BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN

2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

             Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi   55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...

hoca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hoca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2023

KURBAN

                                      Bismillahirrahmanirrahim

Nebiler ser veri, “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse, bizim

mescidimize yaklaşmasın”(Müsned, Ahmed bin Hanbel,


Hamt Âlemlerin Rabbi olan Alla hu Teâlâ’ya mahsus, salat ve selam iki
cihanın efendisi Hz. Ahmet (sav) aline ashabına kıyamete kadar onun
yolunda gidenlere olsun

Allahumme salli ala seyyidina Muhammed’in ve ala ali seyyidina Muhammed

Değerli okurlarım! Kurban, lügat itibarîyle yakın olmak, yaklaşmak
manasınadır. Şer-i şerîf ıstılâhında ise; Rab’ımızın rızâsına yakınlık
kazanmak için, muayyen hayvanların kesilmesi ile îfâ olunan malî bir
ibadettir.

Kurban kesmek, akıl sağlığı yerinde, buluğa ermiş (ergen olmuş), dinen
zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan her
Müslümanın yerine getireceği malî bir ibadettir (Merğînânî,
el-Hidâye,)

Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80.18 gr altın veya değerinde
para ya da eşyaya sahip olan kimselerin kurban kesmesi gerekir..

Ayrıca kurban mükellefiyeti için aranan nisabın üzerinden, zekâtın
aksine bir yıl geçmesi şart değildir.

Kurban, Alla hu Teâlâ’ya yakınlaşma için, ibadet niyeti ile hayvan
kesmektir. Kesilen kurbanın etinden, kanından ziyade, kesme işi
önemlidir. “Mal canın yongası olması” hesabiyle bu şükranın duygusunu
sergileyebilmek, Allahu Teâlâ’nın rızası için O’nun adına malın
iyisini kesebilmek.

Mevla’mız şöyle buyurur. “Onların (kurbanların) ne etleri ne de
kanları Allah’a ulaşır, sadece sizin takvanız, Allah’a olan derin
takvanız O’na ulaşır. Size olan hidayetine karşı Allah’ı büyük
tanımanız içindir ki, O’bunları böylece size ram etmiştir. (Habibim)
iyi hareket edenleri müjdele. (Hac suresi.22)

Kurbanda gaye ihlas imiş..Takva imiş.Hakka yakınlık ve ve rızasına
ulaşma.. Kur’an-ı Kerimde, Kevser süresinin ikinci âyetinde “Rabbın
için namaz kıl, kurban kes” buyurmaktadır..

Her ne kadar hitap peygamberimize (sav) isede ayetin işaretinde bütün
müminlerde sorumludur.

Kurban kesmek Hanifi mezhebinde vacip, diğer mezheplere göre sünnet-i
müekkededir. Kurbanın kesilme zamanı, bayramın birinci ikinci ve
üçüncü günleridir. Fakat birinci günde kesilmesi daha faziletlidir.

Güzeller güzeli (sav) Kim gönül hoşluğu ile, Allahu Teâlâ’dan sevap
umarak, kurban keserse, o kurban o kimse için, ateşten (koruyan) bir
perde olur. Buyurmaktadırlar.

Hz Ali (r.a ) dan  şöyle rivayet olunmuştur ki: “Bir kimse evinden
kurbanlık almak için çıksa, o kimsenin her adımı için on sevap
yazılır, on günahı silinir ve o kimseye o on derece verilir. Almak
için konuştuğu zaman o kimsenin sözleri tesbih olur. O kurbanın
parasını verdiğinde, her bir dirhem için 700 hasene yazılır. Kurban
yatırılıp kesilince, kesildiği yerden yedi kat yere varıncaya kadar ne
varsa hepsi o kimse için istiğfar ederler.”

Kanı aktığı zaman Rabbülâlemin her damlasından on melek halk eder. O
melekler kıyamete kadar o kimse için istiğfar eder.  Verdiği etin her
lokması için Hak Teâlâ İsmail (as)’ın evlatlarından bir köle azad
etmiş sevabını verir..

Fahri Kâinat (sav) buyuruyor ki, Ya Fatma kalk kurbanının başında
bulun, onun yere düşen ilk damla kanı ile Alla hu Teâlâ günahlarını
bağışlar. Hz. Fatma (ra) Ey sevgili babacığım, bu lütuf sadece
peygamber ailesine mi mahsustur. Efendimiz (sav) hayır, bu lütuf,
bizide bütün Müslümanları da içine alır.

Kurbanlar kıbleye karşı yatırılarak ”Bismillah Allahu Ekber” diye
kesilir. Kurbanı, elinden geliyorsa sahibi kesmeli gelmiyorsa, uygun
gördüğü bir müslümana kestirmeli ve kendisi de başında bulunmalı, Şu
ayeti Kerimeyi de okumalıdır.

“Benim namazım, ibadetlerim, yaşayışım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan
Allah içindir ki, O’nun ortağı yoktur. (Enam Suresi 162.)

Kurban ibadeti, insanlık tarihi ile başlamış ve bütün ilahi dinlerde
uygulamada bazı farklılıklar olmakla birlikte var ola gelmiştir.

Efendimiz (sav) Hicretin 2. yılından itibaren her sene kurban kesmiştir.(Buhari)

“Ayrıca vefatından sonra da kendisi için kurban kesmesini Hz. Ali’ye
vasiyet etmiştir.” (Ebu Davud, Edahi)

Kulluk bilincinin kazanılmasına vesile olan kurban, bencillik ve
cimrilik duygularını ıslah eder, cömertlik duygusunun gelişmesine
vesile olur.

Kurban, kardeşlik ve yardımlaşma ruhunu diriltir ve devam ettirir.
Kişinin Rabbine yaklaşması, günahlarının bağışlanması gibi uhrevi
faydalarının yanında, sosyal ve ekonomik birçok yararları vardır.

Nebiler ser veri, “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse, bizim
mescidimize yaklaşmasın”(Müsned, Ahmed bin Hanbel,)  buyurarak, gücü
yettiği halde kurban kesmeyenleri ikaz etmiş ve kurban kesmeyi teşvik
etmiştir.

Bir hadis-i şerifte de “Âdemoğlu, kurban bayramı gününde kurban
kesmekten daha sevimli bir iş ile Allah’a yaklaşabilmiş değildir”
buyurmuş ve kestiğimiz kurbanların kıyamet gününde kurtuluşumuza
vesile olacağını bildirerek “Kurbanlarınızı gönül hoşluğuyla kesiniz”
(Malik,Muvatta,) buyurmuştur.

Hz. Aişe validemiz anlatıyor: "Allah Resulü (sav) buyurdular ki: "Hiç
bir kul, kurban günü, Allah (c.c) indinde kan akıtmaktan daha sevimli
bir iş yapamaz. Kesilen hayvan, kıyamet günü boynuzlarıyla,
kıl1arıyla, tırnaklarıyla gelecektir. Hayvanın kanı yere düşmezden
önce Allah indinde yüce bir mevkie ulaşır. Öyle ise, onu gönül hoşluğu
ile ifa edin."

Bu bakımdan imkânımız varsa kurban kesmeyi ihmal etmeyelim. Dünyevi
zevklerimiz için rahatça harcama yaparken, kurban ibadetine gelince
cimrileşmek, bir takım bahanelere sığınmak doğru değildir.

Rabbimiz kestiğimiz kurbanlarımızı en güzel şekliyle kabul eylesin…

 Bir hadisi şerif!

Mümin koku satan kimse gibidir. Yanında Otursan için açılır.

Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün.

Onun her işi faydalıdır..

Allahumme salli ala seyyidina Muhammed’in ve ala ali seyyidina Muhammed

20 Ekim 2020

Halk Adamı, Din Adamı, Millet Adamı Naim Hoca

Erzurum denildiğinde tarihi eserleri, kültürü, folkloru, önemli şahsiyetleri akla gelir. Bu önemli kişiliklerden biri de Naim Hoca'dır.


Naim Hoca, gençliğinden itibaren gerek arkadaşları arasında, gerek dini vazifesinden dolayı cami cemaati arasında ve gerekse esnaflığından dolayı ticaret erbabı arasında sevilen, sayılan bir şahsiyetti. O, kendisine olan saygısından ve değer vermesinden dolayı başkalarına da saygı duyan ve değer veren, kendisinden büyüklere saygı, küçüklere sevgi duyan, insanları iyiliğe yönel­ten, kötüden ve kötülükten uzaklaştırmaya uğraşan, yerine göre insanları iyilikle ve kırmadan uyaran bir şahsiyetti.

Naim Hocanın böyle bir kişiliğe sahip olmasının temelinde yapmacık tavırlarının bulunmaması, son derecede doğal olma­sı, içindeki duygularını dışına aksettirmesi, kalbinin güzelliğini yüzüne yansıtması sayılabilir. Yapmacık tavırları bulunmayan Naim Hoca, fevkalade tabii hareket ettiği ve konuştuğu için de herkes tarafından sevilirdi.

Mütevaziliğinden dolayı kendisini sık sık tenkit eder ve "benden hoca olmaz, benim hocalığım hocaların olmadığı yer­de olur" derdi. Bir gün Lala Paşa Camii'nde vaaz ederken "Müs­lüman aklın başan sesle, burdan kimler geldi kimler geçti, şimdi Solakzade içeri girse, baksa ki berber Naim Lale (Lala) Paşa kür­süsünden vaaz edir, he eyvah ey; dudular, gumrular, bülbüller getti, gargalara galan dünya" diye kendisinin ilimde üst düzey bir hoca olmadığını söyleyebilecek kadar tevazu sahibiydi. Al­çak gönüllü bir insan olan Naim Hoca, imamlıktan önceki asıl mesleği berberliği hiçbir zaman inkâr etmeyerek sık sık "karga­lara kalan dünya, hele hâle bakın ki asıl hocalar aşağıda oturir, berber Naim kürsüye çıkmış vaaz verir! Berber Naimden hoca olursa, artık gerisini siz düşünün!" şeklinde özeleştiride bulun­maktan geri durmazdı.

Vaaz ederken camide kendisinden daha bilgili olduğunu bil­diği biri varsa, o zaman "ben hoca değilem, hoca orda" derdi.

Yapmacıklı tavırlardan uzak durur, olduğu gibi davranır ve konuşurdu. Bu doğal davranışları, onu sevenlerin sayısını her geçen gün arttırır, dinleyenlerin çoğu ona bağlanır ve sık sık ge­lip onun vaazlarını dinlerlerdi. Devlet yetkilileri de onun bu tabii tavırlarından dolayı ona itibar eder ve görüşlerinden istifade ederlerdi.

Naim Hoca'nın gerek arkadaşları ve dostlarıyla yaptığı gündelik konuşmalarında gerek vaazlarında ve gerekse devlet erkâ­nıyla olan diyaloglarında çekinmeksizin telaffuz ettiği kendine özgü kavram ve söyleyişleri vardı. Bunlardan bazıları 'ola uşah Allah görir bilir', 'digget et Müslüman!', 'ellem gullem yoh', 'dalgayi değiş!', 'benim bir halım var', 'ola Müslüman buraya bak , 'digget et möhterem cemaat', 'Allah Allah, eşhedü en la ilahe illallah' 'Allah her yerde hazır nazırdır', 'ahlın başan sesle', 'mehebbetim geldi'idi.

Erzurumlu Naim Hoca

Naim Hoca'nın Hayatı

Naim Gölleroğlu'nun ailesi, tarihe 93 Harbi olarak geçen 1877-1878 Osmanlı Rus Harbi sırasında veya sonrasın­da Ahıska taraflarından Kars ve Hasankale yoluyla Erzurum'a gelmişlerdir. Erzurum'un Mehdi Efendi Mahallesi Gümüşgöz sokağına yerleşen bu yoksul ailenin ikinci kuşağı sayılan Sabri Efendi ile Nuşire Hanınım ikinci çocuğu olan Naim, 1925 (rumi 1341); yılında bu mahallede doğdu. Sabri Efendi, geçimini sağ­lamak için evlerin damlarına çekilecek olan toprağı öküz ara­basıyla getirip ev sahiplerine satardı; bu nedenle Arabacı Sabri olarak tanınmıştı.

Ailenin ilk çocuğu olan Salih, okula gitmesine rağmen, ev­lerinin tek geçim kaynağı olan babaları Sabri Efendinin ölü­mü nedeniyle Naim okula gönderilemedi. Dokuz yaşma gelen Naim, ailenin geçimine katkıda bulunabilmesi amacıyla, Tebrizkapı'da berberlik yapan ve mahalleden de komşuları olan Mus­tafa Usta'nın yanına çırak olarak verildi.

Berberde çıraklık yaparak ailesinin geçimine katkı sağlama­ya çalışan ve gençlik merdivenlerini henüz tırmanmaya başla­yan Naim'in hayat çizgisi, 1939 yılında Alvar İmamı Muhammet Lütfi Efendi yi tanımasıyla belki de hayal bile edemeyeceği şekil­de değişmiştir.

Erzurumlu Naim Hoca

Alvarlı Efe Hazretleri'nin Erzurum'a yerleşmesinin ardından ilk saç tıraşını Naim Gölleroğlu yapar

Alvar'da imamlık yaptığı sırada ra­hatsızlığından dolayı sürekli kontrol altında olmak maksadıy­la oradaki görevini bırakıp Erzurum'a yerleşme kararı alan Efe Hazretleri, Mehdi Efendi mahallesinde bir ev kiralayınca, Nuşire Hanım ve çocuklarına komşu olmuştur. Alvarlı Efe Hazretleri bu mahalleye yerleştiği sırada Naim Gölleroğlu, 14 yaşındadır ve berberlik mesleğine gireli de 6 yıl olmuştur. Erzurum ve çev­resinde herkes tarafından tanınıp bilinen, kendisine çok hürmet edilen Alvarlı Efe, yerleştiği mahalledeki ilk saç tıraşını Naim Gölleroğlu'nun çalıştığı berberde bizzat Naim'e yaptırmıştır. Bu tıraş sırasında Alvarlı Efenin gönlü Naim Gölleroğlu'na, onun gönlü de Efe Hazretlerine ısınmıştır. O günden sonra Naim Göl­leroğlu iş saatleri dışında komşuları Alvarlı Efe Hazretlerinin evine gidip ondan feyz almış, hocasının tıraş zamanı geldiğinde de berber malzemelerini yanma alıp tıraşını onun kendi evinde bizzat yapmıştır. Yeni usulle eğitim alamayan Naim Gölleroğlu, eski usulle ilk eğitimini ve bu meyanda dini bilgilerini Alvarlı Efe Hazretlerinden almaya, Kur'an okumayı öğrenmeye başla­mıştır. Naim Gölleroğlu, sempatik tavırları ve zekâsıyla kısa sü­rede Efe Hazretlerinin gönlünü ve takdirini kazanmış, ona say­gıda kusur etmeyerek Efe'nin hayatta olduğu süre içinde hayır duasını almıştır.

Askere giden Naim Gölleroğlu'na Alvarlı Efe Kerameti

Zamanını, bir taraftan berberlik yaparak, bir taraftan da Alvarlı Efenin iki küçük odadan ibaret evindeki sohbet ve zikir­lerini dinleyerek değerlendiren Naim Gölleroğlu, askerlik vakti geldiğinde maddi sıkıntıdan dolayı ailesinin nasıl geçineceğine dair düşüncelere dalmışsa da "rızkı veren Allah'tır" düsturunun gereğini yerine getirerek askerliğe başlamıştır. Naim Gölleroğ­lu, 1944-47 yılları arasında önce üç aylık acemiliğini, sonra Alvarlı Efe'nin de girişimleriyle usta askerliğini Erzurum'da, daha sonraları Silah Fabrikası olarak da isimlendirilen Ağır Bakım'da Harp Sanayii askeri olarak yapmıştır. Üstelik o günkü şartlar­da, bu Harp Sanayii askerliğinden dolayı askeriyeden oldukça iyi bir maaş almaya başlayınca yüzü gülmüş ve sıkıntılar içinde bulunan ailesinin geçimine daha fazla katkıda bulunmuştur.

Bir gönül adamı olan Alvarlı Efe Hazretlerinden aldığı feyzle Naim Gölleroğlu da gönül ehli olma yolunda ilk adımları bu fabrikadaki makinaların seslerinden çıkardığı anlamlarla ortaya koymaya başlamıştır. Makine ve torna kısımlarına gitti­ği zamanlarda oralardaki makinaların çıkardığı sesleri Alvarlı Efe nin dergâhındaki zikirlere benzeterek makinaların seslerine "Ya Allah, Ya Allah, Ya Allah..." şeklinde eşlik eden Naim Gölle­roğlu, bu hususta kendisine soru soranlara, âlemde sadece canlı varlıkların değil, cansız varlıkların bile kendi lisanlarıyla Allah'ı zikrettiklerini söylermiş.

Okuma ve öğrenmeye çok meraklı olan Naim Usta

Askerlik sonrası kendine ait berber dükkanı açan, okuma ve öğrenmeye çok meraklı olan Naim Usta, kendi­ne ait bir dükkânı olunca, berber dükkânında da bu konuda bir şeyler yapmayı kafasına koymuştur. Öncelikli hedefi, okumayı öğrendiği Kur'an'ı ilerletip daha iyi okumakmış. Nitekim dük­kânda müşteri olmadığı kısa anlarda bir gazetenin arasına, ko­pardığı Kur'an yapraklarından koyup onları okumaya çalışırmış.

Yeni harflerden oluşan Türk alfabesini ise okula gitmediği için, kendi başına öğrenmeye çalışıyormuş. Okumayı tam sökemediğinden dolayı da bazen gazeteyi ters tutarak arasına Kur'an say­falarını koyduğu oluyormuş. Bu yüzden dükkâna gelen okuma yazma bilenler 'Yav Naim Usta, gazeteyi ters tutmuşsun!' diye uyarırlarmış. Naim Usta'nın böyle yapmasının nedeni, o yıllar­da yaşanan bazı sıkıntılardan dolayı herkesin istediği gibi dini eğitim alamamasıymış. Kendi okumasını ilerletmek için; müşterisi bulunmadığı zamanlarda sık sık dükkânım terk edip, Bakırcı Camiine ve Taş Cami'ye giderek buraların hocalarından dersler almıştır. Hatta daha iyi çalışabilmek için bazı geceler bu camilerin medreselerinde sa­bahladığı da olmuştur.

30 Nisan 2019

Erzurumlu Naim Hoca'ya Sormuşlar: Laiklik Nedir?

Erzurum’da Bulunan Ulusal Kanallardan Birisinde Görev Yapan Muhabir Laikliğin Tartışıldığı Dönemlerde Naim Hoca’ya Laiklik Nedir Diye Sorar? Naim Hoca’dan Manidar Bir Cevap Alır…

Star muhabiri mikrofonu uzatır, Naim Hoca’ya sorar:
“Hocam sizce laiklik nedir?”
O esnada Erzurum’da ezan okunmaktadır. Naim Hoca sakalını sıvazlar, soruya soruyla karşılık verir…
“Bah Müslüman duyurmisan. Ne ohunir?”
Muhabir, dışarı kulak kabartır;
“Ezan hocam…”
“Hah doğri. Şimdi ben, camıya gidecam. Siz bennen gelecah mısız?”
Muhabir önce gülümser, sonra yanıtlar:
“Hayır hocam…”
Erzurumlu Naim Hoca devam eder:
“O zaman, ben tükani gapatacam. Siz de, ambu arhada gehve var. Orada oturup beni bekleyecahsız. Namazdan gelim, muhabbete devam edah. Ben seni zornan camiya götürmem, senin de bennen işin varsa dışarıda oturur beklersen.
Anladız mi? İşte laiklik budur. ”

ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN

TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33

IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414

POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47

BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ

Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
HABER YENİ FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ