BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN

2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR

             Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi   55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...

04 Mart 2013

DİŞ AĞRISI NEDEN HEP GECE BAŞLAR

Gece başlayan şiddetli diş ağrısının ileri derecede çürümüş bir dişin iltihaplanmaya başlamasıyla ortaya çıkabileceğini belirten Diş Hekimi Yeşim Tünal Güzey, iltihabın diş sinirinin ölmeye başlaması ile oluştuğunu söyledi. İltihabın kök dışına doğru yayılmaya çalışmasıyla dokularda baskı ve bu nedenle ağrı oluştuğunu vurgulayan Güzey, "Bu durum diş hekimliğindeki en şiddetli ağrıdır. Şiddetli ağrının bilhassa gece oluşmasının sebebi; gece saatlerinde hormonal farklılıklar nedeniyle damarlarımızın genişlemesidir. Kök ucundaki iltihap dişte dolaşım bozukluğu oluşturur ve bu durum basınca neden olur. Basınç diş içindeki sinirler üstünde ağrı yapar" dedi. Peki gece başlayan diş ağrısına müdahale nasıl yapılmalı? Güzey'in önerisi şöyle:
"Öncelikle diş üzerinde ve dişlerin arasında bulunan gıda birikintileri, diş fırçası ve diş ipi kullanılarak temizlenmeli. Yarım su bardağına yarım çay kaşığı tuz ilave edilerek ılık tuzlu su ile ağız iyice çalkalanmalı.Sıcak iltihabı arttıracağı için kesinlikle sıcak uygulanmamalı."

İKİNCİ AĞRIYA NEDEN OLMAYIN
Ağrıyan diş üzerine herhangi bir ağrı kesici ilaç ve kolonya gibi solüsyonların uygulanmaması gerektiğine dikkat çeken Güzey, "Kimyasal yapıları nedeniyla bu gibi ilaçlar dişetinde ve çevre yumuşak dokularda tahrişlere neden olabilir. Bu da diş ağrısının yanında ikinci bir ağrının oluşmasına yol açacaktır" dedi ve evde yapılabilecek müdahaleler hakkında şunları söyledi:

"Eğer iltihap nedeniyle yüzde şişlik oluşmuşsa o bölgeye soğuk kompres yapılmalı. Hekimi yanıltmamak için ilaç almadan bir an önce diş hekimine gitmekte fayda var. Gidilemiyorsa mutlaka bir ağrı kesici alınmalı. Ancak ağrı kesiciler kısa bir müddet etki gösterdikten sonra yetersiz kalır. Çok sayıda ağrı kesici alınması da, ağrı için bir çözüm olamaz, sadece mideye zarar verir. Diş üzerinde çürük nedeniyle oyuk oluşmuşsa buraya çok az karanfil yağı emdirilmiş pamuk koyulabilir. Ancak bu işlemi yaparken bu yağın diş etine sızmamasına dikkat edilmeli çünkü karanfil yağı da yumuşak dokuları tahrip edici özelliğe sahiptir."Diş Hekimi Yeşim Tünal Güzey, çürük diş tedavisini, "Diş doktoru tarafından anestezi yapılarak dişin çürüğü temizlenir. Böylece diş içinde meydana gelen iltihabi baskı azaltılır. Daha sonra ise dişin siniri alınarak kanal tedavisi yapılır" şeklinde özetledi.

03 Mart 2013

4 OĞUL DÖRT MEVSİM

Bir zamanlar 4 Oğlu olan bir adam varmış. Çocuklarının çok erken karar vermemeleri ve önyargılı olmamaları için onları bu konuda eğitmek istemiş. Böylece her birini uzak bir yerde duran Ağacın yanına gidip ona bakmalarını istemiş. İlk oğlan Kışın gitmiş, İkincisi İlkbahar, üçüncüsü yazın ve sonuncusu sonbaharda.
Geri döndüklerinde hepsini bir araya çağırmış ve ne görüklerini sormuş. İlk Oğlan Ağacın çok çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söyledi. İkinci oğlan Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı dedi. Üçüncü oğlan başka fikirdeydi. Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdiki, daha önce hiç böyle bir şey görmemişti. Sonuncu Oğlan hepsinin haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat dolu olduğunu belirtti.
Yaşlı Adam Oğullarına hepsinin haklı olduğunu söyledi. Çünkü hepsi farklı mevsimlerde ağacı görmeye gitmişti. Onlara bir Ağacı veya bir İnsanı, kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayacaklarını anlatmaya çalıştı.
Yada neye sahip olup olmadıklarını. Gerçekleri ancak sonunda, 4 mevsimi gördükten sonra görürsünüz.
Eğer kışın vazgeçersen İlkbaharın nimetinden olursun, Yazın Güzelliğinden ve Sonbaharın bütünlüğündende. Bir mevsimin acısının, diğer güzel mevsimleri parçalamasına izin vermeyin. Hayatınızı bir mevsim(bir dönem) yüzünden yargılamayın. Unutmayınki ilerde şuanki zamanı arayabilirsiniz. Yada daha güzel günlerde yaşayabilirsiniz.

DİYANETİN ORGAN NAKLİ FETVASI

İşte Diyanet'in kararı:

Diyanet İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, organ veya dokusu alınan kişinin, ölmüş olması, organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında buna izin vermiş olması veya hayatta iken yakınlarının rızasının sağlanması, alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir ücret alınmaması, tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olmasının gerektiğine dair fetva verdi.

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı, ölen kimselerden alınacak organ ve dokuların, tedavilerinin ancak bu yoldan yapılabilecek hastalara nakli konusunda istenen fetvayı 1 Mart tarihinde verdi.

Yüksek Kurul, Kuran-ı Kerim ve Hadisler'de organ ve doku nakli konusunda sarih bir hüküm bulunmadığı ifade edilirken şöyle denildi:

"Dinimizde, kitap ve Sünnet'in delaletlerinden çıkarılmış umumi hüküm ve kaideler de vardır. Bilindiği üzere, insan mükerrem bir varlıktır. Mahlukatı içinde Allah onu mümtaz kılmıştır. Bu itibarla normal durumlarda ölü ve diri kimselerden alınan parça ve organlardan faydalanılması, insanın hürmet ve kerametine aykırı görüldüğünden, İslam alimlerince caiz görülmemiştir. Ancak, zaruret durumunda, zaruretin mahiyet ve miktarına göre bu hüküm değişmektedir. Nitekim dinimiz, bir kısım fiil ve davranışları yasak kılmış, kitap ve sünnet bunları tespit etmiştir. Sözgelimi murdar hayvan (meyte), kan, domuz eti, şarap... vb. şeylerin yenilip içilmesi, alınıp satılması, ilaç olarak kullanılması haram kılınmıştır. Ancak ,zaruret halinde bunlardan ölmeyecek kadar yenilip içilmesinin (el-Bakara, 173; el-Maide, 3; el-En'am, 119) meşru olduğu beyan buyurulmuştur."

ORGAN ASLA PARAYLA SATIN ALINAMAZ VE SATILAMAZ

Fetvada, İslam alim ve hukukçularının zorunluluk durumunda bir ölçüde dinen yasaklanmış şeyleri mübah kıldığı ve zaruret halinde, başka bir çare olmayan bütün yasakların zaruret miktarınca işlenmesinin caiz ve mübah olduğu sonucuna vardıkları ifade edildi. Fetvanın devamında şöyle denildi:

"O halde, ölmüş kimselerden tedavi maksadıyla organ ve doku alma ve bunları hasta veya yaralı kimselere nakletme konusunda bir hükme ulaşabilmek için; zarurete binaen, cesedin kesilmesi, organ ve dokularından bir kısmının alınmasının caiz olup olmadığı, hastalığın tedavisinin zaruret sayılıp sayılmayacağı, organ ve doku nakli caiz ise, hangi şartlarla caiz olduğunun bilinmesi gerekmektedir. İslam alim ve hukukçuları, karnında canlı halde bulunan çocuğun kurtarılması için ölü annenin karnının yarılmasına, başka yoldan tedavileri mümkün olmayan kimselerin kırılmış kemiklerinin yerine, başka kemiklerin nakline, bilinmeyen hastalıkların öğrenilmesi ve hayatta bulunmaları sebebiyle hastaların tedavilerinin sağlanabilmesi için, yakınlarının rızası alınmak suretiyle, ölüler üzerinde otopsi yapılmasının caiz olacağına, fetva vermişler, canlı bir kimseyi kurtarmak için, ölünün bir parçasını itlaf etmeyi caiz görmüşlerdir. O halde, hayatı veya hayatî bir uzvu kurtarmak için başka çare olmadığında, kan, doku ve organ nakli yolu ile de bazı şartlara uyularak, tedavinin caiz olması gerekir."

Yüksek kurul 'Müşavere ve Dini Eserleri İnceleme Kurulu'nun 25 Ekim 1960 tarih ve 492 sayılı kararında, "Tedavileri için kan nakline zaruret bulunan hasta ve yaralılara başka kimselerden kan naklinin; başka kimselerden alınacak parçaların takılmasıyla görmeleri mümkün olduğu takdirde; hayatında buna izin vermiş olan kimselerin, ölümlerinden sonra gözlerinden alınacak parçaların bu durumdaki kimselere takılmalarının caiz olacağını" bildirdiği hatırlatıldı. Din İşleri Yüksek Kurulu'nun 19 Ocak 1968 tarihinde verdiği 3 sayılı gerekçeli kararında "Yalnız hayatı kurtarmak için değil, bir organı tedavi etmek, hastalığın tedavisini çabuklaştırmak için de kan naklinin caiz olduğu, tıbbi ve hukuki kaidelere riayet edilmek şartıyla kalp naklinin de caiz olacağı" fetvasının verildiği hatırlatılırken şöyle devam edildi:

"Yurdumuz dışında, çeşitli islam ülkelerinin yetkili kişilerince de aynı yolda fetvalar verildiği bilinmektedir. Kurulumuzca da aşağıdaki şartlara uyularak yapılacak organ ve doku naklinin caiz olacağı sonucuna varılmıştır. Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayatî bir uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmadığının, meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen bir tabip tarafından tespit edilmesi, Hastalığın bu yoldan tedavi edilebileceğine tabibin kesin kararının bulunması, Organ veya dokusu alınan kişinin, bu işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması, Toplumun huzur ve düzeninin bozulmaması bakımından organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında (ölmeden önce) buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla, yakınlarının rızasının sağlanması, alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması, tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak bu nakle razı olması gerekir."

Anadolu Ajansı

Müslüm Gürses hayatını kaybetti


Sanatçı Müslüm Gürses, tedavi gördüğü hastanede vefat etti.
Memorial Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Deniz Şener, sanatçı Müslüm Gürses'in sabah saatlerinde hayatını kaybettiğini açıkladı.

Şener, Müslüm Gürses'in vefatıyla ilgili hastanede gazetecilere yaptığı açıklamada, şunları söyledi:

''Müslüm Baba'yı maalesef kaybettik. Ailesinin, dostlarının, tüm sevenlerinin, Türkiye'nin, hepimizin başı sağolsun. Zor bir süreçti. Bu sabahleyin tansiyonu düştü. Kalp durması gelişti. Yapılan müdahalelere rağmen, maalesef sabah saatlerinde kaybettik. Muhterem Hanım'a başsağlığı dileklerimizi iletmek için kendisini bekledik. Ona başsağlığı dileği ilettikten sonra da size bu açıklamayı yapıyoruz. Bu uzun süreci birlikte yaşadık. Söyleyecek bir şey yok. Allah sevenlerine sabır versin ve hepimizin başı sağolsun.''

Şener, sabah 08.30 sıralarında problemlerin başladığını kaydederek, ''Tansiyon düşmesi ve müdahaleler başladı. Yaklaşık 1 saat kadar önce de kaybettik maalesef. Allah rahmet eylesin'' dedi.

ERDOĞAN: GENÇLİK ONA "MÜSLÜM BABA" DİYE İLTİFAT ETTİ

Balıkesir'de sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yoğun bakımda tedavi gören sanatçı Müslüm Gürses'in sabah saat 08.30'da yaşamını yitirdiğini ifade etti.

Müslüm Gürses'in hem kendi nesillerini hem de genç nesli derinden etkileyen, şarkılarıyla sevginin, kardeşliğin ve dayanışmanın şiirini yazmış değerli bir sanatçı olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Allah taksiratını hasenata tebdil etsin. Ailesine, yakınlarına, tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum'' dedi.

Erdoğan, şarkısının sözlerini okuduğu sanatçının tüm Türkiye'ye, bütün insanlığa şu mesajı verdiğini söyledi:

''Sev bütün insanları, say bütün insanları
Kin gütme, unut gitme geçmişte olanları
Dürüst ol, insancıl ol düşün öbür dünyayı
Bir karıncayı bile incitme sakın evlat
Geçmişten geleceğe yaratılmış ne varsa
Unutma ki hepsinin de bir sahibi var
Kul kaderini yaşar bahtına ne çıkarsa
Düşmez kalkmaz bir Allah unutma sakın evlat''
Başbakan Erdoğan, Gürses'in, gençliğin ''Müslüm Baba'' diye iltifat ettiği bir usta olduğunu da kaydetti.

HATÎCETÜ’L-KÜBRÂ VÂLİDEMİZ

Hatîcetü'l-Kübrâ (r.anhâ) vâlidemizin babası Kureyş’in ileri gelenlerinden Huveylid bin Esed’dir. Annesi ise Fâtıma binti Zâidetü’l-Esmed’dir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam henüz yirmibeş yaşında idi. Hazret-i Hatîce de kırk yaşını geçmişti. Pek yüksek bir ruha mâlik, pek şerefli bir hânedâna mensup olan Hz. Hatîce, Peygamber Efendimizin muhterem refikası olmaya her cihetten lâyık idi.

Fahr-i kâinât Efendimiz (s.a.v.) bu hususu en evvel Hz. Hamza’ya söylemişler ve o da Hz. Hatîce'nin pederlerine mürâcaat etmiş sonra Hz. Hatîce’nin hânesinde nikâh meclisinde Ebû Tâlib de hâzır bulunmuşlar idi.

Nebiyy-i Zîşân Efendimiz (s.a.v.), Hz. Hatîce ile evlenmiş, o mübarek validemizi ilk refikası olmak şerefine mazhar buyurmuştur. Resûlullah’ın (s.a.v.) peygamberliğinin onuncu senesi Ebû Tâlib vefât etti. Ondan üç gün sonra Hz. Hadîce (r.anhâ) da dünyâdan göçtü. Bunların vefatları Resûl-i Ekrem Efendimiz'i çok mahzun bırakmıştı.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Hatice’den çok memnun idi. O hayatta iken onun üzerine başkasıyla evlenmemişti. Onun hakkında: “... Bana ondan daha hayırlı bir zevce nasîp olmadı. Beni kimsenin tasdik etmediği bir zamanda o tasdik etti, benden herkes malını esirgerken o mallarını bana cömertçe verdi, benim dünyâda bir dostum vardı, o Hatîce idi.” buyurmuştur.

Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hz. Mâriye'den doğan İbrahim adındaki muhterem oğlundan başka bütün erkek ve kız evlâdı Hatîcetü'l-Kübrâ Hazretleri'nden dünyâya gelmiştir. Evvelce Kasım adındaki mübarek oğlu doğmuş, sonra da Abdullah adındaki muhterem oğlu ile Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtımâtü’z-Zehrâ adındaki kızları dünyâya gelmiştir. Kasım, İbrahim, Abdullah Hazretleri daha çocuk iken vefat etmişlerdir. Resûl-i Ekrem’den sonra yalnız Hz. Fâtımâ kalmış, o da altı ay geçmeden âhirete irtihâl etmiştir.

02 Mart 2013

EY MÜ’MİN ERKEKLER VE KADINLAR


Allâhü Teâlâ, buyuruyor ki (meâlen):

“(Ey Resûl’üm) Mü’min erkeklere söyle: Gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını muhâfaza etsinler, bu kendileri için daha temizdir. Muhakkak Allah ne yaparlarsa haberdardır.” (Nûr sûresi, 30. âyet)

“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhâfaza etsinler, -zâhir olanı (yâni örtünün dış tarafı ile eli ve yüzünden) başka- ziynetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine sarkıtsınlar -Ancak, kendi kocalarına yâhud kendi babalarına, kocalarının babalarına yâhud kendi oğullarına, yâhud kendi kardeşlerine, yâhud kendi kardeşlerinin oğullarına, yâhud kızkardeşlerinin oğullarına yâhud kendi kadınlarına yâhud kendi ellerindeki câriyelerine, yâhud erkeklikten kesilmiş hizmetçilerine, yahud henüz kadınların avretlerine muttali' olmayan çocuklar müstesnâ- (ziynetlerini açmasınlar) gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar.

Hepiniz Allâh’a tevbe edin ki, ey mü'minler, felâh bulabilesiniz (kurtuluşa erebilesiniz). (Nûr süresi, 31 âyet)

İÇKİ VE TÜTÜN İNSANLIK İÇİN BÜYÜK LEKEDİR!

Sarhoş edicilerle keyif vericiler; içki ve tütün, insanlık için iki büyük beladır. İçki cemiyetlerin temelini sarsıp fertlerinin ahlâkî fazilet ve tabiî kuvvetlerini bozar.

İslam dininin kurtarıcı hükümleri ve bilhassa İslam âleminin cihanı süsleyen parlak güneşi olan Kur’ân-ı Azîmüşşan’ın âyetleri, alkollü içkileri katiyen haram etmektedir. Bunların zararı ve kötü tesiri tıbben, ahlâken ve aklen muhakkak olduğu halde Müslümanlar için bunların mübtelası bulunmak büyük hatadır.

BEYİT:

Hevâya düşdün ey dil meclis-i takvâya gelmezsin
Gözün aç gâfil olma bir dahi dünyâya gelmezsin.

(Lâ edri)

01 Mart 2013

TÜRKİYE OKUMA ALIŞKANLIĞINA BÖYLE BAŞLAYABİLİR. NE DERSİNİZ?

Her insan okuyabilir. Vaktim yok diyenler, uzun yazıları okumaktan sıkılanlar size bir önerim var:
Evinize yapraklı duvar takvimi alın akşamları çay arasında dahi okuyabilirsiniz. Haydi kolay gelsin. Size örnek bir resim

ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN

TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33

IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414

POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47

BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ

Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
HABER YENİ FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ