BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN
2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi 55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...
25 Şubat 2020
Recebi Şerif ve Üç Aylar
Rahman ve
Rahim olan Allah’ın adıyla
Bütün
hamtlar Alla hu Teâlâ’ya mahsustur., yüz-binlerce salat ve selam, iki cihanın
efendisi Hz. Ahmet (sav)’ aline ve ashabına kıyamete kadar onun yolundan
gidenlere olsun.
Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali
Muhammed
Değerli okurlarım!
Allhu Teâlâ hazretleri Mümin kullarına çok mübarek
ve
çok faziletli gün ve geceler ihsan etmiştir. Bu mübarek ve
Faziletli
gün ve gecelerin bir kısmı, üç aylar adı verilen, “Recep,
Şaban
ve Ramazan-ı Şerif ayları” içindedir.
Mevla
Teâlâ’ya sonsuz şükürler olsun ki, bizleri bu manevi bu ticaret
Mevsiminin
gölgesine kavuştuk
Bize
düşen vazife, belki bir daha kavuşamayacağımız bu kıymetli ve
Mübarek
gün ve geceleri, Hz. Allah (c.c.) rızasına uygun olarak
Geçirmektir.
Üç aylar yaklaştığı zaman: Allah Rasülü (sav) şöyle dua
Ederdi.
Allahım! Bize Recep ve Şaban ayını mübarek kıl ve bizi
Ramazan’a
ulaştır.
(, Bey haki Keşf’ül hafa’)
Hz.
Muhammed (sav) bir hadisi şeriflerinde
Beş gece vardır ki o gecelerde edilen dualar geri
çevrilmez.
1-Receb’in ilk Cam’a gecesi, (Regaip gecesi)
2-Şaban’ın onbeşinci gecesi, (Berat gecesi)
3-Cuma gecesi,
4-Kurban bayram gecesi,
5-Kadir gecesi,
Kameri
ayların yedincisi, İslami takvimin aylarından biri Muharrem ile
Başlayan
ve Zilhicce ile sona eren Kameri takvim aylarının yedincisi
olan
Recep, ayı aynı zamanda ”üç ayların” ilkidir. Recep kelimesi, herhangi bir
şeyden korkmak, utanmak veya bir kimseyi Heybetinden dolayı ululamak manalarına
gelir.
Recep
kelimesi Tazim manasına gelir. Arapçada üç harften meydana gelen
bu
kelimeye Recep kelimesine şu vasıflar verilir.
1-Re = Allah Tela’nın rahmeti,
2-Cim = Kulun cürmü, günahı,
3-Be = Allahu Teâlâ’nın biri yani ihsanı, Şu manaya
getirilir.
“Kulumun
cürmünü, Rahmetimle Birr’im arasına alırım. Bu mübarek
Aylardan
birincisi olan “Recep” ayını manevî değerine, Kur'an-ı
Kerim’de
şöyle buyurulur: "Allah'ın gökleri
ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü
haram aylarıdır. Bu, dosdoğru bir nizamdır.
Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin..."(Tövbe Suresi,36,)
Bu
Âyet-i Kerime'de işaret buyrulan "haram aylarının “ Zilkade,
Zilhicce,
Muharrem ve Recebi şerif” ayları olduğunu Efendimiz(sav)
Şu
hadis-i şerifleriyle açıklamışlardır:
Muhakkak ki zaman Allah'ın yarattığı günkü şekliyle
olup akıp
Gitmektedir.” Sene on iki aydır. Onlardan dördü
haram aylardır.
Bunlardan üçü peş peşedir: Zilkade, Zilhicce,
Muharrem, bir de
Cemaziyülahır ile Şaban ayları arasında olan
Recep'tir.
Ayrıca Hz. Peygamber (sav) Üç Aylar hakkında şöyle buyururlar:
"Recep
Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan da ümmetimin
ayıdır." (Aclûnî,
Keşf'ül-Hafâ)
Rece-bi
şerif ayı, gerek İslâm'dan önce, gerekse İslâm'dan sonra mukaddes
Bilinen
bir aydır. İslâm dini gelmeden önce bu ay girer girmez, Arap kabileleri
arasında
harp
etmek, baskın ve çapulculuk yapmak yasaklanır, herkes bu ayda
Kendisini
emniyet ve selâmette hissederdi. İslâm güneşinin doğmasından
sonra
da -ilahi hikmet ve takdir gereğince- bu aya olan hürmet devam
ettirildi.
Bu ay Regaip ve Miraç gibi mübarek geceler ilâhi
tecellilerle
Şereflendirildi. Ülkemizde de asırlardır bir "Üç
Aylar" geleneği
Oluşmuş Ramazan'a hazırlık bununla başlar hale
gelmiştir.
Bu
mübarek aylar içerisinde öyle feyizli geceler vardır ki, Yüce
Allah'ın
rahmet ve mağfireti bu gecelerde müminler üzerine yağmur gibi
yağar.
Recebi
Şerif ayının ilk Cuma gecesi olan “Regaip kandili”, Allah Teâlâ'nın
Kullarına
bol bol bağışta bulunduğu, az ibadetlerine karşılık çok ecir
Verdiği
bir rağbet gecesidir. Regaip gecesi, duaların kabul olunduğu
ve
Allah'ın, isteyen kullarına ihsan ve ikramının bol bol olduğu bir
Gecedir.
Regaib Kandili, Recep ayının 27. gecesindeki
Mirac ve Şaban ayının
15. gecesindeki Berat Kandillerini, Ramazan ayını,
Kadir Gecesini,
Ramazan ve Kurban Bayramlarını müjdeleyen mübarek bir
gecedir.
Receb-i şerif ayı, içerisinde bulunan bir başka mübarek gece
de “Mirac
gecesidir.” Mirac gecesi, Hz. Muhammed (sav)'i;
Mekke'i Mükerreme ’deki
Mescid-i Haram'dan, Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya ve
oradan da göklerin
ilâhî derinliklerine yükselttiği gecedir.
Üç
Ayların ikincisi olan Şaban ayı ve onun on beşinci gecesi olan
“Berat
gecesi” de Müslümanlarca kutsal sayılmış, bu gecenin, diğer
Gecelerden
farklı bir şekilde geçirilmesi, bu gecede daha fazla ibadet
Edilmesi
adet halini almıştır.
Üç Ayların sonuncusu olan Ramazan ayı ve onda bulunan
Kadir
Gecesi'nin ise dinî hayatımızda ayrı bir yeri ve önemi
vardır.
Recep, Şaban ve Ramazanı Şerif ayları, Yüce Allah'ın
ruhumuza ikram ettiği
Faziletli ve feyizli bir zaman dilimidir.
Hz.
Sev ban (ra) rivayet ediyor. Peygamberimiz (sav) bir yere gidiyorduk, yolumuz
bir
Kabristana
uğradı. Efendimiz (sav) kabristanın önünde durarak ağlamaya
Başladı,
gözlerinden akan yaşlar göğsünü ıslatıyordu.
Yanına yaklaşıp Ey Allahın Rasülü Anam, babam, nefsim
sana feda olsun
Niçin ağlıyor sun? Vahiymi nazil oldu diye sordum. Ya
Sevban!
Kabristanda yatan mevtalar azap çekiyorlar, Onların
haline ağlıyorum.
Diye cevap verdi. Eğer bunlar recep ayının günlerinden
bir gün oruçlu
Olup, gecesinde Allaha ibadet etmiş olsalardı bu azabı
görmezlerdi.
Miraç
gecesi Kâinatın efendisi (sav) Cennette bir nehir gördüm, suyu
baldan
tatlı, soğukluğu kardan ziyade, kokusu ise, miskten daha güzel
Cebrail’e
sordum. Bu nehirden kimler içer? Hz Cebrail (as) bana dedi ki,
bu
nehrin ismi “Receptir.”
"Ey iman edenler! Allah'tan korkun, herkes yarına
ne hazırladığına bir
Baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah,
işlediklerinizden
Haberdardır."
(Haşır Suresi.18.)
Unutulmamalıdır
ki, insan bu dünyada nasıl yaşamışsa, kıyamet gününde
Allahu
Tealanın huzuruna, dünyada işledikleriyle birlikte varacaktır.
Götürdükleri
iyi ise sevinip mesrur olacak, kötü ise pişmanlık duyarak
Mahcup
olacaktır.
Rabbim
üç ayların feyiz ve bereketinden istifade etmeyi nasip eylesin.
Cenneette sevgiliye komşu eylesin Amiiin.
“Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed”
20 Şubat 2020
KÖYLÜMÜZ RAHMETLİ OLDU
الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعونَ
O sabredenler, kendilerine bir belâ geldiği zaman: Biz Allah'ın kullarıyız ve biz O'na döneceğiz, derler (Ali imran 156)
Köylümüz Muzaffer BİLMİŞ 20 Şubat 2020 Perşembe günü rahmetli oldu. 21 Şubat 2020 Cuma günü TORTUM DEMİRCİLER KÖYÜ CAMİSİ'NDE cuma namazı sonrasında KÖYDE defnedilecek .Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin
Merhuma ve cümle geçmişlerimize bir fatiha okumayı unutmayalım.
Köylümüz Muzaffer BİLMİŞ 20 Şubat 2020 Perşembe günü rahmetli oldu. 21 Şubat 2020 Cuma günü TORTUM DEMİRCİLER KÖYÜ CAMİSİ'NDE cuma namazı sonrasında KÖYDE defnedilecek .Allah(cc) rahmet eylesin.Yakınlarına da sabır versin
Merhuma ve cümle geçmişlerimize bir fatiha okumayı unutmayalım.
17 Ocak 2020
ERZURUM'DA ELLER SEMAYA AÇILDI
487 yıldır devam eden “Bin bir hatim” geleneği kapsamında bu sene 45 bin 835 hatim okundu.
Erzurum'u doğal afetlerden korumak için 487 yıl önce başlatılan 'Bin bir hatim' geleneği kapsamında tarihi Ulu Cami'de cuma namazı öncesi hatim duası yapıldı. Dua sırasında gözyaşları adeta sel oldu.
29 Aralık 2019
İHTİYARLIK VE GENÇLİK
Gençlik, bir dudu kuştu uçtu tutamadım.
İhtiyarlık, bir top kumaş dolandırdım satamadım. Zihni Dede
İhtiyarlık, bir top kumaş dolandırdım satamadım. Zihni Dede
20 Aralık 2019
Cennetin Anahtarı Namaz
Rahman
ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Hamt Alla hu Teâlâ’ya mahsus, binlerce salat ve selam, iki cihanın
efendisi Hz. Ahmet (sav)’ aline ve ashabına olsun.
Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed
Değerli okurlarım! Bir
gün Sevgililer sevgilisi (sav) ashabıyla sohbet ederken onlara şöyle bir soru
sordu:
“Birinizin
kapısının önünden bir nehir geçse ve o nehirde günde beş defa yıkansa, o
kimsede kirden eser kalır mı? Sahâbe-i kirâm, Kalmaz Ya Resûlallah diye cevap
verdi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: İşte beş vakit namaz da
böyledir. Allah bu namazlarla günahları yok eder.” (Buhari)
Peygamberler tarihinin en köklü ibadeti olan namaz,
yüce dinimiz İslam’ın beş temel esasından biridir. Namaz; insanın ruhu, bedeni,
aklı, yüreği, sevgisi ve hürmetiyle, kısacası bütün varlığıyla Allah’a
yönelişinin sembolüdür.
İnsanoğlu ne zaman Rabbinin kulluk davetine gönülden
icabet edip namazlarını eda etmişse, o zaman gerçek anlamda huzura kavuşmuştur.
Ancak ne zaman namazlarını ihmal edip Rabbiyle
arasındaki bağı zayıflatmışsa, o zaman da nefsani arzularının esiri olmuş ve
hüsrana uğramıştır.
Ezanın
ulvi davetiyle Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda namaza duran mümin, aşkını,
bağlılığını, itaatini ve teslimiyetini O’na arz eder. Bu haliyle namaz, müminin
hasretle beklediği ve Yüce Yaratanına en yakın olduğu buluşma anıdır.
Namaz dünyaya ait telaşe, dert ve sıkıntıları bir
kenara bırakarak çıkılan mukaddes bir yolculuktur. Asli vatanı olan cennetten
uzağa düşmüş insanın, ihlasını ve istikametini koruyan bir hayatla Rabbine
dönme arzusudur. Peygamberimizin ifade buyurduğuna göre, “Cennetin anahtarı namazdır.” (Tirmizi)
Namaz, şükür ve minnettarlık zamanıdır. Yaratan ve
yaşatan, nimet verip doyuran, koruyan ve bağışlayan Allah Teâlâ’ya karşı,
müminin vefa borcudur. Bir ayeti kerimede Allahu Teâlâ şöyle buyuruyor:
“Kitaptan
sana vah yedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Kuşkusuz namaz, hayâsızlıktan ve
kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak en büyük iştir. Allah yaptıklarınızı bilir.”(
Ankebût, 29)
Öyleyse namaz, arınma ve korunma çabasıdır.
Namazlarına değer veren, özen gösteren, tekbirinden selamına kadar namazın
bütün rükünlerini dosdoğru ve huşû içinde eda eden bir mümin, ibadet şuuruna
sahip demektir.
İbadet şuuru ise kul olma bilincidir. Allah’ın daima
kendisini gördüğünü ve işittiğini bilerek, takva, merhamet ve nezaketle yaşamaktır.
İşte bu sebeple namaz, müminin sadece ibadet borcunu değil, aynı zamanda üstün
ahlâkını da temsil eder.
Namaz kılan kişi, her türlü aşırılıktan, kabalıktan ve
şiddetten korunur. Namazla güçlenen maneviyatı sayesinde, hayâ ve edebe aykırı
davranışlardan uzak durur.
Güzeller
güzeline ve onun şahsında bütün müminlere hitaben Kur’an’ı Kerimde şöyle
buyrulur: “Ailene namazı emret; kendin
de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; aksine biz seni
rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.” (
Tâhâ, 132.)
Allah Resûlü (sav), bu emrin gereği olarak her sabah
kızı Hz. Fatıma’nın kapısına uğrar ve “Ey
ev halkı!
07 Aralık 2019
Hafızayı Kuvvetlendirme Ve Ezber Yapma Yöntemleri Hayati İnanç
"Can Veren Pervaneler" programıyla yayına başlayan Edebiyatçı Yazar Hayati İnanç ilk programında gençlere ve ezberle uğraşan herkese muhteşem tavsiyelerde bulundu. Hayati İnanç'ın anlatımıyla, hafızayı kuvvetlendirme ve ezber yöntemleri nelerdir? Hafızayı kuvvetlendirmek için neler yapılmalı ve nelere dikkat edilmelidir? Ezber için en iyi zaman aralığı hangisidir?
İşte tavsiyeler:
İlk olarak bir hedef belirlemeliyiz. Niyetimiz nedir? Ne için yapacağım bu işi. Kısaca ilk iş niyet belirlenmelidir.
Dikkatinizi asla dağıtmayacaksınız. Dağılmasına müsaade etmeyeceksiniz.
Lüzumsuz, gereksiz bilgilerle hafızayı doldurmamalıyız.
Lüzumsuz işler ve kişilerden uzak durmak.
Günah kalbi karartır, hafızayı zayıflatır. Uzak durun.
Kuru üzüm, kereviz yemek hafıza için faydalıdır.
Seher vakti 5:00 ile 8:00 arasındaki saatler zihnin en dinç ve güçlü olduğu vakitlerdir. Bu vakitlerde çalışmanın faydası oldukça fazladır. Bu saatler arasında sadece 1 saat, her gün düzenli olarak bir konu üzerinde çalışan kimse o olanda söz sahibi olur.
Hafızayı güçlendiren en önemli etkenlerden biri de Kuran’ı Kerim okumaktır.
A’lâ suresini ezberleyin, vakit namazlarda ve özellikle vitir namazlarında okumaya gayret gösterin. Devam edin.
Öz dilimizi ve zengin kelimelerimizi unutmayacağız, okuyacağız ve günlük hayatta kullanacağız.
Muvaffakiyetin diğer bir sırrı da bildiğimiz iş üzerinde, sevdiğimiz şey üzerinde yoğunlaşacağız, bölünmeyeceğiz.
İşte tavsiyeler:
İlk olarak bir hedef belirlemeliyiz. Niyetimiz nedir? Ne için yapacağım bu işi. Kısaca ilk iş niyet belirlenmelidir.
Dikkatinizi asla dağıtmayacaksınız. Dağılmasına müsaade etmeyeceksiniz.
Lüzumsuz, gereksiz bilgilerle hafızayı doldurmamalıyız.
Lüzumsuz işler ve kişilerden uzak durmak.
Günah kalbi karartır, hafızayı zayıflatır. Uzak durun.
Kuru üzüm, kereviz yemek hafıza için faydalıdır.
Seher vakti 5:00 ile 8:00 arasındaki saatler zihnin en dinç ve güçlü olduğu vakitlerdir. Bu vakitlerde çalışmanın faydası oldukça fazladır. Bu saatler arasında sadece 1 saat, her gün düzenli olarak bir konu üzerinde çalışan kimse o olanda söz sahibi olur.
Hafızayı güçlendiren en önemli etkenlerden biri de Kuran’ı Kerim okumaktır.
A’lâ suresini ezberleyin, vakit namazlarda ve özellikle vitir namazlarında okumaya gayret gösterin. Devam edin.
Öz dilimizi ve zengin kelimelerimizi unutmayacağız, okuyacağız ve günlük hayatta kullanacağız.
Muvaffakiyetin diğer bir sırrı da bildiğimiz iş üzerinde, sevdiğimiz şey üzerinde yoğunlaşacağız, bölünmeyeceğiz.
06 Kasım 2019
En büyük doğum
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Hamt Âlemlerin Rabbi olan Alla hu Teâlâ’ya mahsus, salat ve selam,
Âlemlerin efendisi Hz. Ahmet (sav)’e aline ve ashabına olsun.
Allahumme salli ala Muhammed’in ve ala ali Muhammed
Değerli okurlarım! Bundan on dört asır önce; insanlık bir karanlığa
saplanmış kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyor, kendi elleriyle yaptığı
putlara tapıyor, töre ve gelenek adı altında her türlü vahşet sergileniyordu.
İnsanlar bir eşya gibi alınıp satılıyor, mazlum ezildikçe eziliyor gidecek bir
kapı arıyordu.
İşte böyle bir zamanda insanlığın kararan
dünyasının üzerine bir güneş doğuyordu. Öyle bir güneş ki insanların hem içini
ısıtacak hem gönül dünyasını aydınlatacak hem de onlara rahmet olacaktı.
“Kameri aylardan Rebiu'l-evvel” ayının on ikinci gecesi, sabaha doğru “Kâinatın en güzeli” dünyayı
şereflendirmiştir.
Pazartesi
günü sabahleyin hep putlar yüzüstü düşmüş bulundu. Görenler hayrette kaldı.
Hz.
Abdullah’tan Hz. Emine’nin alnına geçmiş olan yüce nur O’nun alnına geçti. Hz
Âdem (as) devrinden beri evlattan evlada geçe gelen son peygamberlik nuru
sahibini buldu. Artık onda karar kıldı.
Hz.
Âmine şöyle dermiş: “Ben diğer
kadınlar gibi hamilelik zahmeti çekmedim.” Hamilelerde meydana gelen ağırlıkları görmedim.
Fakat gece rüyada gördüm ki bir
kimse gelip, ‘Ey Âmine! Muhakkak bilmelisin ki, sen âlemlerin en hayırlısına
hamilesin. Doğduğu vakit adını Muhammed (sav) koyasın’ dedi.
Doğum
zamanı geldiğinde kulağıma bir büyük ses geldi. Ürktüm. Hemen bir akkuş geldi,
kanadı ile arkamı sıvazladı.
Benden korkma ve ürkme halleri geçti. Bir yanıma baktım, bir beyaz kâse ile şerbet sundular. Alıp içtiğimde her tarafımı nur kapladı. O anda Hz.
Ahmet (sav) dünyaya teşrif ettiler.
Etrafıma
baktım, gördüm ki, Abdi Menaf kızlarına benzer, fakat gayet uzun boylu birçok
kızlar beni tavaf ediyorlardı. Hayret ettim. Ya Rabbi! Bunlar kimler acaba
dedim?”
Hz.
Emine’nin gözünden perde kaldırılıp o şekilde cennet hurilerini ve melekleri görmüş
daha olağanüstü haller seyretmiş olduğu nakledilir.
Fahri Âlem Efendimiz (sav) sünnetli ve göbeği kesilmiş olduğu halde dünyaya gelmişti. Arkasında
iki kürek kemiği arasında
kalbinin hizasında bir nişanesi vardı ki O’na nübüvvet mührü denilir.
Güllerin efendisi, (sav) doğduğu sırada her tarafı bir nur kapladı.
Doğar doğmaz secde etti. Mübarek başını kaldırıp açık bir dil ile “lâ
ilâhe illallâh innî Rasûlullâh” dedi.
O’nu
yıkamak istediğimde “biz onu yıkanmış
olarak gönderdik” denildi. Göbeği kesilmiş ve sünnet edilmiş olarak
görüldü.
O’nu
kundağa sarmak istediğimde sırtında bir mühür gördüm. Mührün üzerine “lâ ilâhe illallâh Muhammedür rasûlullâh”
yazılı idi. Doğar doğmaz secde ettiği sırada hafif sesle bir şeyler söylüyordu.
Kulağımı mübarek ağzına yaklaştırdım; “ümmetî,
ümmetî” diyordu.
Nebiler
ser veri (sav) dünyaya teşrif ettiği
zaman o günün geleneğine uyularak üzerine büyük bir çanak konulmuştu. Çanağın
yarılarak ikiye ayrıldığı ve gözlerini göğe dikip başparmağını emdiği hayretle
görüldü.
Cahiliye
devrinde geceleyin doğan çocuğa bir çanağın altına koymak, ortalık
aydınlanmadıkça ona bakmamak adetti.
Hz
Emine’nin yanında bulunan kadınlardan Fatıma’nın o gece evin nurla dolduğunu ve
yıldızların üzerlerine dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördüğünü söylediği rivayet
edilir.
Rasulullah
(sav) dünyaya geldiği zaman Hz. Âmine, dedesine haber gönderdi. Kendisi
Kâbe’nin yanında Ebu Talip ve bazı kimselerle oturuyordu. Âmine Hatun bir erkek
çocuğu olduğu müjdesini verdi. Bunu duyan dedesi çok sevindi. Yanındakilerle
beraber eve geldi.
Hz.
Âmine olup bitenleri anlattı. Üç gün kimsenin göremeyeceğini söyleyince, dedesi
ısrar etti. Âmine validemiz falan yerdedir dedi.
Dedesi
gitti, fakat evin önünde yalın kılıç bekleyen bir zat gördü. İçeri girmek isteyince Abdulmuttalib’in üzerine
yürüdü ve “geri dön, hiçbir kimse üç günden önce göremez. Bütün
melekler onu ziyaret edecek. Bu ise üç gün sürer” dedi.
Ziyafet sırasında çocuğa
hangi ismi koydun diyenlere, “Muhammet” ismini verdim dedi. Neden atalarından birinin
ismini vermedin diyenlere Allah’ın ve insanların onu methetmelerini, övmelerini
istediğim için cevabını verdi.
Annesi Amine Hatun da
ona
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN
TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33
IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414
POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47
BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ
Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ