BİR FATİHA DA SENDEN OLSUN
2007' DEN BERİ KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ? TIKLA DA GÖR
Allah (cc), Kuran-ı Kerim’de Ankebut suresi 55. ayetinde:” Her canlı ölümü tadacaktır.”diyor. Bizler ve bu yazıyı siz...
15 Aralık 2012
10 BÜYÜK ALAMET GELMEDEN KIYAMET KOPMAZ
Maya Takvimi'ne göre 21 Aralık'ta kıyamet kopacak iddiasına Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'ndan cevap geldi. Kurul, "10 büyük alamet gerçekleşmeden kıyamet kopmaz" açıklamasını yaptı.
MAYA takvimine göre kıyametin 21 Aralık'da kopacağı öne sürülürken, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, kıyametin kopma belirtilerinin büyük ve küçük olmak üzere iki kategoride olduğunu bildirdi.
Kurul, "Kıyametin ne zaman kopacağı tamamen Allah'ın bilgisi dahilindedir. Dolayısıyla müminler için önemli olan kıyametin ne zaman kopacağı değil, bir gün mutlaka bunun gerçekleşeceğine inanmak ve ahiret hayatı için hazırlıklı olmaktır. 10 büyük alamet gerçekleşmeden kıyamet kopmaz" açıklamasını yaptı.
Diyanet İşleri Başkanlığı internet sitesinin 'Dini sorular' bölümündeki sorular üzerine yayınlanan fetvada, kıyametin ne zaman kopacağının bilinmemediği, Hz. Muhammed'in kıyamet zamanına ilişkin bazı önemli olay ve belirtiler hakkında açıklamalarda bulunduğu belirtildi. Din İşleri Yüksek Kurulu, bu konuda şunları açıkladı:
KIYAMETİN KÜÇÜK ALAMETLERİ
"Bu işaretler büyük ve küçük olmak üzere iki kategoride gösterilmiştir. Kıyametin küçük alametleri olarak, din ve inanç hakkında bilgisizliğin yaygınlaşması, içkinin çokça içilmesi, fitne, öldürme ve kargaşanın çoğalması, maddî refahla birlikte kanaatsizlik ve nankörlüğün artması, Allah rızası yerine çıkar ve menfaatlerin ön plana çıkması gibi olayları saymak mümkündür.
KIYAMETİN BÜYÜK ALAMETLERİ
Büyük alametler ise, şu hadiste bildirilmiştir: 'On alamet meydana gelmedikçe kıyamet kopmaz. Deccal'ın çıkışı, Hz. İsa'nın yeryüzüne inmesi, Ye'cuc ve Me'cucun çıkışı, Dabbetü'l Arz'ın çıkışı, güneşin batıdan doğması, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında meydana gelmek üzere yerin batışı, duman ve insanları mahşer yerine sürecek olan ve Aden çukurundan çıkan bir ateşin zuhuru.' Bu hadiste geçen alametlerin bir kısmı aynı zamanda Kuran'da da muhtelif ayetlerde yer almaktadır."
MAYA takvimine göre kıyametin 21 Aralık'da kopacağı öne sürülürken, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, kıyametin kopma belirtilerinin büyük ve küçük olmak üzere iki kategoride olduğunu bildirdi.
Kurul, "Kıyametin ne zaman kopacağı tamamen Allah'ın bilgisi dahilindedir. Dolayısıyla müminler için önemli olan kıyametin ne zaman kopacağı değil, bir gün mutlaka bunun gerçekleşeceğine inanmak ve ahiret hayatı için hazırlıklı olmaktır. 10 büyük alamet gerçekleşmeden kıyamet kopmaz" açıklamasını yaptı.
Diyanet İşleri Başkanlığı internet sitesinin 'Dini sorular' bölümündeki sorular üzerine yayınlanan fetvada, kıyametin ne zaman kopacağının bilinmemediği, Hz. Muhammed'in kıyamet zamanına ilişkin bazı önemli olay ve belirtiler hakkında açıklamalarda bulunduğu belirtildi. Din İşleri Yüksek Kurulu, bu konuda şunları açıkladı:
KIYAMETİN KÜÇÜK ALAMETLERİ
"Bu işaretler büyük ve küçük olmak üzere iki kategoride gösterilmiştir. Kıyametin küçük alametleri olarak, din ve inanç hakkında bilgisizliğin yaygınlaşması, içkinin çokça içilmesi, fitne, öldürme ve kargaşanın çoğalması, maddî refahla birlikte kanaatsizlik ve nankörlüğün artması, Allah rızası yerine çıkar ve menfaatlerin ön plana çıkması gibi olayları saymak mümkündür.
KIYAMETİN BÜYÜK ALAMETLERİ
Büyük alametler ise, şu hadiste bildirilmiştir: 'On alamet meydana gelmedikçe kıyamet kopmaz. Deccal'ın çıkışı, Hz. İsa'nın yeryüzüne inmesi, Ye'cuc ve Me'cucun çıkışı, Dabbetü'l Arz'ın çıkışı, güneşin batıdan doğması, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında meydana gelmek üzere yerin batışı, duman ve insanları mahşer yerine sürecek olan ve Aden çukurundan çıkan bir ateşin zuhuru.' Bu hadiste geçen alametlerin bir kısmı aynı zamanda Kuran'da da muhtelif ayetlerde yer almaktadır."
SAFER AYINDA NE YAPMALI
Belalarin 1. Kat semaya indigi SAFER ayi bu gece basliyor.Efendimiz sav bugun ölüm hastaligina tutulmustur. Safer ayinda Levhi mahfuzdan 1. Kat semaya 320.000 bela inmekte.Bu belalar seneye yayilmaktadir. Bu ayda hergün 100 defa La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim denilmeli.Günde 100 defa okuyandan, en hafifi fakirlik olmak üzere 70 cesit bela kaldirilir. Bilmeyenlere iletelim"Kim hayra vesile olursa hayri yapan gibidir''
14 Aralık 2012
HZ DAVUT ALEYHİSSELAM
Hz. Dâvûd Aleyhisselâm, Hz. Yakub Aleyhisselâm’ın oğlu Yehûda’nın neslindendir.
İşmûil Aleyhisselâmın irtihalinden sonra kendisine Peygamberlik verilmiş, kayınpederi Talût’un vefatından sonra da İsrâil oğullarına hükümdar olmuştur.
Hz. Dâvûd’a verilen “Zebur” kitabı, hep va’zlardan, ilahiyattan, münâcâttan ibaretti. Dînî hükümleri ihtiva etmiyordu, kendisi de Mûsâ Aleyhisselâm’ın diniyle âmel etmiştir.
Hz. Dâvûd (a.s.)’ın, pek güzel bir sesi vardı. Zeburu okudukça işitenler pek ruhanî zevkler içinde kalırdı.
Bir mucize olmak üzere mübarek elleriyle demirleri mum gibi yumuşatır, bunlardan zırh yapar, kendi elinin emeğiyle yiyeceğini temine çalışır, devlet hazinesinden para almazdı.
İnsanlara daima öğütler verir, adaletle hükme çalışır dururdu.
Kudusü Şerîf’i fethederek payitaht yapmış, Umman beldelerini, Halebi, Nusaybin’i, Ermenistan’ı zaptetmiş, kırk sene hükümette bulunduktan sonra yetmiş yaşında iken vefat etmiştir.
İşmûil Aleyhisselâmın irtihalinden sonra kendisine Peygamberlik verilmiş, kayınpederi Talût’un vefatından sonra da İsrâil oğullarına hükümdar olmuştur.
Hz. Dâvûd’a verilen “Zebur” kitabı, hep va’zlardan, ilahiyattan, münâcâttan ibaretti. Dînî hükümleri ihtiva etmiyordu, kendisi de Mûsâ Aleyhisselâm’ın diniyle âmel etmiştir.
Hz. Dâvûd (a.s.)’ın, pek güzel bir sesi vardı. Zeburu okudukça işitenler pek ruhanî zevkler içinde kalırdı.
Bir mucize olmak üzere mübarek elleriyle demirleri mum gibi yumuşatır, bunlardan zırh yapar, kendi elinin emeğiyle yiyeceğini temine çalışır, devlet hazinesinden para almazdı.
İnsanlara daima öğütler verir, adaletle hükme çalışır dururdu.
Kudusü Şerîf’i fethederek payitaht yapmış, Umman beldelerini, Halebi, Nusaybin’i, Ermenistan’ı zaptetmiş, kırk sene hükümette bulunduktan sonra yetmiş yaşında iken vefat etmiştir.
12 Aralık 2012
ÖLMEDEN CEHENNEMDE YANAN ÜZÜMCÜ YUSUF
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA
Bizleri yoktan var eden, sayısız nimetleriyle şereflendiren Rabbimize Kâinat’ın zerresi adedince hamt, yüz binlerce salât ve selam bütün insanların efendisi Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) e olsun.
Değerli okurlarım! Yaşadığımız bu fani hayat elbette bir gün son bulacak, ebedi hayat başlayacak ve herkes bu dünyada yaptığını ahi rette iyi veya kötü hesabını verecektir. Orada inceden inceye hesaba çekileceğimiz hususlardan birisi de kul haklarıdır. Allahu Teâlâ iki şeyi af etmiyor 1-Allah (c.c.) ortak koşanları.2-kul hakkını, Bunların bir kısmını ana-baba hakkı, evlat hakkı, karı-koca hakkı, komşu hakkı, akraba hakkı, işçi-işveren hakkı şeklinde sıralamak mümkündür. Ben bugün sizlere üzümcü yusufun rüyasını anlatacağım.
Bir kardeşimiz rüya görür ve rüyasında can çekiştirir ölür, yıkarlar kefenleyip kabre koyarlar, üstünü örterler üzerine”Kur’an-ı Kerim” okurlar ve telkinini de vererek mezarın başından herkes dağılır gider
Adam kabrinin içinde tek başına kalır. Birde bakar ki kabrin sağ tarafından bir kapı açılır ve oradan sorgu melekleri “Münker ve Nekir” gelir. Kabirden adamı alır karanlık bir yere götürürler, burada dur derler adam durur, birde bakar ki bir tane terazi getirilir terazinin bir köşesinde çok az bir üzüm koyulur ve adam şaşırır adamın karşısına karanlıkta ne olduğu belli olmayan kim olduğunu tanımadığı bir adam gelir. O iki melek ”Nekir ve Münker” melekleri adama derler ki şimdi bu adama üzüm tart.
Bu üzüm senin dünyadaki tarttığın terazideki eksik üzümlerin gel. Tart. Sonra beni alıp başka bir yere götürdüler kapkaranlık başka bir yer biraz ileri gittik karşımıza büyük kale kapısı gibi çok büyük kapı çıktı. O iki melek kapıya açıl dedi. Kapıda yavaş yavaş açıldı.
Oradan acayip alevlerin içinde insanlar yanıyor yandıkça tekrar Allahu Teala tekrar dan diriltiyor etleri parçalanıyor alevler içinde simsiyah zift gibi akıyor tekrar hayata dönüyorlar yine aynı insan oluyorlar yeter yakmayın bizi diye feryat ediyorlar o insanların feryadı dünya acılarına ve feryatlarına hiç benzemiyordu. Hiç bir insanın yüreği dayanacak feryat değildi.
Oranın feryadı yürekleri yerinden parçalayacak bir feryattı. O ateş dünya ateşinin çok değişiyiydi. Dünya ateşine benzemeyen bir ateşti. Dünyada hiç onun benzerini bile görmedim. Sonra o 2 melek bana dediler ki biz “Münker ve Nekir” melekleriyiz. Şimdi söyle bakalım senin cezanı buraya atarak mı verelim yoksa başka türlümü verelim. Ben öyle bir feryat ettim ki beni buraya atmayın cezamı başka türlü verin tamam dediler beni kapkaranlık boş bir alana götürdüler. Ayaklarımdan başlayarak benim üzerime acı bir sıcaklık çöktü dayanılmaz acılarla bir anda kaynar su gibi terler dökülüyordu. O dökülen kaynar ter bir anda dizlerime kadar çıktı görünürde ateş yoktu vücuduma gelen o sıcaklık dayanılmaz acı verip beni yakıyordu ben ise dayanılmaz acılar içinde beni yakmayın diye feryat ediyordum O 2 melek “Nekir ve Münker” yine terazide eksik üzüm koyacak mısın? Diye bana soruyordu. Baktım yine sağ tarafta yine terazi üzerinde az bir üzüm vardı.
Bunu gel bu adama tart dediler. Baktım orda kim olduğunu tanıyamadığım adam terazinin sağ yanında içerisi karanlık adamın kim olduğu bilinmiyordu. Ben o vücudumu saran sıcaklığın acısına dayanamıyor acılar içerisinde feryat ediyordum. Ne olduğunu bilmediğim beni saran o sıcaklık acısı sanki o adamları yaktıkları cehennemin sıcağına benziyordu. Ne olduğunu anlamadığım sıcaklığına dayanamıyor yandım diye feryat ediyordum. İşin bir tarafıda ben bunları rüyada yaşarken ben o acı feryadı yatağımda gerçekten yapıyor yatağımda çığlık koparıyormuşum. Hanım çığlığıma yataktan fırlamış beni uyandırmak istemiş ne yapmışsa uyandıramamış.Sonra çocuklar yataklarından kalkıp anne babamıza ne oldu diye korkup ağlamaya başlamışlar. Ben ise dayanılmaz acılar içinde acayip sesler çıkararak feryada devam ediyormuşum, hanım kocama ne oldu diye ağlamaya başlamış. Benim dayanılmaz çığlıklarımı duyan komşular eve akın etmeye başlamışlar, hemen doktora götürelim demişler, şaşkınlık içinde hanımı ve çocukları yatıştırmaya çalışıyormuşlar, bir yandan da beni uyandırmaya çalışıyormuşlar,
Hanım bakmış ki ben yatağın içinde sıcaktan yanıyorum, komşulara kocamı kurtarın kocamı sıcak basmış yanıyor, ondan uyanamıyor diyormuş gelen herkesten yardım istiyormuş, komşular bu adama ne oldu ateşler içinde yanıyor uyandırıp kurtaralım diyormuşlar, bir yandan da üzerime su döküyormuşlar. Suyun bile benim yanmama hiçbir tesiri olmuyormuş, bütün çabaları boşa geçiyormuş, şaşkına dönmüşler. Komşular beni kurtarmak için yatağımdan kaldırmaya uğraşıyormuşlar bir türlü yatağımdan kaldıramıyormuşlar ne oldu bu adama bu adam ölüyor demişler.
Sonra o 2 melek “Nekir ve Münker” O üzerimden o acısına dayanılmaz sıcaklığı yavaş yavaş alıp onu vücudumdan geri çektiler. Onlarda dayanılması imkânsız sıcaklıklardı buharı bütün vücudumu kaplıyor yakıyordu, o sıcaklığı benim vücudumdan aldıktan sonra bir daha “terazide az üzüm satacak mısın diye bana sordular” ben ise bunca acıdan sonra daha satmam dedim. Sonra bana haydi çık git dünyaya ben ise o çektiğim acıların feryadını vücudumdan aldıkları halde feryada devam ediyor dayanılmaz çığlık koparıyordum ve yavaş yavaş uyanmaya başladım. Birde ne göreyim yatağım sular içinde öyle bunalım içindeyim ki gözlerim yarım açılıyordu.
Ölümden dönmüş gibi, yavaştan kendime gelir gibi oluyordum evde de çığlık sesleri başımda kalabalık insanlar ve hanımımın hıçkırıkları ne olur kocamı kurtarın kocama bir şeyler oluyor diye hanımımın sesini duyuyor bir türlü kendime gelip toparlanamıyordum sonra hanımım yanıma gelip sana ne oluyor evi kalabalık insan sardı, feryadını duyan eve geldi hanımımın sözlerini duyuyor cevap vermeye mecalim gelmiyordu..
Kendimi ölmüş öbür dünyada görüyordum. Bir yandan da kalabalığı görürken bir anlam veremiyor kan ter içinde onların yüzüne bakıyor konuşamıyordum komşular toplanıp beni kendime getirmek için zorla yataktan dışarı çıkardılar. Sana ne oldu böyle ölmüş gibi duruyorsun onların yataktan kaldırmasıyla, birde ne görsünler başımdan aşağı ter su gibi boşanıyor benim halime şaşıran komşular senin vücudundaki siyahlıklar ne böyle sen genç bir adamdın nasıl oldu bir gecede birden ihtiyarladın. Yüzün kırışmış, saçların bembeyaz olmuş onların öyle demesiyle, biraz daha kendime geldim,
Bana ayna verdiler aynaya baktım doğru çıktı. Ben saçları simsiyah olan 25 yaşında bir adamdım şimdi 90 yaşında görünüyorum bütün saçlarım bembeyaz olmuş siyah bir tüy bile kalmamıştı. Yüzüm kırışmış adeta çökmüşüm yaşlanmıştım evdeki insanları görünce ölmediğimi dünyaya geri gönderildiğimi anladım ve kendimi toparlayarak hanımıma ve çocuklarıma baktım. Hanımım çocuklar ve eve gelen o insanlarda şaşkındı. Bende onların şaşkınlıklarını gidermek için başımdan geçen olayları anlattım.
Şu an ismimi vermiyorum kendimi gizliyor hüzünlü acı içinde hayatımı sürdürüyor her işimde kılı 40 yarıp ölçüde tartıda çok çok dikkat ediyorum beni görmek isteyenler gelsin görsünler,7 senedir yaşıyorum 7 senedir o acıları ben yine yaşıyorum. Ben üzüm satıcısıydım üzüm satarken eksik tartıyordum. Şu anda yüzümün ve vücudumun çoğu yerinde simsiyah yanıklar var. Ben bu rüyamı sizlerle ibret olsun diye paylaşıyorum.
11 Aralık 2012
10 Aralık 2012
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ERZURUM'DA HALI YIKAMA SİZE BİR TELEFON KADAR YAKIN
TOMURCUK HALI YIKAMA
0442 214 19 34
0533 371 19 33
IŞILTI HALI YIKAMA
0442 242 05 97
0530 175 3414
POLAT HALI YIKAMA
0534 334 59 08
0 507 046 83 47
BURSADAKİ TORTUM DEMİRCİLER KÖYLÜLERİNİ MİLLETÇE ALKIŞLIYORUZ
Bursa'da yaşayan köylülerimiz ayda bir 27 hane reisi olarak toplanıyor. Kuranı Kerim okuyor, dua ediyor, birbirlerinden haberdar oluyor.
FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ




