BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN
2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi 55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...
31 Mart 2013
30 Mart 2013
ABDÜLHÂLIK GUCDUVÂNÎ HAZRETLERİNİN NASÎHATLERİNDEN BİR DEMET
Oğulcuğum!
Sana bütün hallerde ilim, edeb ve takvâ öğrenmeni tavsiye ederim.
Ehl-i sünnet ve cemâatten ayrılma.
Fıkıh ve hadîs öğren.
Câhil mutasavvıfdan uzak dur.
Namazları dâimâ cemâatle kıl.
Şöhretten sakın, çünkü şöhret âfettir.
Kimseye kefîl olma, insanların vasiyet mesuliyetini üzerine alma.
Sultanlara ve sultan çocuklarına yakın olma.
Az konuş, az ye, az uyu.
Çocuklar ve kadınlarla arkadaşlık yapma.
Bid’atçılar ve kibirli zenginlerle arkadaş olma.
Helalden ye, şüphelilerden sakın.
Çok gülme, çünkü çok gülmek kalbi öldürür. Kahkaha ile gülme.
Herkese şefkatle bak, kimseyi hakir görme.
Dışını süslemekle uğraşma. Çünkü zâhiri süslemek bâtının harap olduğunu bildirir.
Halk ile mücâdele etme.
Kimseden bir şey isteme.
Kimseye hizmet emretme.
Hz. Peygamberin vârisi olan âlimlere malınla, bedeninle ve ruhunla hizmet et, onların fiillerini, yaptıklarını beğenmemezlik etme. Çünkü onların kusurlarını gören ebedî iflâh olmaz.
Dünyaya ve dünya ehline aldanma.
Gözün yaşlı, amelin ihlaslı olsun.
Allâhü Teâlâ’ya yalvararak dua et.
Sana bütün hallerde ilim, edeb ve takvâ öğrenmeni tavsiye ederim.
Ehl-i sünnet ve cemâatten ayrılma.
Fıkıh ve hadîs öğren.
Câhil mutasavvıfdan uzak dur.
Namazları dâimâ cemâatle kıl.
Şöhretten sakın, çünkü şöhret âfettir.
Kimseye kefîl olma, insanların vasiyet mesuliyetini üzerine alma.
Sultanlara ve sultan çocuklarına yakın olma.
Az konuş, az ye, az uyu.
Çocuklar ve kadınlarla arkadaşlık yapma.
Bid’atçılar ve kibirli zenginlerle arkadaş olma.
Helalden ye, şüphelilerden sakın.
Çok gülme, çünkü çok gülmek kalbi öldürür. Kahkaha ile gülme.
Herkese şefkatle bak, kimseyi hakir görme.
Dışını süslemekle uğraşma. Çünkü zâhiri süslemek bâtının harap olduğunu bildirir.
Halk ile mücâdele etme.
Kimseden bir şey isteme.
Kimseye hizmet emretme.
Hz. Peygamberin vârisi olan âlimlere malınla, bedeninle ve ruhunla hizmet et, onların fiillerini, yaptıklarını beğenmemezlik etme. Çünkü onların kusurlarını gören ebedî iflâh olmaz.
Dünyaya ve dünya ehline aldanma.
Gözün yaşlı, amelin ihlaslı olsun.
Allâhü Teâlâ’ya yalvararak dua et.
29 Mart 2013
Boşanmalar niçin artıyor
İstatistik Kurumu'nun tespitlerine göre boşanan çiftlerin sayısı 2012 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 2,7 artarak 123.325'e yükseldi. Geçtiğimiz yılda en yüksek boşanma hızı Ege Bölgesi'ndedir. Ege Bölgesi'ni de Batı Anadolu Bölgesi izlemektedir. Boşanma hızının en düşük olduğu bölge ise Ortadoğu Anadolu Bölgesi.
Allah insanı çift yaratmış, madde ve mana alanlarında çiftin her teki, diğerine muhtaç; mutluluk, huzur, üreme, eğitim, yardımlaşma, değerlerin gelecek nesillere aktarılması? hep çiftlerin evlenmesi, aile kurması ve aileyi korumasına bağlıdır. Bu yüzden dinimiz ve geleneğimiz evlenmeyi teşvik etmiş, bu olayı düğünlerle, şenliklerle karşılayıp ilan etmiş, yuva kurmayı iyi, yuva yıkmayı kötü görmüştür.
Yuvanın huzurlu ve devamlı olabilmesi için eş seçiminde titiz davranılması istenmiş; güzellik, zenginlik, soy soptan önce dindarlık ve ahlakın aranması tavsiye edilmiştir.
Boşanma Allah Teâlâ'nın, zorunlu hale geldiğinde izin verdiği ama sevmediği bir olaydır. Boşanma olayının yan tesirleri yalnızca çiftleri değil, onlardan ziyade çocukları ve azalarak iki tarafın çevresini olumsuz etkilemektedir. Baskılar, kavgalar, cinayetler, küslükler de cabası.
Gittikçe artan boşanma olaylarında sebeplere bakıldığında bunların çoğu, boşanmayı zorunlu kılan sebepler değil, giderek artan tahammülsüzlük, kanaatsizlik, doymazlık, maddeye düşkünlük, taklit gibi ahlaki ve psikolojik sebeplerdir. Bunların giderilmesi ise büyük ölçüde 'ahlak eğitimi' ile olabilir.
İslam, 'durum ne olursa olsun, taraflardan biri veya her ikisi evlilik devam ettiği takdirde ne kadar zarar görürse görsün evlilik devam etmelidir' demiyor. Sebep ne olursa olsun evlilik çekilemez hale gelirse bunun devamından hem çiftler hem de çevreleri zarar görürler. Bu takdirde anlaşarak, kendileri anlaşamıyorlarsa araya hakemleri sokarak tatlılıkla ayrılmak/boşanmak gerekir. Çocuklar varsa, boşanmadan sonra da meşru olan iyi ilişkilerin, çocuklar ve akrabalık adına sürdürülmesi icab eder.
Gel gör ki, boşanmaların çoğu 'evlilik çekilemez hale geldiği' için değil, daha müreffeh, daha hür, daha hazlı bir hayat ümidi/hayaliyle oluyor. Yıllardır 'ekonomik özgürlük' edebiyatı yapıldı. Ne imiş, kadın boşandığı takdirde aç ve açık kalmamalı, evlilik birliğini bu korku yüzünden sürdürmemeli imiş. Peki bu korkuyu nasıl gidereceksiniz; kadını paralı bir işte çalıştırarak. Paralı bir işte çalışan kadın hür müdür? İşten atılma korkusu yok mudur? Birçok işe yaramaz adamın ağız kokusuna tahammül etme riski yok mudur??
İslam kadını, aç kalmamak için çalışmaya mecbur tutmuyor, hür seçimi ile isterse ve gerekirse kendine uygun işlerde çalışmasına izin veriyor. Ama kadın çalışsın çalışmasın onun geçimini mutlaka sağlıyor; bunun için hukuki, ahlaki ve sosyal tedbirler alıyor.
Geçici, birkaç saat veya gün sürecek bir yol arkadaşlığında bile arkadaşlarınıza tahammül etmeniz gerekir; hiçbir kimse diğerinde bütün aradıklarını bulamaz. Beraberlik, bulunanlar ile bulunmayanlar arasında kurulacak bir denge ile yürür; beklentilerden var olanlar, yok olanları önemsiz kılacak ölçüde oldukça beraberlik sürer, sürmelidir; çünkü beraberliği bozanların bundan sonrası için beklentilerinin gerçekleşme ihtimali de hiçbir zaman garantili değildir
Allah insanı çift yaratmış, madde ve mana alanlarında çiftin her teki, diğerine muhtaç; mutluluk, huzur, üreme, eğitim, yardımlaşma, değerlerin gelecek nesillere aktarılması? hep çiftlerin evlenmesi, aile kurması ve aileyi korumasına bağlıdır. Bu yüzden dinimiz ve geleneğimiz evlenmeyi teşvik etmiş, bu olayı düğünlerle, şenliklerle karşılayıp ilan etmiş, yuva kurmayı iyi, yuva yıkmayı kötü görmüştür.
Yuvanın huzurlu ve devamlı olabilmesi için eş seçiminde titiz davranılması istenmiş; güzellik, zenginlik, soy soptan önce dindarlık ve ahlakın aranması tavsiye edilmiştir.
Boşanma Allah Teâlâ'nın, zorunlu hale geldiğinde izin verdiği ama sevmediği bir olaydır. Boşanma olayının yan tesirleri yalnızca çiftleri değil, onlardan ziyade çocukları ve azalarak iki tarafın çevresini olumsuz etkilemektedir. Baskılar, kavgalar, cinayetler, küslükler de cabası.
Gittikçe artan boşanma olaylarında sebeplere bakıldığında bunların çoğu, boşanmayı zorunlu kılan sebepler değil, giderek artan tahammülsüzlük, kanaatsizlik, doymazlık, maddeye düşkünlük, taklit gibi ahlaki ve psikolojik sebeplerdir. Bunların giderilmesi ise büyük ölçüde 'ahlak eğitimi' ile olabilir.
İslam, 'durum ne olursa olsun, taraflardan biri veya her ikisi evlilik devam ettiği takdirde ne kadar zarar görürse görsün evlilik devam etmelidir' demiyor. Sebep ne olursa olsun evlilik çekilemez hale gelirse bunun devamından hem çiftler hem de çevreleri zarar görürler. Bu takdirde anlaşarak, kendileri anlaşamıyorlarsa araya hakemleri sokarak tatlılıkla ayrılmak/boşanmak gerekir. Çocuklar varsa, boşanmadan sonra da meşru olan iyi ilişkilerin, çocuklar ve akrabalık adına sürdürülmesi icab eder.
Gel gör ki, boşanmaların çoğu 'evlilik çekilemez hale geldiği' için değil, daha müreffeh, daha hür, daha hazlı bir hayat ümidi/hayaliyle oluyor. Yıllardır 'ekonomik özgürlük' edebiyatı yapıldı. Ne imiş, kadın boşandığı takdirde aç ve açık kalmamalı, evlilik birliğini bu korku yüzünden sürdürmemeli imiş. Peki bu korkuyu nasıl gidereceksiniz; kadını paralı bir işte çalıştırarak. Paralı bir işte çalışan kadın hür müdür? İşten atılma korkusu yok mudur? Birçok işe yaramaz adamın ağız kokusuna tahammül etme riski yok mudur??
İslam kadını, aç kalmamak için çalışmaya mecbur tutmuyor, hür seçimi ile isterse ve gerekirse kendine uygun işlerde çalışmasına izin veriyor. Ama kadın çalışsın çalışmasın onun geçimini mutlaka sağlıyor; bunun için hukuki, ahlaki ve sosyal tedbirler alıyor.
Geçici, birkaç saat veya gün sürecek bir yol arkadaşlığında bile arkadaşlarınıza tahammül etmeniz gerekir; hiçbir kimse diğerinde bütün aradıklarını bulamaz. Beraberlik, bulunanlar ile bulunmayanlar arasında kurulacak bir denge ile yürür; beklentilerden var olanlar, yok olanları önemsiz kılacak ölçüde oldukça beraberlik sürer, sürmelidir; çünkü beraberliği bozanların bundan sonrası için beklentilerinin gerçekleşme ihtimali de hiçbir zaman garantili değildir
ERZURUM`DA YAPILAN ANALİZLER SONUCUNDA ÇEŞME SULARI KİRLİ ÇIKTI
Erzurum’da Halk Sağlığı Müdürlüğü ekiplerince yapılan analizlerde mahalli çeşmelerden akan suların kar sularının karışmasından dolayı kirli çıktığı açıklandı.
ERZURUM (İHA) - Erzurum’da Halk Sağlığı Müdürlüğü ekiplerince yapılan analizlerde mahalli çeşmelerden akan suların kar sularının karışmasından dolayı kirli çıktığı açıklandı.
Konuyla ilgili Erzurum İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Cumhur Hakkı Çankaya,”Son bir haftada bin 100 civarında isal vakasına yakalanan vatandaşımız hastaneye başvurdu. Hava sıcaklığının son günlerde artması nedeniyle kar sularının eriyip kaynaklara karışmasından dolayı, bu dönemde kaynağı ve isale hattı belli olmayan mahalle çeşmelerinde kirlilik oluşabileceğinden rutin olarak mahalli çeşmelerinin incelenmesi amacı ile su numuneleri alınmaktadır. Erzurum’da toplam 123 civarında çeşme bulunmaktadır. Ekiplerimizin analiz yaptığı 17 çeşmeden 17’sinin de kirli olduğu tespit edildi. Erzurum’da analiz yaptığımız çeşmeler, İstasyon Sağlam Yapı Kooperatif Önü Çeşme, Gez Cami Önü Çeşme, Gez Cami Arkası Çeşme, Saraybosna Yazıcı Çeşme, Saraybosna Çukur Çeşme, M.Başı Akpungar Çeşme, Çaykara Cad. Mutizade Çeşme, Dabakhane Çeşme, Şabakhane Çeşme, Alipaşa Cami Önü Çeşmesi, Kafaflar Memişoğlu Çeşme, Bakırcılar Cami Çeşme, Gürcükapı Cami Çeşme, Aşağı Mumcu M.Aakan Cami Çeşme, Bakırcı Mah. Karanlık Sokak Yakutiye Belediye Çeşmesi, Camlık Cami Çeşme, Orman Bölge Müdürlüğü Önü Çeşmesi, Mikrobiyolojik açıdan kirli olduğu tespit edilmiştir. Halkımızın sağlığı açısından yukarıda belirttiğimiz çeşmelerden içme-kullanma suyunu temin etmemeleri gerekmektedir. Ayrıca bu dönemde diğer birçok mahalle çeşmesinin de kaynağı ve isale hattı belli olmadığından her an mikrobiyolojik kirlilik oluşabilir. Bu açıdan halkımızın mahalle çeşmelerinden içme suyunu kullanmamaları önem arz etmektedir.Müdürlüğümüzce rutin olarak sürdürülen içme sularının denetimi devam etmekte olup, yapılan denetimler sonucu mikrobiyolojik veya kimyasal kirlilik halkımızla paylaşılacaktır.” şeklinde konuştu.
ERZURUM (İHA) - Erzurum’da Halk Sağlığı Müdürlüğü ekiplerince yapılan analizlerde mahalli çeşmelerden akan suların kar sularının karışmasından dolayı kirli çıktığı açıklandı.
Konuyla ilgili Erzurum İl Halk Sağlığı Müdürü Dr. Cumhur Hakkı Çankaya,”Son bir haftada bin 100 civarında isal vakasına yakalanan vatandaşımız hastaneye başvurdu. Hava sıcaklığının son günlerde artması nedeniyle kar sularının eriyip kaynaklara karışmasından dolayı, bu dönemde kaynağı ve isale hattı belli olmayan mahalle çeşmelerinde kirlilik oluşabileceğinden rutin olarak mahalli çeşmelerinin incelenmesi amacı ile su numuneleri alınmaktadır. Erzurum’da toplam 123 civarında çeşme bulunmaktadır. Ekiplerimizin analiz yaptığı 17 çeşmeden 17’sinin de kirli olduğu tespit edildi. Erzurum’da analiz yaptığımız çeşmeler, İstasyon Sağlam Yapı Kooperatif Önü Çeşme, Gez Cami Önü Çeşme, Gez Cami Arkası Çeşme, Saraybosna Yazıcı Çeşme, Saraybosna Çukur Çeşme, M.Başı Akpungar Çeşme, Çaykara Cad. Mutizade Çeşme, Dabakhane Çeşme, Şabakhane Çeşme, Alipaşa Cami Önü Çeşmesi, Kafaflar Memişoğlu Çeşme, Bakırcılar Cami Çeşme, Gürcükapı Cami Çeşme, Aşağı Mumcu M.Aakan Cami Çeşme, Bakırcı Mah. Karanlık Sokak Yakutiye Belediye Çeşmesi, Camlık Cami Çeşme, Orman Bölge Müdürlüğü Önü Çeşmesi, Mikrobiyolojik açıdan kirli olduğu tespit edilmiştir. Halkımızın sağlığı açısından yukarıda belirttiğimiz çeşmelerden içme-kullanma suyunu temin etmemeleri gerekmektedir. Ayrıca bu dönemde diğer birçok mahalle çeşmesinin de kaynağı ve isale hattı belli olmadığından her an mikrobiyolojik kirlilik oluşabilir. Bu açıdan halkımızın mahalle çeşmelerinden içme suyunu kullanmamaları önem arz etmektedir.Müdürlüğümüzce rutin olarak sürdürülen içme sularının denetimi devam etmekte olup, yapılan denetimler sonucu mikrobiyolojik veya kimyasal kirlilik halkımızla paylaşılacaktır.” şeklinde konuştu.
28 Mart 2013
MEB 2012 2013 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İSTATİSTİKLERİ
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2012-2013 eğitim öğretim yılına ilişkin istatistikleri yayımlandı.
MEB'in okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarını kapsayan 2012-2013 eğitim öğretim yılı istatistiklerine göre, örgün eğitimde 61 bin 592 okulda, 8 milyon 883 bin 857'sini erkek, 8 milyon 350 bin 595'ini de kızların oluşturduğu 17 milyon 234 bin 452 öğrenci eğitim görüyor. Bu kurumlarda 392 bin 258'i erkek, 440 bin 468'i kadınlar olmak üzere toplam 832 bin 726 öğretmen, 538 bin 442 derslikte görev yapıyor.
Yurt genelinde resmi ve özel 3 bin 287 anaokulu olmak üzere toplam 27 bin 197 okul öncesi eğitim kurumu bulunuyor. Okul öncesi eğitimden 1 milyon 77 bin 933 öğrenci faydalanırken, bu kurumlarda toplam 62 bin 933 öğretmen çalışıyor. Okul öncesi eğitim alanların 562 bin 179'u erkek, 515 bin 754'ü kız öğrencilerden oluşuyor. Okul öncesi eğitim kurumlarında ise 49 bin 372 derslik bulunuyor.
Türkiye'de 28 bin 177'si resmi olmak üzere 29 bin 169 ilkokulda 5 milyon 593 bin 910 çocuk eğitim alıyor. Bu öğrencilerin 2 milyon 862 bin 730'u erkek, 2 milyon 731 bin 180'da kız öğrencilerden oluşuyor. Bu okullarda 234 bin 920 derslikte, 282 bin 43 öğretmen görev yapıyor.
Ortaokulda ise 16 bin 987 eğitim kurumunda eğitim gören 5 milyon 566 bin 986 öğrencinin 2 milyon 815 bin 534'ünü erkekler, 2 milyon 751 bin 452'sini de kızlar oluşturuyor. Ortaokullarda 269 bin 759 öğretmen, 124 bin 584 derslikte eğitim veriyor. Açıköğretim orta okulunda ise 367 bin 277 öğrenci eğitim alıyor.
2 milyon 269 bin meslek lisesi öğrencisi
Genel ortaöğretimde ise 4 bin 214 genel lisede, 2 milyon 752 bin 972 öğrenci bulunuyor. Mesleki ve teknik ortaöğretimde de 6 bin 204 lisede 2 milyon 269 bin 651 öğrenci eğitim alıyor. Genel ve mesleki ortaöğretim kurumlarında 254 bin 895 öğretmen, 129 bin 566 derslikte eğitim veriyor.
Ortaöğretim kurumlarının tamamında 2 milyon 643 bin 414'ünü erkek, 2 milyon 352 bin 209'ü kız olmak üzere toplam 4 milyon 995 bin 623 öğrenci eğitim görüyor. Ortaöğretimdeki derslik sayısı ise 129 bin 566 olarak belirlendi. Açıköğretim lisesinde ise 1 milyon 14 bin 409 öğrenci okuyor.
Örgün eğitime bağlı bin 261 özel eğitim kurumunda ise 220 bin 649 öğrenci bulunuyor, bu kurumlarda 10 bin 344 öğretmen görev yapıyor.
Yurt genelindeki 3 bin 858'ini dershanede ise 1 milyon 280 bin 297 öğrenci eğitim alıyor.
MEB'in okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarını kapsayan 2012-2013 eğitim öğretim yılı istatistiklerine göre, örgün eğitimde 61 bin 592 okulda, 8 milyon 883 bin 857'sini erkek, 8 milyon 350 bin 595'ini de kızların oluşturduğu 17 milyon 234 bin 452 öğrenci eğitim görüyor. Bu kurumlarda 392 bin 258'i erkek, 440 bin 468'i kadınlar olmak üzere toplam 832 bin 726 öğretmen, 538 bin 442 derslikte görev yapıyor.
Yurt genelinde resmi ve özel 3 bin 287 anaokulu olmak üzere toplam 27 bin 197 okul öncesi eğitim kurumu bulunuyor. Okul öncesi eğitimden 1 milyon 77 bin 933 öğrenci faydalanırken, bu kurumlarda toplam 62 bin 933 öğretmen çalışıyor. Okul öncesi eğitim alanların 562 bin 179'u erkek, 515 bin 754'ü kız öğrencilerden oluşuyor. Okul öncesi eğitim kurumlarında ise 49 bin 372 derslik bulunuyor.
Türkiye'de 28 bin 177'si resmi olmak üzere 29 bin 169 ilkokulda 5 milyon 593 bin 910 çocuk eğitim alıyor. Bu öğrencilerin 2 milyon 862 bin 730'u erkek, 2 milyon 731 bin 180'da kız öğrencilerden oluşuyor. Bu okullarda 234 bin 920 derslikte, 282 bin 43 öğretmen görev yapıyor.
Ortaokulda ise 16 bin 987 eğitim kurumunda eğitim gören 5 milyon 566 bin 986 öğrencinin 2 milyon 815 bin 534'ünü erkekler, 2 milyon 751 bin 452'sini de kızlar oluşturuyor. Ortaokullarda 269 bin 759 öğretmen, 124 bin 584 derslikte eğitim veriyor. Açıköğretim orta okulunda ise 367 bin 277 öğrenci eğitim alıyor.
2 milyon 269 bin meslek lisesi öğrencisi
Genel ortaöğretimde ise 4 bin 214 genel lisede, 2 milyon 752 bin 972 öğrenci bulunuyor. Mesleki ve teknik ortaöğretimde de 6 bin 204 lisede 2 milyon 269 bin 651 öğrenci eğitim alıyor. Genel ve mesleki ortaöğretim kurumlarında 254 bin 895 öğretmen, 129 bin 566 derslikte eğitim veriyor.
Ortaöğretim kurumlarının tamamında 2 milyon 643 bin 414'ünü erkek, 2 milyon 352 bin 209'ü kız olmak üzere toplam 4 milyon 995 bin 623 öğrenci eğitim görüyor. Ortaöğretimdeki derslik sayısı ise 129 bin 566 olarak belirlendi. Açıköğretim lisesinde ise 1 milyon 14 bin 409 öğrenci okuyor.
Örgün eğitime bağlı bin 261 özel eğitim kurumunda ise 220 bin 649 öğrenci bulunuyor, bu kurumlarda 10 bin 344 öğretmen görev yapıyor.
Yurt genelindeki 3 bin 858'ini dershanede ise 1 milyon 280 bin 297 öğrenci eğitim alıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN
TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33
IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414
POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47
BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ
Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ