"es Selâm" Allâhü Teâlâ'nın esmâ-i hüsnâsından; güzel isimlerindendir.
Mânâsı: "Her belâ ve âfetten, her türlü eksiklikten, her fena ve zevalden salim ve münezzeh" demektir. Bu mânâya göre, müslümanların aralarındaki 'selâmün aleykum' diyerek selâm vermesi 'Her kaza ve belâdan esenlik üzerinize olsun!' diye selâmetle dua ve temenniden ibarettir. Selâmın en kısa şekli 'Selâmün aleykum' demektir. Verilen bir selâmı işitenlerin hepsinin alması farz-ı kifâyedir. Fakat içlerinden bâzılarının almaları ile öbürlerinden farz sakıt olur, farz edâ edilmiş sayılır.
Selâm vermek ise sünnettir. Selâm vermek sünnet, almak farz olduğu halde bu sünnetin yani selâm vermenin sevabı daha çoktur.
Selâm alınırken, selâm verenin selâmın alındığını duyması şarttır. Mırıltı ile selâm alınmış olmaz.
Ancak selâm veren kimse sağır olursa işitmek şart olmayıp selâm alan kimse dudaklarını hareket ettirmek suretiyle selâmı alır.
İçinde çocukların da bulunduğu bir topluluğa selâm verildiğinde reşîd (âkil ve baliğ) olmayanların alması ile cemâat selâm almış sayılmaz.
Kur'ân okuyan kimseye selâm verilmemelidir. Kur'ân-ı Kerîm ile meşgul bulunan bir müslümanı selâm vererek meşgul etmek hiç uygun değildir. Fakat Kur'ân-ı Kerîm okumakta bulunan bir müslüman böyle bir selam ile karşılaştığında cevap vermesi vâcib olur.
Tek bir kimseye karşı verilen selâma yalnız kendisine selâm verilen kimse cevap verir.
BEYİT:
Halka ver rıfk u tevazu ile selâm,
Zor ile eyleme teklîf-i kıyam.
Halka tatlılık ve tevazu ile selâm ver. Onları ayağa kalkmağa zorlama.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder