BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN
2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi 55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...
29 Aralık 2016
KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU
الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ
O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)
Köyümüzün emekli İmamı Muzaffer YILDIZ'IN eşi Vasfiye YILDIZ 29 Aralık 2016 Perşembe rahmetli oldu. 30 ARALIK 2016 CUMA günü Tortum Demirciler Köyü Camisinden Öğle namazı sonrasında kaldırılacaktır.Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin
Merhuma ve cümle geçmişlerimize bir fatiha okumayı unutmayalım.
KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
08 Aralık 2016
KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU
الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ
O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)
Köylümüz ÖMER ÖZCAN 08 Aralık 2016 Perşembe rahmetli oldu. 08 ARALIK 2016 Perşembe günü Tortum Demirciler Köyü Camisinden Öğle namazı sonrasında kaldırılacaktır.Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin
Merhuma ve cümle geçmişlerimize bir fatiha okumayı unutmayalım.
KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
06 Aralık 2016
Başımızı örttük mü?
Türkiye'de laikçiliğin zalim baskısı altında kızlarımızın ve kadınlarımızın bir kısmı inandıkları gibi yaşama konusunda büyük sıkıntılar ve mahrumiyetlere katlandılar. Devlette çalışamadılar, üniversitelere okuyamadılar, diploma merasimlerinden yaka paça kovuldular, uydurulan kamusal alan içinde açılmaya veya olmamaya zorlandılar, önünü sonunu hesaplamadan başı örtülü bir hanımı milletvekili yapıp Meclis'e sokan partiye savaş açtılar, o parti de vekilini koruyamadı, tarihe geçen bir rezillik ile o dindar bayanı Meclis'ten kovdular…
İslam, insan hakları, demokrasi diyerek bu zalim uygulamaya direnen ve nefes almak isteyen Müslümanlara karşı ilkeleri, kadın haklarını, çağdaşçılığı (modernizmi), sözde milli birlik ve bütünlüğü, laikliği… ileri sürerek mücadele veren insafsız, vicdansız, iddialarına rağmen ilkel ve bağnaz bir kesim vardı.
Neler söylüyorlardı?
Kamu hizmeti veren bayanlar başlarını örterlerse hizmet alanlar onlara karşı güven içinde olamazlar.
Kamusal alanda başörtüsü devlet düzenini şeriata göre değiştirmek manasına gelir.
Öğrenciler başlarını örterlerse örtmeyen öğrenciler ile araları açılır, ayrımcılık olur, çatışmalar meydana gelir…
Başörtüsü dinî, değil, siyasi bir semboldür, radikal İslamcılığı temsil eder, bu sembollerin kamusal alanda görünür olması kabul edilemez…
Sonra AK Parti iktidara geldi, ilk elde ondan beklenen icraat arasında başörtüsü kullanmanın serbest bırakılması da vardı, o da bu talebi son sınırlarına kadar yerine getirdi, yasakları kaldırdı, isteyen bayanın örtünmesini isteyenin de açılmasını serbest kıldı.
Peki başörtüsünü dindarlık sebebiyle talep etmek ne manaya geliyordu?
Ülkenin düzeni ne olursa olsun Müslümanca yaşamak isteyen insanların bu hakka sahip olmaları, başkalarının hak ve özgürlüklerine açık ve kesin zarar vermedikçe inandıkları gibi yaşamalarının önüne engeller konmaması, bu yüzden bazı hak ve hürriyetlerinin gasp edilmemesi manasına geliyordu.
Bu hak ve hürriyet elde edildikten sonra onu gerektiği gibi kullananları istisna ediyorum, genel olarak başörtüsü serbestliği Müslümanca yaşamanın bir parçası oldu mu?
Başlarını bir şekilde örten, oradan aşağıya doğru bakıldığında şeffaf kumaşlar, dar elbiseler, “başım örtük ama sen yüzüme bak” dercesine boyanmış yüzler ve gözler, davranışlardaki hafiflikler, zorunlu olmayan birliktelikler, olmayacak yerlerde bulunmalar, hatta “aşka gelip” oynamalar, parklarda bahçelerde el ele, baş başa, sarmaş dolaş oturmalar ve gezmeler, sağa sola sigara dumanını üfleyerek yakışıksız görüntüler sunmalar… göz önüne alındığında karşımıza “kısmen örtülü çıplaklar”ın çıktığını üzülerek ve ibretle görüyoruz.
Son birkaç yazımda bu iktidarın engellerini kaldırdığı imam hatip okulları, seçmeli din dersleri bugün de kıyafet serbestliği nimetlerini hatırlattım. Bu nimetlerin şükrünü eda etmezsek kaybedebiliriz. Şükrünü eda etmek ise onları, amacına uygun olarak kullanmaktır.
Birçok kimsenin tepkisine sebep olmayı göze alarak şunu söyleyeceğim:
Edep, ahlak, nezaket ve zarafet olmayacaksa ne sakalınız olsun ne de başörtünüz!
YENİ ŞAFAK GAZETESİNDEN ALINTIDIR
İslam, insan hakları, demokrasi diyerek bu zalim uygulamaya direnen ve nefes almak isteyen Müslümanlara karşı ilkeleri, kadın haklarını, çağdaşçılığı (modernizmi), sözde milli birlik ve bütünlüğü, laikliği… ileri sürerek mücadele veren insafsız, vicdansız, iddialarına rağmen ilkel ve bağnaz bir kesim vardı.
Neler söylüyorlardı?
Kamu hizmeti veren bayanlar başlarını örterlerse hizmet alanlar onlara karşı güven içinde olamazlar.
Kamusal alanda başörtüsü devlet düzenini şeriata göre değiştirmek manasına gelir.
Öğrenciler başlarını örterlerse örtmeyen öğrenciler ile araları açılır, ayrımcılık olur, çatışmalar meydana gelir…
Başörtüsü dinî, değil, siyasi bir semboldür, radikal İslamcılığı temsil eder, bu sembollerin kamusal alanda görünür olması kabul edilemez…
Sonra AK Parti iktidara geldi, ilk elde ondan beklenen icraat arasında başörtüsü kullanmanın serbest bırakılması da vardı, o da bu talebi son sınırlarına kadar yerine getirdi, yasakları kaldırdı, isteyen bayanın örtünmesini isteyenin de açılmasını serbest kıldı.
Peki başörtüsünü dindarlık sebebiyle talep etmek ne manaya geliyordu?
Ülkenin düzeni ne olursa olsun Müslümanca yaşamak isteyen insanların bu hakka sahip olmaları, başkalarının hak ve özgürlüklerine açık ve kesin zarar vermedikçe inandıkları gibi yaşamalarının önüne engeller konmaması, bu yüzden bazı hak ve hürriyetlerinin gasp edilmemesi manasına geliyordu.
Bu hak ve hürriyet elde edildikten sonra onu gerektiği gibi kullananları istisna ediyorum, genel olarak başörtüsü serbestliği Müslümanca yaşamanın bir parçası oldu mu?
Başlarını bir şekilde örten, oradan aşağıya doğru bakıldığında şeffaf kumaşlar, dar elbiseler, “başım örtük ama sen yüzüme bak” dercesine boyanmış yüzler ve gözler, davranışlardaki hafiflikler, zorunlu olmayan birliktelikler, olmayacak yerlerde bulunmalar, hatta “aşka gelip” oynamalar, parklarda bahçelerde el ele, baş başa, sarmaş dolaş oturmalar ve gezmeler, sağa sola sigara dumanını üfleyerek yakışıksız görüntüler sunmalar… göz önüne alındığında karşımıza “kısmen örtülü çıplaklar”ın çıktığını üzülerek ve ibretle görüyoruz.
Son birkaç yazımda bu iktidarın engellerini kaldırdığı imam hatip okulları, seçmeli din dersleri bugün de kıyafet serbestliği nimetlerini hatırlattım. Bu nimetlerin şükrünü eda etmezsek kaybedebiliriz. Şükrünü eda etmek ise onları, amacına uygun olarak kullanmaktır.
Birçok kimsenin tepkisine sebep olmayı göze alarak şunu söyleyeceğim:
Edep, ahlak, nezaket ve zarafet olmayacaksa ne sakalınız olsun ne de başörtünüz!
YENİ ŞAFAK GAZETESİNDEN ALINTIDIR
03 Aralık 2016
30 Kasım 2016
O günler ne güzel günlerdi
Bismillahirramanirrahim
O günler ne güzel günlerdi
Bütün hamtlar
ve övgüler Allahu Teâlâ’ya mahsustur. Kâinatın zerresi adedince, Salât ve selam
Âlemlerin Efendisi, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ‘e âline ve ashabına
olsun.
Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala
ali Muhammed
Değerli
okurlarım!. Yıl 1990- İstanbul Güngören ilçesi, Söğütlü cami in’de görev yaparken,
“Beyazıt camii imam hatibi merhum kurra
hafız İsmail Biçer hocamdan öğrendiğim maharici huruf “ dersini sizlerle
paylaşıyorum.
Meharici
huruf harflerin ağızdan çıkışları. Kuran-ı Kerim Arapça bir kitaptır.
Arap
alfabesine göre yazılmıştır. Kur’an-ı Kerim’in yazıldığı Arap alfabesinde, yer
alan 28-harf vardır.
Bu
harfler genizden-dudaktan-boğazdan-dilden- ve ağız boşluğundan olmak üzere
5-azadan çıkmaktadır.
Rahmetli hocam kendisinden meharici
huruf dersi almaya gelen her öğrencisine Hafızmısın diye sorardı. Hafız değilse,
hafız olmasını tavsiye ederdi. Öğrencilerin ekseriyeti hafızdı. Bu derslere diğer
illerden gelen arkadaşlarda vardı.
Öğrencilerin bir kısmı, cami
görevlisi, bir kısmı kuran kursu öğrencisi, bir kısmı orta, lise ve yüksek okul
öğrencileriydi. İlk gelen öğrencisine İhlâs suresini okurmusun derdi, öğrencisi’de
okurdu, bu fakirede ihlâs suresini
okutmuştu.
Bir arkadaş yine okumak için
gelmişti onada ihlâs suresini
29 Kasım 2016
23 - 24 KASIM 2016 8. SINIF 1. DÖNEM MERKEZİ ORTAK SINAV SORULARI
Kabe 11 defa yıkılıp yapılmıştır.
Bismillahirramanirrahim
Bütün hamtlar ve övgüler Allahu Teâlâ’ya mahsustur. Kâinat’ın
zerresi adedince, Salât ve selam bütün insanlığın Efendisi, Hz. Muhammed
(s.a.v.) ‘e âline ve ashabına olsun.
Allahumme salli alaMuhammed’in ve ala ali Muhammed”
Değerli okurlarım! Kâbe-i Muazzama: Yeryüzünde yapılan ilk mabed,
Müslümanların kıblesi. Kur’an-ı
Kerim-de adı iki defa geçmektedir. Haccın sebebi ve
bütün Müslümanların kıblegâhı olan. Kâbe, ye Beytullah ve Beyt-i Atik de denir..
Hz. Peygamber (s.a.v.) Ashab-ı Kiramdan Ebu Zer (r.a)' in
sorularına cevap olarak yeryüzünde ilk inşa edilen mesciddir. "Mescid-i
Haram", ikinci
inşa edilenin"Mescid-i
Aksa" olduğunu
ve bu ikisi arasında kırk yıl süre bulunduğunu beyan buyurmuştur (Buhârî,
Enbiya.).
Yukarıdaki ayet ve hadis-i şerif, yeryüzünde yapılan ilk
mescidin Kâbe olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kur'an-ı
Kerim'de Kâbe'yi
inşa edenin Hz. İbrahim (a.s.) ile oğlu İsmail olduğu bildirilir.
Bu iki peygamberin Hicaz bölgesine intikali şöyle olmuştur. Hz.
İbrahim (a.s.) Filistin yöresinde peygamberlik görevini yürütürken, ilk eşi
Sâre ile sonradan evlendiği Hacer arasındaki duygusal rekabet ve kıskançlık
sonucunda Hz. Hac er’i (r.anha.) başka bir yöreye yerleştirmesi gerekti.
Hz. İbrahim (a.s.) Hac er’i ve süt emmekte olan küçük çocukları
İsmail (a.s)'i alarak şimdiki Zemzem kuyusunun bulunduğu yere getirdi. Henüz
Mekke şehri ve o yörede insan yoktu. Bir kırba su ve bir miktar yiyecekle
onları orada bırakıp, Filistin'e dönmek isteyince; Hz. Hacer,(r.anha.) bu
hicretin Allah'ın emri ile olup olmadığını sordu. Hz. İbrahim (a.s.) vahiyle
bıraktığını söyleyince Hacer; (r.anha.) "Allah (c.c.) kulunu zayi etmez,
gidebilirsin" diyerek tevekkül ve teslimiyet gösterdi. Bir kadın ve
kucağında süt emen, bebek yaştaki çocuk, çölün ortasında, insanın bulunmadığı
bir yörede yalnız kalıyordu. Kâbe inşa edilirken Hz. İsmail (a.s.) çevreden taş
taşır,
Hz. İbrahim (a.s.) de Kâbe'nin duvarlarını örerdi. Duvarlar
yükselip yerden erişilmez olunca Hz. İsmail (a.s.) halen "Makam-ı İbrahim"adı ile
ziyaret edilen taşı getirdi.
Hz. İbrahim (a.s.) bu taşı iskele olarak kullandı. Ebû Kubeys
dağından getirilen ve "Hacer-i
Esved” (siyah
taş)" adı verilen taş da, tavafa başlama yerine işaret olmak üzere, halen
bulunduğu köşeye yerleştirildi.
Yer ile göğün
yaratılmasından önce Kâbe,
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN
TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33
IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414
POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47
BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ
Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ









