ERZURUM HABERLERİ

31 Ekim 2014 Cuma

Ergenlik Dönemindeki Kız-Erkek Arkadaşlığı

Ergenlik döneminde, kız-erkek arkadaşlığı içgüdüsel bir arzudur.
Daha sonraki dönemlerde bu arzu cinsel ihtiyaca dönüşüyor.
Bu insanın fıtratında olan bir duygudur.
Kontrol altına alınması ve meşru olanı öğretmek, her ebeveynin görevidir.
Kontrol altına alınmadığı takdirde, her türlü olumsuzluklar ve istenmeyen facialar peşinden gelebilir.
Bu olumsuzlukların olmaması için kız-erkek ilişkilerinin belli bir düzeyde ve ölçüde olması lazım. 
Bizim inancımızda bunun ölçüsü ve sınırı açık ve nettir.
Önemli olan, küçük yaşlardan itibaren bu eğitimin ve anlayışın verilmesidir.
Ölçü ve sınır, şahısların keyfi anlayışlarına göre değil de kültürel değerlerimizin temel kaynaklarındaki ölçülere göre olması gerekiyor.
Bizim kültürel değerlerimizin temel kaynaklarından birincisi; ” Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin hadisleri”dir.
Bu konuda yapılması gereken metot, kaynağından ve ehlinden, günümüz şartlarına göre gençlere sağlam bilgileri sevdirilerek verilmesi büyük önem taşıyor.
***
Gençlik çağı evden kopma ve topluma açılma çağıdır. 
Ergenliğe giren bir gence, evi dar gelmeye başlar.
Anne-babanın öğütlerinden, eleştirilerinden ve karışmalarından usanan genç kendini dışarı atar.
Çünkü soluk alabileceği ve kendini ifade edebileceği yer evinin dışıdır.
Evde anlaşılmadığını, değer verilmediğini, kendine çocuk muamelesi yapıldığını zanneden genç için arkadaşları bir sığınaktır.
Bu arkadaşlar da gayrı meşru bir hayat yaşıyorlarsa genç de ister istemez onların yaşantılarına ayak uyduracaktır. 
Ailede dengesizlik, geçimsizlik ve baskı varsa genç düzenli arkadaş grubu yerine, çete gruplarına ve başka ilkesiz guruplara gidecektir.
Bu guruplar da gençlerin yoğun duygularını istismar ederek uyuşturucu ve fuhuş sektörünün alt yapısını oluştururlar.
Kız-erkek arkadaşlığının sınırları çizilmezse, gencin içinde yaşadığı masum duygular her an istismara müsaittir.
***
Biz ne kadar sınırlar ve ölçüler koysak da zorunlu olan bazı arkadaşlıklar da kendiliğinden oluşuyor. 
Mesela, sıra arkadaşlığı, sınıf arkadaşlığı, komşuluk ve mahalle arkadaşlığı, yol arkadaşlığı ve toplu arkadaşlık gibi çeşit çeşit arkadaşlıklar var...
Bu durumdaki arkadaşlıklar kendiliğinden oluşuyor. 
Bunlara sınır koymak ve belli ölçüler getirmek bazen mümkün olmayabiliyor.
Yukarıda anlatmaya çalıştığımız gibi, aileden aldığı sağlam bilgiler ve kültürel değerlerle “meşruluk” elde edilir.
Ebeveynler, bu hassas konuda mutlaka sınır koymaları ve ölçüleri belirlemeleri gerekiyor. 
Sınırsız kız-erkek arkadaşlığının sonucu bunalımdır.
Kız-erkek arkadaşlığı meşru sınırları aştığı takdirde genci,“ihanetlere ve bunalımlara“ kendi elimizle sürüklemiş oluruz. 
***
Kadın erkek ilişkileri gönül eğlendirecek türden şeyler değildir.
Bu ilişkilere girildi mi, kontrol elden çıkar, istenmeyen davranışlar peş peşe gelir.
Haram ilişkiler, insanı ruhsal olarak suçluluk kompleksine iter.
Sınırsız kız-erkek arkadaşlığının diğer bir adı da, “flört”tür.
Yani nikâh bağı olmadan cinsel isteklerin yerine getirilmesidir. 
Bu tutum evliliği zedelediği gibi cinselliğin kutsallığını da alıp götürür.
Bunun canlı örneklerini her gün televizyonlarda ve yazılı basında görüyoruz.
Bu ilişkilerin daha ileri boyutu ise “intihar”dır.
Bu duruma şöyle bir kıyaslama yapalım:
Sigara içen herkes uyuşturucu kullanır mı?
Hayır kullanmaz.
Ama uyuşturucu kullanan herkes sigara kullanmıştır.
Kız-erkek arkadaşlığına bu mantıktan bakmamız lazım.
Mustafa K. Topaloğlu
MILLI GAZETE

30 Ekim 2014 Perşembe

Abdurrahim Karakoçun Unutulmaz Şiiri

Milletin hissiyatına tercüman olan şiir ve yazılarıyla gönüllerde taht kuran, kimsenin konuşmaya cesaret edemediği en zor zamanlarda ‘Hak bildiğini Hak için haykıran’ gazetemiz eski(mez) yazarı ve şair Abdurrahim Karakoç'un (1932-2012) dillerden düşmeyen ve ebediyeti hatırlatan "Yol" isimli şiirini kendi sesinden istifadenize sunuyor ve bu vesileyle kendisine bir kez daha Allah'tan rahmet diliyoruz.. İşte o şiir:

30 Ekim 2014 Perşembe 21:42

Hayat kapısından tek tek 
Her giriş ecele doğru. 
Toprakta sürünür bebek 
Her karış ecele doğru.

İster yürü, ister bekle 
İster çıkart, ister ekle 
Geç kaldım diye gam çekme 
Her varış ecele doğru. 

Ayaklar zemine değer 
Analar yavrusun döğer 
Kalpten damara kan yağar 
Her vuruş ecele doğru. 

Yürü, koş, uyu, otur, kalk 
Yukarı bak, aşağı bak 
Dört yana dönmeyi bırak 
Her duruş ecele doğru. 

Bir el yapar, bin el bozar 
Gün alçalır, gölge uzar 
Önü kundak, sonu mezar 
Her yarış ecele doğru. 

Suları Islatamadım(sh.81)

25 Ekim 2014 Cumartesi

TEBRİK

TEBRİK
Tüm Alem-i İslâmın Hicri yılını kutlar, Hicret şuuruyla şuurlananlardan olmanızı dileriz...

22 Ekim 2014 Çarşamba

Soğuk Havaların Düşmanı Besinler

Beslenme Danışmanı Dr. Gönül Ateşsaçan, havaların soğumaya başladığı ve hastalıkların artmaya başladığı şu dönemlerde bağışıklık sistemimizi güçlendirecek sağlık deposu besinler ile ilgili bilgiler verdi.

Portakal:C vitamini, B vitamini, potasyum, kalsiyum ve magnezyum bakımından da zengin olan portakalın yararları saymakla bitmiyor. Bağışıklık sistemine verdiği faydaların yanı sıra, cildin kuruyup, kırışmasını önlüyor. Kanı temizleyen portakal, karaciğerin çalışmasına da yardımcı oluyor.

Greyfurt:C vitamini bakımından zengin olan bu meyve, acı-ekşi tadı nedeniyle diğer narenciyeler kadar sevilmese de, faydaları azımsanmamalı. Sindirim sistemini çalıştıran greyfurt, diş eti kanamalarını azaltıyor, tansiyonu dengeliyor. Greyfurt ayrıca kılcal damarlardaki kan dolaşımını da hızlandırıyor.

Nar:Gerçek bir antioksidan olan nar, potasyum, lif, C vitamini ve niyasin içeriyor. Bağışıklık sistemini güçlendirerek gribe karşı koruyan bu meyve, kolesterolü düşürüyor ve kalp sağlığını koruyor.

Muz: Bol miktarda folik asit, B6 vitamini barındıran muzun içinde ayrıca nişasta, potasyum ve şeker de bulunuyor. Muz, sindirim bozuklukları, kas krampları ve kas gevşekliğine iyi gelmesinin yanı sıra, atıkların vücuttan atılmasını da kolaylaştırıyor.

Kivi:A ve C vitaminleri ile potasyum, kalsiyum, demir ve magnezyum bakımından zengin olan kivi, bağırsakları çalıştırarak, sindirimi kolaylaştırıyor. Kivi, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek, soğuk algınlığına karşı koruyor. Ayrıca, nefes açıcı etkisiyle astımlılara da fayda sağlıyor.

Milli Gazete - Hak Geldi, Batıl Zail Oldu | Mahmut Toptaş - Faiz, Uyuşturucu, Sigara, Zina

Milli Gazete - Hak Geldi, Batıl Zail Oldu | Mahmut Toptaş - Faiz, Uyuşturucu, Sigara, Zina

20 Ekim 2014 Pazartesi

KÖYLÜMÜZ HASTA

Hacı  Karen AKPINAR, hasta Eski Araşt. Hast. Gasroentroloji Servisi 6.kat 623 numarada yatmaktadır. ALLAHcc cümle hastalara şifalar versin.

KÖYLÜMÜZ HASTA

Haci Osman UZUN Beyin ameliyatı olmuştur. Eski Araşt. Hast. Beyin ve Sinir Cerrahi Servisi 2.kat 204 numarada yatmaktadır. ALLAHcc cümle hastalara şifalar versin.

19 Ekim 2014 Pazar

Asla Razı ve Hoşnut Değilim

Mehmed Şevket Eygi
19-10-2014
Ayasofyanın camilikten çıkartılıp müze yapılmasından hiç mi hiç hoşnut ve razı değilim. Bu zulme daima karşı olacağım, asla doğru bulmayacağım. 
**
Yeni Ceza Kanununda zina suçu maddesi olmamasından hiç razı ve hoşnut değilim. Bunu daima protesto edeceğim.
**
İmam-Hatip okullarında bütün öğrencilere topluca cemaatle vakit namazı kıldırılmamasından, namaz konusunda gaflet, gevşeklik ve tehavün gösterilmesinden hiç razı ve hoşnut değilim. Bu okullarda beş vakit namaz mutlaka mecburî olmalıdır.
**
Türkiyemin gırtlağına kadar lanetli faize batmış, batırılmış olmasından hiç mi hiç razı ve hoşnut değilim. Bu yüzden üzerimize azap ineceğinden çok korkuyorum.
**
Devletimizin TC başlıklı vesikalarla yasal KDV’li sekse izin vermesinden razı ve hoşnut değilim. Bu kötülüğü ve çirkinliği daima protesto ve tel’in edeceğim.
**
Ülkemin ormanlarının, makilerinin, yeşilliklerinin, sularının tahrip edilmesine, kirletilmesine asla rızam yoktur. Bunu yapanların ve yaptıranların elleri kurusun, tepe üstü düşsünler.
**
Halkın bin çeşit bozuk gıda ve meşrubat ile, kimyevî maddelerle aromalarla, boyalarla, koruyucu maddelerle zehirlenmesine, hasta edilmesine asla rızam yoktur. 
**
İlaç sanayiinin ve hastahane endüstrisinin menfaati için lüzumsuz yere ilaç tükettirilmesine, fotoğraf çektirilir gibi sonografi ve emar çektirilmesine, gerekmediği halde tıbbî tahliller yaptırılmasına rızam yoktur.
**
İstanbulda trafiğin perişan edilmesine, her gün milyonlarca otomobilin bir kişi ile seyr etmesine, kuralları ihlal edenlere ceza kesilmemesine rızam yoktur. Protesto ediyorum, buna sebep olanlara beddua ediyorum.
**
İstanbulda depremden sonra halkın toplanması için ayrılan arazilere, meydanlara inşaat izni verilmesine, buralara AVM, lüks otel yapılmasına asla rızam yoktur. 
**
Ülkemde haram yenmesine, haram rantlar elde edilmesine, kara ve kirli servet birikimi olmasına rızam yoktur. Bu kötülüklere isyan ediyorum.
**
Emanetlerin, işlerin, makam ve mevkilerin, memuriyetlerin ehliyetli olanlara değil, ehliyetsiz bizdenlere verilmesinden asla razı ve hoşnut değilim. Protesto ediyorum.
**
Ehl-i Sünnetin kaldırılması, onun yerine Mutezile mezhebi ile Fazlurramancılık karışımı light ve ılımlı bir İslam getirilmesi gizli planlarına karşıyım. Bunu bir hıyanet olarak görüyor ve protesto ediyorum.
**
İslam dünyasının ve Türkiyenin bölünmesini hedef alan BOP’u (Büyük Ortadoğu Projesini) sesimin çıktığı, gücümün yettiği kadar protesto ediyorum.
**
Ehl-i Sünneti yıkıp, Ümmet birliğini berhava edip, birlik yerine bin parçadan oluşan bir tefrika ve bölünmüşlük getirmeye yönelik İslamcılık, İslam Protestanlığı cereyanını takbih ve tel’in ediyorum.
**
Şu İslam ülkesinde her gün beş milyon aziz ekmeğin çöpe atılması israfını, nankörlüğünü, beyinsizliğini protesto ediyorum.
**
Birtakım Müslüman hanımların ve kızların şer’î tesettür yerine şeytanî tesettüre bürünmelerini protesto ediyor, onları şeytan modalarına büründüren tesettür bezirganlarını şiddetle kınıyorum.
**
Hükümet ücretsiz Osmanlıca kursları açtığı halde bunlara kayd olup bir yıllık yazımızı öğrenmeyen cahillere derin üzüntü ve teessüflerimi sunuyorum.

Sözde dindar geçinen ama ezan okunduğu vakit herhangi bir şer’î özrü olmadığı halde camilere gidip cemaatle namaz kılmayan Müslümanları protesto ediyorum.
**
Cami imamlığını parayla namaz kıldırma memurluğu haline getiren münafıkları şiddetle protesto ediyorum.
**
İmkan ve hürriyet olduğu halde açıkça işlenen günahları, isyan ve tuğyanları protesto etmeyen, nehy-i münker yapmayan, böylece haksızlık karşısında susan dilsiz şeytanların rolünü oynayan neme lazımcı sözde Müslümanları protesto ediyorum.
**
Peygamberimize, mukaddesatımıza saldırılınca kılları kıpırdamayan ama kendi cemaatlerine ve baronlarına fiske vurulunca yeri göğü birbirine katan dengesiz holiganları protesto ediyorum.
**
Dıştan dindar görünen ama gerçekte dini imanı para, menfaat, zenginlik, benlik olan yarı mühtedileri protesto ediyorum.
**
Bütün bunlara karşı:
İtikatları sahih olan… Beş vakit namazı dosdoğru kılan… Cemaat ehli… İhlaslı… Muttaqi… Mürüvvetli… Doğru dürüst İman ve Kur’an hizmeti yapan… Yüksek ahlak ve karakterli… Faziletli… Âbid… Zâhid… Sâlih… Âmirîne bi’l-mâruf ve nâhine `ani’l-münker, mücahid fi sebilillah… İman kardeşliğinin şartlarına ve haklarına riayet eden… Deccal ve kezzaplara muhalif… Ücretini mahlukattan değil Haliqtan bekleyen ve isteyen; tefrika, fitne, fesat çıkartmayan, kötülükleri iyilikle def’ edip uzaklaştıran muhterem İslami İmani Kur’an hizmetkarlarına çok hürmet ediyorum, onların ellerinden ve ayaklarından öpüyorum. Müstecab dualarına bu fakiri de katmalarını yalvararak rica ve istirham ediyorum.
MİLLİ GAZETE

17 Ekim 2014 Cuma

Ahirete kul hakkıyla gitmeyelim

Muhterem Müslümanlar! 

Hak mefhumu, dinimizde önemli bir yer tutar. Kur’an-ı Kerim’de en çok üzerinde durulan konuların başında kul hakları gelir. Sevgili Peygamberimiz, Veda Hutbesi’nde: 

“Ey insanlar; mallarınız, kanlarınız, ırzlarınız, şeref, haysiyet ve namuslarınız her türlü tecavüzden masumdur.” (Riyazü’s-Salihiyn, C/1, Sf: 262) buyurup, konunun önemine dikkatleri çekmiştir. 

Efendimizin beyanına göre, kul hakları iki kısımda ele alınır: 

Mal ve eşya olarak başkalarına ait hiçbir şeyi, sahibinin rızası dışında anlamaktır ki buna maddi haklar denir. 


Diğeri ise, hiç kimsenin haysiyet şeref Irzına el uzatmamak ve hayat hakkına saygı göstermektir ki bu da manevi hakları alanına girer. 

Kur’an Kerim’de: 

“Ey İman Edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yiyin. Haram ile nefsimizi mahvetmeyin.” (Nisa Suresi, âyet: 29) buyurur. Buna göre herkes mal varlığını korumakla mükelleftir. 

Karşılıklı anlaşma olmadan kimsenin malına el uzatılamaz. 

Efendimiz (SAV): 

“Kim bir Müslümanın malını gasp ederse, Allah o Müslümana cenneti haram eder.” (Riyazü’s-Salihiyn C/1, Sf: 262) diye beyanda bulunmuştur. 

Ayet ve hadislerden anlaşılıyor ki, hırsızlık, karaborsacılık, vurgunculuk, hileli mal satmak, tartı ve ölçüde hile yapmak kul haklarının gaspıdır. Meşru yollar dışında, ne suretle olursa olsun, zimmete geçirilen hukuka uymayan, her şey kul hakkına tecavüzdür. 

Muhterem Müslümanlar!

Gıybet, dedikodu, iftira ve yalanlarla, insanların hoşlanmadıkları şekilde incitilmeleri manevi hakların gaspı olur. 

Sevgili Peygamberimiz: 

Kıyamet gününde üç kimsenin amel defteri iğrenç olacak/affedilmeyecek:

1.Cenab-ı Hakk’ın azabından korkmayanların. 

2.Allah hatırlamayanların.

3.Af edilmemiş kul hakkıyla oraya gelenlerin” buyurmuştur.

Yine Peygamberimiz, ölmeden önce insanlarla barışıp helalleşmemizi, emanetleri yerine getirmemizi tavsiye etmektedir. (Riyazü’s-Salihiyn, C/1, Sf: 241) 

Bir gün peygamberimiz yandakilere sordu:

- Müflis/iflas eden kimdir?

- Parası ve mali olmayanlardır, dediler. 

Bunun üzerine Efendimiz (SAV): 

- Benim ümmetimin müflisi o kimsedir ki, kıyamet gününde namaz oruç ve zekâtla gelir fakat şuna sövmüş, buna iftira etmiş, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüş. Bundan dolayı onun sevabında yukarıda sayılan hak sahiplerine verilir. Üzerinde haklar ödenmeden sevabı tükenirse hak sahiplerinin günahları, o kimseyi yükletilir. Sonra o kimse cehenneme atılır. (Riyazü’s-Salihiyn, C/1 Sf: 266) diye beyanda bulundu. 

Anlaşılıyor ki, bütün farz ibadetlerini yapılmış olması kâfi görülmeyip, üzerinde kul hakkı oluşturmayacak davranışlar içinde bulunması da gerekir. 

Muhterem Müslümanlar! 

Meselenin şu günde dikkate alınmalıdır. Herkes ait olan mallar ki bunlara kamu malı deniyor, bunlar bütün topluma aittir. Haksız zimmete geçirmek sorumluluk getirir. 

Hazineye, belediyeye, vakıflara ve diğer kamu mallarına ihanet etmek zimmete geçirmek, şahsi menfaatler doğrusunu kullanmakta kul hakkına girer. 

Ahirete iman eden kişi dünyada yaptıklarının zerresine varana kadar hesabının sorulacağını bilir ve asla hiçbir şekilde kul hakkına tecavüz edemez. Ederse, ya ahirete iman etmiyordur ya da inancı yok diyecek kadar zayıftır. Bu felaketi hiçbir fert düşmemelidir. 

Milli Gazete

 

 

 


MAŞALLAH VAN GÖLÜ DEĞİL, TORTUM DEMİRCİLER KÖYÜ GÖLETİ

TORTUM GENEL GÖRÜNÜM

2012 ADRESE DAYALI TORTUM NUFÜSÜ

KÖYLER

TOPLAM

ERKEK

KADIN

Tortum

4052

2137

1915

Akbaba

203

104

99

Aksu

277

128

149

Aktaş

98

48

50

Alapınar

106

49

57

Arılı

162

80

82

Ballı

39

23

16

Çakıllı

65

32

33

Çardaklı

76

36

40

Çaylıca

119

53

66

Çiftlikköy

71

36

35

Çivilikaya

92

47

45

Demirciler

280

134

146

Doruklu

72

37

35

Esendurak

150

65

85

Hamidiye

47

21

26

İncedere

298

155

143

Kapıkaya

94

45

49

Karlı

170

76

94

Kazandere

305

152

153

Kemerkaya

30

14

16

Kırmalı

54

22

32

Kireçli

159

72

87

Meydanlar

129

63

66

Peynirli

128

65

63

Taşbaşı

132

64

68

Taşoluk

72

36

36

Tatlısu

15

8

7

Tipili

147

62

85

Tortumkale

239

110

129

Vişneli

166

77

89

Yağcılar

122

52

70

Yamankaya

119

56

63

Yellitepe

95

47

48

Yukarısivri

483

235

248

Yumaklı

200

100

100

Ziyaret

210

101

109

Bucak toplamı

5.224

2.505

2.719

(B) Bağbaşı

2.175

1.065

1.110

Çataldere

15

9

6

Derinpınar

343

165

178

Dikmen

479

229

250

Gökdere

204

112

92

(B) Pehlivanlı

1.371

664

707

(B) Serdarlı

2.563

1.253

1.310

Suyatağı

182

91

91

(B) Şenyurt

2.977

1.458

1.519

Uzunkavak

434

207

227

Yazyurdu

59

34

25

Bucak toplamı

10.802

5.287

5.515

İlçe toplamı

20.078

9.929

10.149

2008'DE NASILDI TIKLAYINIZERZURUM'UN, TORTUM'UN TORTUM'UN KÖYLERİNİN NUFUSU (2008)

DEREAĞZI HAVUZ YAPIMI 2010