بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
SEYYİD VE ŞERİFLER
Alla hu Teala’ya Kâinat’ın zerresi adedince hamt, yüz binlerce salât ve selam Âlemlerin efendisi Hazreti. Muhammed Mustafa (Sallallahü Aleyhi ve Selem)’ e olsun.
Seyyid ve Şerif denilen Kainat’ın en güzeli (s.a.v.) torunları Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) en sevgili ve küçük kızı Hazreti Fatımatü’z Zehra (Ra.anha) ile Hazreti Ali’nin (R.a.) çocukları olan Hazreti Hasan (r.a.) ve Hazreti Hüseyin (R.a) isimlerindeki iki oğlundan gelmişlerdir.
Bunlardan İmam Hasan’dan (r.a.) gelenlere “Şerif” ve İmam Hüseyin (r.a.) evladına da “Seyyid” denilmiştir.
Bütün İslam memleketlerinde Güzeller Güzeli’ne (s.a.v.) hürmeten “Seyyid ve Şerif”’lere değer verilmiştir.
Özellikle Osmanlılar bunlara o kadar değer vermişlerdir ki, bunlar hürmetine Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere halkından olup Seyyid ve Şerif olmayanlara dahi son derece değer verilmiştir.
Osmanlı bu hususa o kadar dikkat etmiştir ki, “Seyyid ve Şerif’”lerin şecere denilen silsilenamelerini kayıt ve zapt etmekle görevli “Nekibu’l Eşraf” ismi altında bir müessese meydana getirmiştir.
“Nekibu’l Eşraf” Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sülalesi mensuplarının işleriyle meşgul olan vazife sahibi hakkında kullanılan bir tabirdir.
Ehl-i Beyt’den olanlara İslamiyet’in her devrinde son derece hürmet ve saygı gösterilir. Kendilerine ait işlere bakmak üzere içlerinden biri reis tayin edilirdi.
“Nekibu’l Eşraf” adını alan bu reis, Hz. peygamber (s.a.v.) sülalesi mensuplarının işlerine bakar, neseplerini kayıt ve rapteder, doğumlarını ve ölümlerini deftere geçirir, onları anormal işlere girmekten ve kötü durumlardan alıkoyar, haklarını korur, sülaleden olan kadınların dengi olmayanlarla evlenmelerini engellerdi.
Yani “Nakibu’l Eşraf” Hz. Peygamber (s.a.v.) hanedanı efradının umumi bir vasisi hükmünde idi.
Hz. Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) hürmeten Osmanlılar bu konuda başka hiçbir hükümdar ve devlet idaresinin bir örneğini göstermeyeceği fedakârlıklarda bulunmuşlardır.
Selam ve dua ile
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder