BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN
2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi 55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...
ihh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ihh etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
02 Haziran 2010
İsrail’i etkisiz kılan devlet, dünya liderliğine namzettir
Yahudi düşmanlığı akidemizin bir parçası mıdır? Elbette hayır. Biz, Allah'a davetle ve tatlı dil kullanmaya memur edilmiş bir ümmetiz. Havrasında Tevrat okuyan ve evinde sallanan Yahudi ile alıp veremeyeceğimiz olmaz. Yahudi ile de olmaz bir başkası ile de.
Gel gör ki, bir asra yakın zamandır ümmet olarak Yahudiler ile savaşıyoruz. Ordularıyla, desiseleriyle, medyasıyla, kulisleriyle, lobileriyle ümmetimizin en büyük düşmanı haline geldiler. Asırlarca Hıristiyanlarla uğraştılar. Onların ülkelerinden sürgünler yediler. Fırınlara atıldılar. Hıristiyanlar, onların elinden kurtulabilmek için iki tarafın da ortak düşmanı olan Müslümanları hedef edindiler. Hilafetimizin içini oymada, en mübarek topraklarımızı talan etmede kâh alenen kâh İngilizleri kullanarak, bazen de İngilizler onları kullanarak büyük bir düşmanlık içinde bulundular.
Biz, onları tanımıyor değildik aslında. Kur'an kaç asır önce, iman ehlinin en büyük düşmanı olarak onları bize tanıtmıştı. Kur'an, Medine'de kalınca ne dost bilebildik ne düşman. Başımıza gelmedik de kalmadı bu yüzden. Daha da ötesi, kitabımızın bize 'en hain' vasfıyla tanıttığı düşman, paramızın sahibi, çevremizin etkin hâkimi olarak önümüzde durunca kimileri için çok şey değişti. Düşmanlıklar Medine'de kaldı. Zoraki sevdaya tutuldular Yahudi'yle. Neredeyse onlara sevgi beslemeyenler ayıplanacak hale geldi.
Yahudileri, Kur'an'ın tanıttığı gibi tanımak zorundayız!
Onları tanımak zorundayız. Kur'an'ın tanıttığı gibi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hayatındaki Yahudiler gibi tanımalıyız onları. Onların Hayber'den sürülmeleri, Beni Kurayza'da yedikleri darbe unutabilecekleri türden değildir. Onlar, kim nasıl düşünürse düşünsün 'iman ehli için en tehlikeli düşmandırlar.' Onları Kur'an'ın tanıttığı gibi tanımadıkça sadece biz değil bütün insanlık sıkıntıdan kurtulamayacaktır. Kur'an, tarih kitabı değildir ama tarihin seyrine ait en büyük hakikatlere ışık tutmaktadır.
Ulu orta düşmanlık edemeyiz, gerçekleri bilmek ve o bilgimizi dikkate almak zorundayız. Meselemiz budur. Neden tarih tekerrür etsin? Geçmiş, hıyanetler, komplolarla doludur diye gelecekte mi öyle olacak?
Bir Müslüman olarak bizim Yahudilikle de Hıristiyanlıkla da bir alıp veremediğimiz yoktur. Kur'anımız bize yolumuzu göstermiştir. Parolamız da bellidir: Onların dini onlara bizim dinimiz bize. Yahudilerin, kendi dinlerini tahrif etmiş olmaları, Tevrat'tan istediklerini bırakıp, istemediklerini silmeleri, Allah'ın ahkâmı ile oynamaya kalkmaları onların kendi meselesidir. Onlarla ortak bir din bağımız olmadığı gibi, din anlayışları yüzünden onlarla savaşmakla da mükellef değiliz. Yahudiler ve Hıristiyanlar için aynı oranda geçerli bir ilkedir bu.
Bizi, kulluğumuzu eda edeceğimiz topraklarımızda rahat bırakmayan, aleyhimizde planları olan, yolumuza çukurlar kazan Yahudi ise konuştuğumuz o, bize kast etmiştir; ona karşı pek tabii olarak nefsi müdafaamız olacaktır. Yine de savaşımız, onun diniyle değil kendisiyledir. Yerinde duran, akidemizi ve amelimizi ilga etme hamlesi içinde olmayan Yahudi ile sosyal bağlarımızın devam etmesi muhtemeldir. Medine örneğinde olduğu gibi onlarla bir arada yaşamaya imza atmamız mümkündür. Osmanlı örneğinde olduğu gibi, onları bünyemize kabul etme imkânımız da vardır. Dinimiz ve bağrımız böyle bir kabule müsaittir. Zira bizde, onun dini olan Yahudiliğe ve onun şahsına bir düşmanlık yoktur. Muharref de olsa, onu diniyle baş başa bırakmak zorundayız.
Tarihte Yahudilerle ilk buluşmamız NASIL?
Gel gör ki, bir asra yakın zamandır ümmet olarak Yahudiler ile savaşıyoruz. Ordularıyla, desiseleriyle, medyasıyla, kulisleriyle, lobileriyle ümmetimizin en büyük düşmanı haline geldiler. Asırlarca Hıristiyanlarla uğraştılar. Onların ülkelerinden sürgünler yediler. Fırınlara atıldılar. Hıristiyanlar, onların elinden kurtulabilmek için iki tarafın da ortak düşmanı olan Müslümanları hedef edindiler. Hilafetimizin içini oymada, en mübarek topraklarımızı talan etmede kâh alenen kâh İngilizleri kullanarak, bazen de İngilizler onları kullanarak büyük bir düşmanlık içinde bulundular.
Biz, onları tanımıyor değildik aslında. Kur'an kaç asır önce, iman ehlinin en büyük düşmanı olarak onları bize tanıtmıştı. Kur'an, Medine'de kalınca ne dost bilebildik ne düşman. Başımıza gelmedik de kalmadı bu yüzden. Daha da ötesi, kitabımızın bize 'en hain' vasfıyla tanıttığı düşman, paramızın sahibi, çevremizin etkin hâkimi olarak önümüzde durunca kimileri için çok şey değişti. Düşmanlıklar Medine'de kaldı. Zoraki sevdaya tutuldular Yahudi'yle. Neredeyse onlara sevgi beslemeyenler ayıplanacak hale geldi.
Yahudileri, Kur'an'ın tanıttığı gibi tanımak zorundayız!
Onları tanımak zorundayız. Kur'an'ın tanıttığı gibi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin hayatındaki Yahudiler gibi tanımalıyız onları. Onların Hayber'den sürülmeleri, Beni Kurayza'da yedikleri darbe unutabilecekleri türden değildir. Onlar, kim nasıl düşünürse düşünsün 'iman ehli için en tehlikeli düşmandırlar.' Onları Kur'an'ın tanıttığı gibi tanımadıkça sadece biz değil bütün insanlık sıkıntıdan kurtulamayacaktır. Kur'an, tarih kitabı değildir ama tarihin seyrine ait en büyük hakikatlere ışık tutmaktadır.
Ulu orta düşmanlık edemeyiz, gerçekleri bilmek ve o bilgimizi dikkate almak zorundayız. Meselemiz budur. Neden tarih tekerrür etsin? Geçmiş, hıyanetler, komplolarla doludur diye gelecekte mi öyle olacak?
Bir Müslüman olarak bizim Yahudilikle de Hıristiyanlıkla da bir alıp veremediğimiz yoktur. Kur'anımız bize yolumuzu göstermiştir. Parolamız da bellidir: Onların dini onlara bizim dinimiz bize. Yahudilerin, kendi dinlerini tahrif etmiş olmaları, Tevrat'tan istediklerini bırakıp, istemediklerini silmeleri, Allah'ın ahkâmı ile oynamaya kalkmaları onların kendi meselesidir. Onlarla ortak bir din bağımız olmadığı gibi, din anlayışları yüzünden onlarla savaşmakla da mükellef değiliz. Yahudiler ve Hıristiyanlar için aynı oranda geçerli bir ilkedir bu.
Bizi, kulluğumuzu eda edeceğimiz topraklarımızda rahat bırakmayan, aleyhimizde planları olan, yolumuza çukurlar kazan Yahudi ise konuştuğumuz o, bize kast etmiştir; ona karşı pek tabii olarak nefsi müdafaamız olacaktır. Yine de savaşımız, onun diniyle değil kendisiyledir. Yerinde duran, akidemizi ve amelimizi ilga etme hamlesi içinde olmayan Yahudi ile sosyal bağlarımızın devam etmesi muhtemeldir. Medine örneğinde olduğu gibi onlarla bir arada yaşamaya imza atmamız mümkündür. Osmanlı örneğinde olduğu gibi, onları bünyemize kabul etme imkânımız da vardır. Dinimiz ve bağrımız böyle bir kabule müsaittir. Zira bizde, onun dini olan Yahudiliğe ve onun şahsına bir düşmanlık yoktur. Muharref de olsa, onu diniyle baş başa bırakmak zorundayız.
Tarihte Yahudilerle ilk buluşmamız NASIL?
25 Mayıs 2010
ERZURUM'DA BAHATTİN YILDIZ İÇİN GIYABİ CENAZE NAMAZI KILINACAK
28 MAYIS 2010 Cuma günü Erzurum'da Lalapaşa Camiinde Cuma namazından sonra Afganistan'daki uçak kazasında şehit olan Bahattin YILDIZ için gıyabi cenaze namazı kılınacak.Tüm Erzurumluları Lalapaşa Camisine bekliyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN
TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33
IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414
POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47
BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ
Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ
