03 Mayıs 2009 Tarihinde Yapılan Parasız Yatılılık Ve Bursluluk Sınavı soruları Ve Cevap Anahtarı
İster öss,isters sbs hangi sınava giriyorsan gir.Fark etmez.Mutlaka çöz.
TORTUM DEMİRCİLER KÖYÜNÜ ( GÜZEL KÖYÜMÜZÜ ) TANIYALIM 16 Kasım 2007'den beri... Tortum,şelale,demirciler,ehrek,köy,cağ,kebap,kadayıf,lgs,pybs,ayt,tyt,kpss,erzurum,ölüm,din,hikaye,vecize,islam,memur,işçi,
1.KABENİN TAŞLARININ SAYISI
2.EFENDİMİZ (S.A.V) RÜYASI
3.GÜZELLER GÜZELİ (S.A.V)'NİN DOĞUMU
4.HABİBULLAH(S.A.V) HİLYE'İ SAADETİ
5.BİR SEVDADIR …….
6. UMRE VE FAZİLETLERİ
7. MUKADDES GÖÇ
8. KIZ VE ÖLÜM
9. YÜRÜYEN KURAN
10. HUZUR İKLİMİNE YOLCULUK
11. BİR TEŞEKKÜR BİR SELAM
12. ÜÇ AYLAR VE FAZİLETLERİ
13. RAMAZAN UMRESİ VE FAZİLETLERİ
14. RAHMET AYI HOŞGELDİN
16.ÖLMEDEN ÖNCE CEHENNEMDE YANAN ÜZÜMCÜ YUSUF
17. UMRE NASIL YAPILIR
Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi 55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...
03 Mayıs 2009 Tarihinde Yapılan Parasız Yatılılık Ve Bursluluk Sınavı soruları Ve Cevap Anahtarı
İster öss,isters sbs hangi sınava giriyorsan gir.Fark etmez.Mutlaka çöz.
|
İnsanlardan saygı bekleyen bir kimse, halka saygılı davranmak zorundadır. Ciddiyetsiz hareket eden, sevgiden mahrum kalır. "Hür insan, dilediğini yapabilmelidir" iddiası ile hareket eden fert, sonunda nefsine tutsak olur. Toplumsal saygı ve kardeşlik için, insanlara saygılı olmayı önemseyenlerin uyması gereken bazı muaşeret ölçüleri;
İslâm'ın öğrettiği edep kurallarını zihnine yerleştiren bir insan; hoşgörü sahibi olmalıdır. Müslüman bir fert, şahsına karşı işlenen kusurları bağışlama asaleti göstermeli ve yaratanın hatırı için yaratılmışları hoş görmelidir. Başkalarından müsamahalı hareket gördüğü zaman hoşlanan kimse, bu haslete kendisi sahip olmazsa tutarsızlıkla suçlanır. Kendini beğenip başkalarını hakir görenler, nezaket ölçülerinde izafîlik fikrini türetmiş olurlar. Vicdanların mürebbisi ve kâinatın en yüce efendisi bulunan Peygamberimiz; "Hoş gör ki, hoş görülesin" buyurmuştur.
Bir toplulukta konuşma yapacağımız zaman, mütehakkimâne bir ifade ile değil, mütebessim bir yüzle hitap etmeli; muhatabımıza adı ile değil, şahıs zamiri ile hitap etmeli ve bu yolu tercihte bile ince ve sakince konuşmalı, "sen" kelimesi yerine "siz" demenin üstünlüğünü hatırdan çıkarmamalıdır.
Bir meselenin vuzuha kavuştuğunu tespit için karşımızdaki şahsa soru yöneltmek gerektiğinde, "anladın mı?" demeyerek "anlatabildim mi?" şeklinde konuşmak gerekir.
Muhataplarımıza karşı kullanacağımız hürmet ve saygı ifadelerini, onların ilmî durumlarını dikkate alarak ifade etmeli; bilgisi ile temayüz etmiş kimseye "zat-i âliniz", şeklinde konuşmak, eski bir Osmanlı inceliğidir.
Muhatabımızın kulağında işitme özrü yok ise, sesimizi karşımızdaki şahsın duymasına yetecek seviyeden daha fazla yükseltmemelidir. Otobüs, tren ve benzeri vasıtalarda yolculuk yaparken, yanımızdaki şahsın duymasına kâfi gelecek bir sesle konuşmalı; gece yolculuklarında, mecbur kalmadıkça, konuşmamalıdır. Başkalarına rahatsızlık vermemek temel insanlık kuralıdır.
Caddede giderken, bizden ileride gitmekte bulunan bir şahsa, arkasından bağırarak durdurmaya kalkışmamalıdır. Böyle bir davranış, kaba ve çirkindir. O şahsa ulaşmanın yolu, onu durdurmak değil, kendi yürüyüşümüzün hızını artırmak, yaklaştığımızda selam vererek olmalıdır.
Bir cemiyet içinde bulunurken kahkaha ile gülmemelidir. Kahkaha atmak, sahibinin ciddiyetini zedeler ve halkın huzurunu kaçırır. İlâhî edebe aykırı oluşu sebebiyle, namaz esnasında sâdır olan "kahkaha", ibadetle birlikte abdesti de bozar. Gülmede bu dereceye ulaşan ölçüsüzlükler, hareketlerimizi aklın kontrolü altına alamayışımızdan kaynaklanır.
Yaşça ve ilim itibarıyla büyüklerimize hürmette kusur etmemeli; bilgisi ile fikrimizi aydınlatan hocamıza kendisinden sanat öğrendiğimiz ustamıza ve tecrübelerinden faydalandığımız yaşlı kimselere saygılı olmak durumundayız. Bu şekilde hareketimiz, hem Hakk'ın rızasına hem de halkın hoşnutluğuna vesile olur.
Şehir otobüslerinde ayakta kalan ihtiyarlara kendi yerimizi ikram etme nezaketini göstermeliyiz. Bu hususa ışık tutacak bir olaydan bahsetmek gerekir. Allah Resulü, Mekke'nin yakınlarında iken, sütannesi Halime-i Sa'diye'nin geldiğini görmüş, kendisini karşılamak için hemen ayağa kalkmış ve onu güler yüzle karşılamıştı. Efendimiz (sav), hemen cübbesini sırtından çıkarmış, yere sermiş ve sütannesi Halime'yi cübbesinin üzerine oturtmuştu. Allah Resulü'nün bu hareketini göre sahabe de aynısını yapmakla kendilerini vazifeli saymışlardı.
Bir toplantıya katılacağımızda el ve ayak temizliği yapmalı, dişlerimizi fırçalamalı, kendimizi çekip çevirmeli güzel bir görünüşe sahip olmalıyız. Temiz ve güzel giyinmeyi kibirle bağlantılı imiş gibi görmek yanlıştır. Mütekebbir insan, eski elbise giydiği zaman da huyunu devam ettirebilir. Kibir, Hakk'ı reddetmek ve insanları hakir görmektir.
Bir topluluğa su, çay ve benzeri meşrubat dağıtacağımızda, Allah Resulünün sünnetine uygun olması için, kapıdan içeri girdiğimizde sağımızda kalan kimseden başlamalı, sonra onun sağında oturan kimseye ikramda bulunmalı ve bu sırayı takip ederek işin sonuna ulaşınca en son kendimiz almalıyız.
Bir ziyafete katıldığımızda ev sahibine teşekkür etmeli ve emeği geçenlere takdirkârlığımızı dile getirerek ev halkının gönüllerini memnun etmeliyiz. Bir bardak su bile olsa, yapılan bir ikrama şükranlarımızı dile getirip duada bulunmak çok nazik bir hareket olacaktır.
Cemiyet içinde bulunurken vadi olan ve halkın üzüntüsüne yol açan bir hadise karşısında sevinmemeli ve yanlış tefsir edilecek hareketlerden çekinmelidir. Bu cihetteki yanlış bir tavır, sahibinin nezaketsizliğine yorulur. Bu da karşımızdaki insanın/insanların kalplerinin kırılmasına neden olabilir.
Kâmil manada bir insan olmak isteyen, İslâm'ın ölçülerine ve muaşeret usullerine riayette kusur etmemelidir.
KUPA TÖRENİ, TULUM VE MANGAL KEYFİ
KÖYÜMÜZDEN ÇIKAN DİN GÖREVLİLERİ
-ERZURUMDA YAŞAYAN DEMİRCİLER KÖYLÜLERİ 1 -DEMİRCİLER KÖYÜ TELEFON REHBERİ -DEMİRCİLER KÖYÜ DERESİNDEN GELİYORUM BENKÖYÜMÜZDEN(EHREKTEN)ÇIKAN ESNAFLAR
GURBETTE YAŞAYAN DEMİRCİLER KÖYLÜLERİ
-ERZURUMDA YAŞAYAN DEMİRCİLER KÖYLÜLERİ 3
1.Allahım sen affedicisin affı seversin bizi ve ümmeti muhammedi affet. Allahumme inneke afüffün kerimün rahimün tühibbül affe fe'fu anna 2.Allahım şehadet ve imanla bizi dünyadan çıkar. Allahumme la tuhriçna mined dünya illa maeşşehadeti vel iman