Allahu Teâlâ’ya
hicret. Yüce İslam nizamının bütün dünyaya yeni bir hızla yayılmasıdır.
Bir
kaya sarmaşığının kayayı delip ışığa çıkmasıdır.
Hicret,
dostluktur, fedakârlıktır, imanda samimiyettir.
Hicret,
bir dönemin olanca mevcudunu canan yolunda yok etmektir.
Hicret,
sınanmanın ateş kıvamını bulup hesapları yaktığı yerdir
İslam tarihinde, Âlemlerin Efendisi Hz.
Muhammed (s.a.v.)’ in Miladı,
29 Eylül 2015
SEVGİ DUYGULARIN EN YÜCESİDİR
Bismillahirrahmanirrahim
Bütün hamtlar ve övgüler Allahu Teâlâ’ya mahsustur. Kâinat’ın zerresi adedince, Salât ve selam bütün insanlığın Efendisi, Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘e âline ve ashabına olsun.
Bütün hamtlar ve övgüler Allahu Teâlâ’ya mahsustur. Kâinat’ın zerresi adedince, Salât ve selam bütün insanlığın Efendisi, Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘e âline ve ashabına olsun.
Allahümme salli ala Muhammed’in
ve ala ali Muhammed
Değerli okurlarım! Sevgi, Sevme duygusu, bir kimseye veya bir şeye muhabbet
besleme hissi.
Çevremize baktığımız zaman, her şeyin sevgi üzerine yaratıldığını,
sevgi düşünüp sevgi konuştuğunu görürüz.
Sevgi, insanlarda doğuştan bulunan bir duygudur. Sevgi, topluma huzuru ve
kardeşliği getiren birleştirici bir unsurdur.
Kur'an-ı Kerim kalplerin sevgi ile birleşmesine önem verir. Mü'minin gönlü sevgi ile
doludur.
Kin ve düşmanlık kâfirlerin özelliklerindendir. Allah Teâlâ iman
edenlerin kalplerini sevgi ile birleştirmiş, onları bu sevgi ve bağlılıkla
güçlendirmiştir.
Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:
"Ve kalplerinin
arasını sevgi ile birleştirdi. Yoksa yeryüzünde ne varsa hepsini harcasaydın,
yine onların kalplerini birleştiremezdin. Fakat Allah, onların arasını sevgi
ile birleştirdi..." (el-Enfal, 8/63).
İnsan için en büyük mutluluk, Allah (c.c.) sevgisine ulaşmaktır. Allah
Teâlâ, zalimleri, fesatçıları, kâfirleri, israfçıları, haddi aşanları,
kibirlenip böbürlenenleri sevmez.
Buna karşılık takva sahiplerini, tövbe edenleri, sabredenleri, ihsan
sahiplerini, adâletle iş görenleri, ibadetlerini yapanları, tevekkül edenleri
sever.
Allah Teâlâ; (Rasûlüm) de ki eğer siz Allah'ı seviyorsanız hemen bana uyun ki, Allah
da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın” (Ali İmran Suresi. 31) buyurmuş
ve Allah sevgisine ancak O'nun emirlerine uymak, Peygamber’inin yolundan
gitmekle ulaşılabileceğini haber vermiştir.
Müslümanın görevi, sevgisini iyiye, güzele ve meşru olana yöneltmektir.
Sevdiğini Allah için sevmeli, sevmediğini de yine Allah için sevmemelidir.
Allahu Teâlâ’nın sevdiklerini sırf Allah (c.c.) rızası için sevmek,
sevmediklerinden yine O'nun rızasını umarak kaçınmak gerekir.
Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: Âllah Teâlâ kıyamet gününde "Benim
için birbirlerini sevenler nerede? Onları gölgemden başka gölge bulunmayan bir
günde Arşın gölgesinde gölgelendireceğim" buyurur (Müslim Birr ve
Sıla, 161).
Diğer bir hadisi Şerifte, "Bir kimse din kardeşini severse,
sevdiğini o kişiye söylesin " (Riyazü's-Salihîn, I, 413).
Hz. Ömer'in (r.a.) oğlu Abdullah (r.a) şöyle demiştir: "Allah
için sev, Allah için buğzet, Allah için dost ol ve yine O'nun için düşman ol.
Çünkü Allah'ın dostluğuna ancak bu şekilde erişilir" (Y. Kandehlevî,
Hadis, Müslümanlık, 3, 1123).
Şu halde Müslüman, her şeye ve herkese karşı, her türlü çıkar
düşüncesinden uzak, sırf Allahu Teâla’nın rızası için, samimi bir sevgi
beslemelidir.
İnsan ruhunu olgunlaştıran manevî gıdalardan biri olan sevgi, özellikle
çocuklardan esirgenmez. Çocuk ruhunda her türlü iyiliği filizlendirecek olan
şey sevgidir.
Sevgiden mahrum olarak yetişen çocuklar katı yürekli ve zalim olmaya daha
yatkındırlar. Bu mahrumiyet onların ruhunu kesinlikle olumsuz yönde etkiler.
Sevgi, varoluşun sebebidir.
19 Eylül 2015
KÖYLÜLERİMİZ HASTA
Halil KAYA bir rahatsizlik gecirmistir. Eski Aras. Hast. Gastroloji Servisi 6.kat 628 numarada yatmaktadir. RABBIM sifalar versin.
Nüsüret emi (SÖYLEMEZ) ameliyat olmustur. Eski Aras. Hast. Genel Cerrahi Servisi 7.kat. 719 numarada yatmaktadir. RABBIM cümle hastalara acil sifalar versin.
Kaynak:Mahmut POLAT
Nüsüret emi (SÖYLEMEZ) ameliyat olmustur. Eski Aras. Hast. Genel Cerrahi Servisi 7.kat. 719 numarada yatmaktadir. RABBIM cümle hastalara acil sifalar versin.
Kaynak:Mahmut POLAT
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN
TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33
IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414
POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47
BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ
Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ