ERZURUM HABERLERİ

22 Aralık 2014 Pazartesi

NEREYE GİTTİLER

 
Bütün hamtlar ve övgüler Allahu Teâlâ’ya mahsustur. Kâinat’ın zerresi adedince, Salât ve selam bütün insanlığın Efendisi, Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘e âline ve ashabına olsun.
 
Değerli okurlarım! Dünya fanidir. Dünyadaki her şey de fanidir. Baki olan yalnız Allahu Teala’dır. O halde bü fani dünyada kimse kalmayacaktır. İstesede istemese de herkes yolcudur. Ahiret yolcusudur. Dönüş Mevla Teala’yadır.
İşte ölümle ilgili ayeti kerimeler..
 
Mevla Teala Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurur.”Her nefis ölümü tadacaktır” (sonra yaptıklarının karşılını görmek üzere) bize döndürüleceksiniz” (Ankebut suresi–57-)
 
“Her nerede olursanız, ölüm sizi bulacaktır. Velev ki, tahkim edilmiş yüksek kalelerde bulunun.”.(Cuma Suresi.8) “Şüphesiz biz, hem diriltir ve hem de öldürürüz. Dönüş bizedir. (Kaf Suresi.43)
 
Ayeti kerimeler açıkça gösteriyor ki, herkes ölecek ve dönüş Allahu Teala’ya olacaktır. Ecel saatini değiştirmek mümkün değildir. Ölümün çaresi ve ilacı da yoktur. İlahi kanun böyledir.
 
Mevla Teala kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerimde bize haber vermiştir ki, bu dünyadan çok milletler gitmiştir. Güzeller güzeli (s.a.v.) de bize Hadisi şeriflerinde bize bildirmiştir ki, nice insanlar gitmiştir. İyilerde gitmiştir. Kötülerde gitmiştir. Ancak gittikleri yerler elbette farklıdır.
 
Kur’an-ı Kerim’in beyanına göre: “İyiler hiç şüphesiz, naim cennetindedirer. Kötüler ise cehennemdedirler” (İnfitar suresi.13)
Malına, mülküne, ordularına güvenip Allahu Teala’yı unutan nice sultanlar gitti. Cihana hükmeden hükümdarlar gitti. Allah diyenleri yakmak isteyen Nemrutlar gitti.
 
Hakkın sesini kısmak isteyen firavunlar gitti. Geniş hazinelerine mağrur olan Karunlar gitti.
 
Ölümle beli kırılan Kisralar gitti.Alahu Teala’nın sevgili Habibi Hz Muhammed (s.a.v.) öldürmeye kalkan Ebu Cehiller Ebu Lehepler gitti.İslamı ve Kur’an-ı hayat nizamı olmaktan çıkarmaya çalışan Tağutlar gitti. Hastalıklara ilaç yazan doktorlar gitti.
 
Şimdi nerde o kahkaha atan yüzler? Nerde o parlayan gözler? Nerde o konuşan diller?.nerede o servetine,makamına mağrur olup ahireti unutanlar? Nerede o saraylara sığmayan hükümdarlar? Nerde savaş meydanlarında zaferden zafere kaşan komutanlar?
Zaman onları eritmedimi? Muhteşem saraylardan mezar çukuruna, yumuşak döşeklerden sert toprağa, lezzetli yemeklerden böceklere yem olmaya gitmediler mi? Malları evlatları dostları onları ölümden kurtarabildi mi?
 
O halde, bu dünyaya gelenler hep gittiler. Sırası gelenleride bir bir yolcu ediyoruz. Sıra bize de gelecektir ve bu uzak değildir. Bu sebeple ölüme hazırlık yapmaktan başka çaremiz yoktur. Güzeller güzeli bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurdular.
 
”Dünyada bir garip veya bir yolcu gibi yaşa”(Buhari) O halde, yolcusun. Herkes gibi gidiyorsun. Sarılacağın kefen çoktan dokundu. Varacağın yer topraktır. Evin mezardır. O mezar ki etlerini yiyip kemiklerini çürütecektir.
 
 
Hesap verme yerin mahşer, gideceğin erin cennet veya cehennemdir. Biz cennete layık olmaya çalışalım. Ölümden hesaptan kurtuluş yoktur. Ne kadar yarsan yaşa bir gün öleceksin. Mevla Teala Kuran-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır.
 
Ölüm baygınlığı gerçek olarak gelmiştir. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.” (Kaf Suresi.19.)
 
Hesap vakti yaklaşmıştır. Herkes gibi bizde gidiyoruz. Gitmemeye gücümüz ve imkânımız yoktur.
Her gün döşek sermeden yatırdığımız, yanına ekmek koymadan gömdüğümüz insanların bu halinden ibret alalım. Mevla Teala’ya kulluk vazifelerimizi tam yapalım. Efendimiz (s.a.v.) in izinden ayrılmayalım.Unutmayalım ki,ahiret nimetleri bu dünyada kazanılır.Rabbim.ahire tini dünyada kazananlardan eylesin..

ŞEYTAN NAMAZA UYANDIRINCA

Bütün hamtlar ve övgüler Allahu Teâlâ’ya mahsustur. Kâinat’ın zerresi adedince, Salât ve selam bütün insanlığın Efendisi, Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘e âline ve ashabına olsun. Değerli okurlarım! İslam dininde Allahu Teala’ya imandan sonra ilk farz kılınan ibadet namazdır. İkinci vahiy ile Müddessir Suresi’nin ilk ayetlerinin indirilmesinden sonra Mekke-i Mükerreme’nin üst tarafında bir vadide Cebrail (a.s.) gelip Allah Resulü’ne (s.a.v.) gösterip öğretmek için abdest almış, peşinden Cebrail’den (a.s.) gördüğü şekilde Rasulullah (s.a.v.) abdest almıştır. Sonra Cebrail (a.s.) Peygamberimiz (s.a.v.) namaz kıldırmış ve namaz kılmayı öğretmiştir. Eve dönünce Resulü Ekrem (s.a.v.) abdest almayı ve namaz kılmayı hanımı Hz.. Hatice (r. Anha.) annemize öğretmiş, o da abdest almış ve ikisi de birlikte namaz kılmışlardır. (.İbn-i Hişam)  Namaz, İslam’ın beş temelinden birisidir. İmandan sonra islamda ilk farz kılınan ibadet namazdır. Namaz, Kur'an-ı Kerim’de doksandanfazla ayette zikredilir. Önceki şeriatlarda beş vakit namaz yoktu. Ancak vakitleri belirsiz genel anlamda namaz vardı. Namaz, hicretten bir buçuk yıl kadar önce Mi'rac (İsrâ) gecesinde farz kılınmıştır. Enes Bin Malik’ten rivayete göre, “Kâinat’ın Sultanı (s.a.v.) İsra gecesi namaz 50 vakit olarak farz kılındı. Sonra azaltıldı ve beş vakite düşürüldü. Sonra şöyle seslenildi. Ey Muhammed şüphesiz bizim nezdimizdeki söz bir değişikliğe uğramaz. Senin için bu beş vakit namaz, 50 vakit namazın karşılığıdır” (Buhari Salât,) Her güzel amele on katı ecir verileceği şu ayetle sabittir. ”Kim bir iyilik yaparsa, ona bunun on katı ecir vardır” Enam Suresi,160) Beş vakit namaz farz kılınmadan önce, Efendimiz (s.a.v.) in ibadet şekli Allahu Teâlâ’nın yaratıklarını düşünmek ve onun yüceliğini tefekkür etmek şekline idi. Sabah ve akşam ikişer rekât namaz kıldığı da nakledilir. Daha önceki ümmetlerinde namaz ibadeti vardır. “Güzeller güzeli (s.a.v.)’in gözünün nuru, müminin miracıdır.” (Nesai,) “Namaz, dinin direği, her hayrın anahtarıdır.” ( Teber ani.) Namaz Allah (c.c.) yalvarıştır. Namaz, kulun Allah (c.c.) yaklaşmasıdır. Namaz, bir müslümanın günde 5 defa Allah (c.c.) büyüklüğünü idrak etmesidir. Sad bin Muaz (r.a.) diyor ki, “hiçbir namaz kılmadım ki, o anda dünya işinden bir şey aklımdan geçti ise, hemen ondan vazgeçip, o namazı yeniden kıldım”. Dindar olmanın ve dinde olgunlaşmanın en açık ölçüsüde yine namazdır. Namaz kılmadan, dindar olmak ve dinde olgunlaşmak mümkün değildir. Namaz, baki olan Mevla Teâlâ ile fani olan insan arasında ilahi bir bağdır. Müslüman için, bu bağı koparmak kadar korkunç bir tehlike düşünülemez. Namaz, Allah’a yöneliştir. Namaz, kulun Allah’a yaklaşmasıdır. ”Kulun Allah’a en yakın olduğu an, secde halidir( Müslim ) Güzeller güzeli (s.a.v.) hadisi şeriflerinde şöyle buyurur. ”Kulun, kıyamet gününde, hesaba ilk önce sorulacak olan ameli namazdır. Eğer namazı dürüst çıkarsa, felah bulmuş ve kazanmıştır. Eğer, namazı düzgün çıkmazsa kaybetmiştir. Farz namazları eksik çıktığında Allahu Teâlâ bakınız, kulumun nafile namazı varmıdır? Der. Farz namazından eksik olanlar, nafile namazlarla tamamlanır. Diğer amelleri bu şekilde muhasebe edilir.” (Tirmizi) Namaz her bakımdan insanın temizlenmesine vesiledir. Çünkü namaz kılacak kişinin bedeni, elbisesi ve namaz kılacağı yer tertemiz olacaktır. Namaz kılmak demek, kulun Allah (c.c.) huzuruna çıkması ve O’na dua ve niyazda bulunması demektir. Namaz, insanın kalbini aydınlatır ve yüksek duygularla duygulandırır. Aynı zamanda her çeşit kötülüklerden alı koyar. İki namaz arasında kirlenen ruhlar, ancak namaz ile tertemiz olur. Gönüller, ancak Allah (c.c.) anmakla sükûn bulur. Namazın, yirmi dört saatte ve değişik vakitlerde kılınması, bu vakitlerde işlenen günahlara kefaret olması içindir. Namaz insanın gafletten uyanmasını, yaşayışına düzen vermesini, geleceğinin muhasebesinin yapmasını ve içtimai terbiyesinin olgunlaşmasını sağlar. Namaz, insanın sabır ve metanetini artır. Güzeller güzeli (s.a.v.)’e en faziletli amel hangisidir diye sorulunca? vaktinde kılınan namaz buyurdular. Yine buyurdular ki, “Allahu Teâlâ kullarına şahadet kelimesinden sonra namazdan daha sevgili bir ibadet farz kılmamıştır.Eğer namazdan daha sevgili, bir ibadet olsaydı, onu meleklere yaptırırdı. Hâlbuki melekler daima namazdadır Bir kısmı, rükû’da bir kısmı secdede, bir kısmı ayakta ve bir kısmıda oturmaktadır. Namaz, müminin kalbinde parlayan bir nurdur. Bu nur sayesinde mümin gaflette uyanarak hidayete ulaşır. Namazın şartlarına uygun doğru ve dürüst olarak ihlâs ve samimiyet kılınan namaz, kulun günahlarının bağışlanmasına sebep olur. Namaz insanı huzura kavuşturur ve kalbin kararmasını önler. Namaz, fakir ile zengini, amir ile memuru her seviyede ki insanı bir araya getirir. Makalemize başlık yaptığımız,  “Şeytan namaza uyandırınca”
İlgili kıssamız şöyledir. Hz. Muaviye (R.A.) bir sabah uyandığında Efendimiz (s.a.v.) mescidinde sabah namazının kılındığı vakit biraz geçmişti. Alelacele hazırlanıp mescide koşan Hz.Muaviye (r.a.) cemaati kaçırdığını görünce öyle bir “Ah” çekti ki, bu “ah”ı duyanlar, onun kalbine bir hançer saplandığını zannedip koştular. O gün üzüntüsünden hiçbir şey yiyip içmedi ve odasına kapanıp ağladı. Günler sonra yine erken uyanamadığı ve cemaati kaçırmak üzere olduğu bir sabah birisi odasının kapısını hızlı hızlı çalıp ona seslendi:  “Hey Muaviye! Kalk, cemaatı kaçıracaksın. Hz.Muaviye (r.a.) korkuyla uyandı, kapıyı açtı. Kapıdaki tanımadığı kimseye bu iyiliği için teşekkür ettikten sonra kim olduğunu sordu.
O, “Ben şeytanım!” cevabını verdi. “Bildiğim kadarıyla şeytan, insanları alıkoymak için uyutur. Senin beni namaza uyandırman çok garip” dedi. İblis, “Evet, şaşırma! Seni cemaate yetiş diye uyandırdım.  Çünkü geçenki gibi yetişmeyip ah çekseydin, o denli ah edişin 100 namaz yerine geçerdi. Namaz nerede kalırdı, o niyazın tesiri nerede.”  (Mevlana)                                                                                                                                        Mevla Teala namazını vaktinde kılan müminlerden eylesin
Ahmet YILDIZ

Kolanın bir saatte verdiği zararlar!

Günlük hayatımızda sıkça içtiğimiz kolanın ne kadar zararlı olduğunu bilmeyen kalmamıştır. Prof. Dr. Canan Karatay, bir bardak kolanın 60 dakikada vücuda verdiği zararı sekiz başlık altında şöyle özetliyor…

Bir bardak kola içtiğinizde kanınıza 10 çay kaşığı kadar şeker giriyor. Yani almanız gereken günlük şeker dozunun yaklaşık 100 katı.

İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan ‘fosforik asittir’.

İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.

40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.

45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar. (Eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.) Tekrar kolaya ve tatlılara saldırırsınız.

Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde leptin ve insülin direnci gelişir.

Şişmanlık hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.

MÜSLÜMANLARIN PARAYLA İMTİHANI

MÜSLÜMANLAR para, mal, servet imtihanını kazandılar mı, kaybettiler mi?.. İşte yaman soru budur!..

Bendenize sorarsanız Müslümanların bir kısmı (yüzde kaçı?) sınavı  kaybetmişlerdir.
Bu fakir muhalifim ama siyasî muhalefet yapmam. Benim muhalefetim sosyal ve kültürel muhalefettir.
Kötülüklerin, olumsuzlukların tamamını siyasî iktidarın üzerine yüklemem. Böyle bir yükleme ucuz ve kolay bir hüküm olur.

Bu ülkede Sünnî Müslümanlar çoğunluğu oluşturmaktadır ve  iyiliklerden de, kötülüklerden de öncelikle onlar sorumludur.
İşte bu Sünnî Müslümanların bir kısmı  para, mal, zenginlik imtihanını kaybetmişlerdir.
Sünnîlerin içinde istisnalar var mıdır? Elbette vardır ama istisnalar kuralı bozmaz.
Biz seni Sünnî biliyorduk, bu satırları nasıl yazıyorsun?
Elbette bendeniz Ehl-i Sünnet ve Cemaat Müslümanıyım ve özeleştiri vazifemi yapıyorum.
Kendini ve içinde bulunduğu toplumu ve cemaati âdil, insaflı, yapıcı şekilde eleştirmeyen bir yazar vazifesini yapmamış olur.
Resulullah efendimiz (Salat ve selam olsun ona) “Hesaba çekilmezden önce siz kendi muhasebenizi yapınız” buyuruyor.

İslam dininin temel değerlerinden biri istikamettir, yani doğruluk ve dürüstlüktür.  Müslüman doğrudur, dürüsttür, âdildir, insaflıdır. Haram kazanmaz, haram yemez. Müslüman rüşvet almaz.
Bendeniz, 1960’lı, 70’li yıllarda mangallarda kül bırakmayan birtakım sahte mücahidlerin, bilahare nasıl müteahhit olduklarını bilirim.
Namuslu, şeffaf, temiz, helal adamların ellerinden değil,  ayaklarından öperim.
Düzgün şekilde sanayi, ticaret, ithalat, ihracat, ziraat, hayvancılık, balıkçılık yaparak, hizmet vererek helal servetler kazanmış olanlara  söylenecek hiçbir sözümüz yoktur. Allah helal ticaretlerini bereketli kılsın, inşallah zekatlarını  versinler, hayır hasenat yapsınlar.

Lakin hem dindar görünen, hem haram gelirler ve servetler edinenler dilimizden kurtulamaz. Biz öyle bir Peygamberin (Salat ve selam olsun ona) ümmetiyiz ki,  Kureyş kabilesinden asil bir kadın hırsızlık yapıp  yakalanınca, affetmesi için şefaat edenlere  “Vallahi, kendi kızım Fâtima hırsızlık yapsa, elini kestiririm” demiş ve Şeriatin sirkat cezasını o kadına uygulamıştı.
Evet, Müslümanlar da zengin olsunlar, büyük sanayi ve ticaret işleriyle uğraşsınlar ama bunları meşru şekilde yapsınlar, gayr-i meşru yollara sapmasınlar.

Bu yazımdan hiçbir namuslu, şerefli, doğru, dürüst, temiz, şeffaf kimse gocunmasın.  Onlarla bir alıp vereceğim yoktur, meşreblerimiz ayrı da olsa kendilerine hürmet ederim.
Şu yazdıklarımda İslama aykırı bir yer var mıdır? Yoktur.

Yapıcı olmak şartıyla özeleştiri iyi midir, kötü mü?.. Elbette iyidir ve mutlaka yapılmalıdır. İsim vermiyorum… İyilerin ellerinden öpüyorum… Kötüleri tenkit ediyorum…

20 Aralık 2014 Cumartesi

GENÇ


Konuşurken sık sık dile getirdiğimiz genç kelimesi farsçadır. Manası ise, define, hazine, gömülü hazine demektir. Böyle muhteşem bir hazineyi, defineyi keşfetmek, işlemek, yararlı hale getirmek sadece anne ve babalarının değil, sorumluluk duygusu ile yaşayan herkesin vazifesidir.

Cumhuriyet döneminde en çok istismar edilen, yanlış ve batıl ideolojilere kurban edilen, “gençlik bir defa yaşanır, özgürce yaşa” iğrenç sözleriyle en büyük haksızlığa kurban edilen gençlerimizin elinden, zihninden ve gönlünden tutanları tebrik ederken, bilinçli olarak tuzak kuranları Allah’a havale ediyoruz.

Çağdaşlık ve laiklik adına gençlerimize tuzak kuranları, onları yanlış ve batıl yollara yönlendirenleri ahiret boyutuyla ele alırsak, karşımıza acı bir gerçek çıkar:

O gün inkarcılar, dünyadayken göklere çıkardıkları ve körü körüne peşinden gittikleri liderlerine büyük bir kin duyacak ve: Ey Rabbimiz, diyecekler, bizi doğru yoldan saptıran cinleri ve insanları bize göster ki, onları ayaklarımızın altına alıp çiğneyelim, böylece en aşağılık kimselerden olsunlar.” Fussilet Suresi/29

Cumhuriyet döneminde gençlerimizin elinden ve gönlünden tutan Merhum Necmettin Erbakan Hocamızı, Said Nursi Hazretlerini, Süleyman Hilmi Tunahan Hazretlerini, Muhammed Zahid Kotku Hazretlerini, Üstad Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretlerini, hayırla yâd ettiğimiz Mahmud Efendiyi, Merhum Muhammed Raşid Erol Efendiyi, merhum Necip Fazıl Kısakürek, Kadir Mısırlıoğlu, Akıncılar Derneği kurucuları, Milli Türk Talebe Cemiyeti kurucularını, merhum Zeki Soyak Efendiyi ve saymakla bitiremeyeceğimiz nice değerleri hayırla yâd ediyoruz.

Bugün 15-24 yaş arası genç nüfusumuz yaklaşık 13 milyondur. 13 milyon gencimizi bekleyen en tehlikeli tuzakların başında sigara, alkol ve uyuşturucu gelmektedir. Terör örgütlerine katılım yaşı ise 16-25 yaş arasıdır. Yüz kızartıcı, dünya ve ahireti yıkan kürtaj ise, 2009’da 60 bin 140, 2010’da 58 bin 186, 2011’de ise 69 bin 364’de çıkmıştır.

Bir milletin 60 yıl sonrasını tahmin edebilmek keramet değildir. Bugünkü gençliğin durumuna bakın, 60 yıl sonrasını verir. 60 yıl sonrasının faturasını ödemek istemiyorsak, yapacağımız vazifeleri hatırlayalım 

Kur’an-ı Kerim’de örnek alınacak gençler isimleriyle tanıtılır. Hz. İbrahim, Hz. İsmail, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. İsa ve Ashab-ı Kehf. Bu güzel isimler niçin anlatılır? Tek kelime ile örnek alınması içindir. İsmi açıklanan bu güzel insanların her biri, bir rehber ve örnektir. Anne ve babalar olarak ilk adımızı bu güzel, örnek insanlarla atabiliriz.

Dünya ve ahiret hayatında rezil ve perişan olmak istemiyorsak, gençlerimizi Lokman Suresi ile tanıştırabiliriz. Gençlerimiz için özel bir bütçe oluşturabiliriz. Yediği önünde, yemediği arkasında olan bir hayat, geleceği sıkıntılı olan bir hayattır. Dünyaya gelmesine vesile olan anne ve babalar olarak, ne kadar örnek olabiliyoruz? Sorusunu vicdanen iyi cevaplandırmalıyız.

Hz. Ali’nin şu sözünü anne ve babalar olarak zamanında yerine getirecek olursak, gençlerimizin sadece elinden değil, gönlünden de tutacak olursak, örnek bir neslin oluşmasını sağlayabiliriz:

“Çocuklarınızla 7 yaşına kadar oynaşın, 15 yaşına kadar arkadaşlık yapın ve 15 yaşından sonra onlarla istişare edin.” İşte hepimize bir formül, bir çözüm ve çare…

Gençlerin namaz kılmamalarından şikâyetçi olanlar için, Ömer Seyfettin’in, ilk namaz isimli eserini tavsiye edebiliriz.

Akşamleyin eve geç gelmelerinden şikâyetçi olan anne ve babalara deriz ki, evimizi genç için mıknatıs hale getirmezsek, evimize değil yanlış adreslere gitmelerine sebep oluruz.

Netice: Her ne kadar gençlik üzerinde kısa bir değerlendirme yapmış olsak da, öyle ümit ediyoruz ki, istikbalimiz iyi olacaktır. Baskıcı ve dayatmacı sistem, yerini ikna edici ve ihtiyaç giderici bir ortama terk etti. Gençlerimiz, üzerine aldıkları vazifeleri yeri getirmenin sorumluluğunu idrak ediyor artık. Gerek STK, gerek dernek ve vakıflar bünyesinde bulunan gençlerimizin, istikballeri ümit verici. Anne ve babalar olarak gençlerimize ne kadar değer verir, ne kadar örnek olursak, o nispette verim alacağımıza kendimizi inandırmalıyız.

18 Aralık 2014 Perşembe

KÖYLÜMÜZ HASTA

Ahmet BOZ, bir rahatsızlık geçirmiştir. Palandöken Hast. Ortopedi servisi 2. Kat 218 numarada yatmaktadır. RABBİM şifalar versin.
Kaynak: Mahmut POLAT 

16 Aralık 2014 Salı

Diriliş Ertuğrul 2. bölümünde neler olacak


Diriliş Ertuğrul 2. bölümüyle 17 Aralık Çarşamba akşamı 19.55’te TRT1’de.

TRT 1'in ilk bölümüyle zirveye yerleşen dizisi Diriliş Ertuğrul, 2. bölümüyle de ekran başına kilitleyecek. 2.Bölüm Özeti: Ertuğrul ve Alpleri Halep yolunda, Halime ve ailesi ise obada saldırı altındadırlar. Ölümle hayat arasındaki ince çizgide kalakalmışlardır. Hangi yardım eli onları bu ateş çemberinden çıkaracaktır? Menziline varan Ertuğrul, Halep sarayından istediğini alma konusunda ümitlidir fakat işi hiç de kolay olmayacaktır. Hem Halep sarayında hem de bu şehrin kendilerine yabancı sokaklarında, Ertuğrul ve Alplerini şaşkınlığa uğratacak pek çok olayla karşılaşacaklardır.Halimelerin uğradığı baskın, obanın orta yerine düşen bir yıldırım gibi ahaliyi sarsmıştır. Herkesin aklında aynı soru vardır: Kim Kayı Boyu’nun mahremine girip saldırı düzenleme cüretinde bulunabilir? Bu vaziyet en çok da Süleyman Şah’ın aklını kurcalar. Kayıların ihtiyar çınarı; bu işin arkasında delice bir cesaret mi, yoksa haince bir ihanet mi olduğunu öğrenmek istemektedir. Babasıyla kopma noktasına gelen Gündoğdu’nun hırsı ve öfkesi, mantığını tamamen perdelemek üzeredir. Süleyman Şah’a karşı girişeceği üstü kapalı mücadelede; gözünü ne kadar karartacağı, elini ne kadar kirleteceği onun için dahi meçhuldür.Halime; kaçmaya çalıştıkça, kaderin cilvesiyle daha da yakınlaştığı bu insanların arasında, bir an bile olsa mutlu hissetmektedir kendisini. Halime’ye yabancı bu duygu, onu korkutmaktadır. Halime’nin kaçmaktan yorulan kalbini titreten tek bir soru vardır şimdi: Ertuğrul’u yeniden görebilecek midir? Üstelik bu sorunun cevaplarından hangisinin kendisi için daha yaralayıcı olduğunu bilmemektedir…

15 Aralık 2014 Pazartesi

KÖYLÜMÜZ HASTA

Muzaffer BİLMİŞ yoğun bakımdan çıkmıştır. Eski Araşt. Hast. Kalp Merkezı Kardiyoloji Servisi 1.kat 117 numarada yatmaktadır. RABBİM cümle hastalarımıza acil şifalar versin.

KÖYLÜMÜZ HASTA

İbrahim DOĞAN'ın Eşi ameliyat olmuştur. Bölge Eğt. Hast. Genel Cerrahi Servisi -1.kat 84 numarada yatmaktadır. RABBİM şifalar versin. 
Kaynak: Mahmut POLAT

MAŞALLAH VAN GÖLÜ DEĞİL, TORTUM DEMİRCİLER KÖYÜ GÖLETİ

TORTUM GENEL GÖRÜNÜM

2012 ADRESE DAYALI TORTUM NUFÜSÜ

KÖYLER

TOPLAM

ERKEK

KADIN

Tortum

4052

2137

1915

Akbaba

203

104

99

Aksu

277

128

149

Aktaş

98

48

50

Alapınar

106

49

57

Arılı

162

80

82

Ballı

39

23

16

Çakıllı

65

32

33

Çardaklı

76

36

40

Çaylıca

119

53

66

Çiftlikköy

71

36

35

Çivilikaya

92

47

45

Demirciler

280

134

146

Doruklu

72

37

35

Esendurak

150

65

85

Hamidiye

47

21

26

İncedere

298

155

143

Kapıkaya

94

45

49

Karlı

170

76

94

Kazandere

305

152

153

Kemerkaya

30

14

16

Kırmalı

54

22

32

Kireçli

159

72

87

Meydanlar

129

63

66

Peynirli

128

65

63

Taşbaşı

132

64

68

Taşoluk

72

36

36

Tatlısu

15

8

7

Tipili

147

62

85

Tortumkale

239

110

129

Vişneli

166

77

89

Yağcılar

122

52

70

Yamankaya

119

56

63

Yellitepe

95

47

48

Yukarısivri

483

235

248

Yumaklı

200

100

100

Ziyaret

210

101

109

Bucak toplamı

5.224

2.505

2.719

(B) Bağbaşı

2.175

1.065

1.110

Çataldere

15

9

6

Derinpınar

343

165

178

Dikmen

479

229

250

Gökdere

204

112

92

(B) Pehlivanlı

1.371

664

707

(B) Serdarlı

2.563

1.253

1.310

Suyatağı

182

91

91

(B) Şenyurt

2.977

1.458

1.519

Uzunkavak

434

207

227

Yazyurdu

59

34

25

Bucak toplamı

10.802

5.287

5.515

İlçe toplamı

20.078

9.929

10.149

2008'DE NASILDI TIKLAYINIZERZURUM'UN, TORTUM'UN TORTUM'UN KÖYLERİNİN NUFUSU (2008)

DEREAĞZI HAVUZ YAPIMI 2010